• $8,2999
  • €10,0955
  • 490.073
  • 1444.87
12 Eylül 2016 Pazartesi

Yeni dünya düzeni ne menem bir şey?

Yeni dünya düzeni “küreselleşme” ile gündeme gelen bir kavram. Ama “Küreselleşme” öyle yeni bir kavram/olgu değil.

İktidarı devralmanın zihniyet/mekanizmaları kendisinden bir öncekini “yok hükmünde” saydığı için, sürekli hafızasız insanlar/toplumlar olmamız isteniyor. Bu tavırla özellikle “devrim” süreçlerinde karşılaşıyoruz.

İktidarı devralanlar şüphesiz görece “yeni” bir şeye dayanıyor, belirli bir toplumsallıkta karşılık görüyorlar. Ancak “Ay’ın karanlık yüzünde”, geçmişin mirasını yağmalama ve onu kendi iktidarı için dönüştürme var.

Eski yeninin içinde her zaman yer alıyor. Bu devrimcilerin tiksindiği bir paradoks. Çünkü sıfırdan bir düzen yaratmak mümkün değil. Bugün dünya içinde “Taş Devri” dahil olmak üzere her dönem varlığını ama öyle ama böyle sürdürüyor. Aslında hiçbir toplum, gelenek, felsefe tam manasıyla kaybolmuş değil.

Küreselleşme de öyle… İlk küreselciler, sanırım yandaki klanı işgal etmeyi ilk akla getirenlerdi. Lakin sadece orasını ele geçirmekle kalmadılar; oraya kendi kültürlerini götürdükleri gibi, kendileri de o yerleşik kültürden etkilendiler, başka bir şeye dönüştüler.

Büyük İskender, Roma, İslam uygarlığı, Haçlılar, Moğollar, ilk küreselciler olarak bilinir. Bu süreçler son derece kanlı ve amansızdı. Ancak küçük, yalıtılmış uygarlıkları iç içe geçirmeye de hizmet ettiler. Mesela Moğollar sadece savaş yapmıyorlardı. Önemli bir uygarlığa sahiptiler. Gittikleri yerleri de araştırıyor, öğrendiklerini de öz topraklarında uygulamaya, geliştirmeye çalışıyorlardı.

Batı, kültür taşıyıcılığını bir savaş aygıtı olarak ilk kez kullanan medeniyet oldu.

Yani kendimizi “kendinden menkul” hissedebiliriz ama öyle değil. Belki öyle bir şey hiç yoktu. Bunun bir anlamı da, “Tekliğin”, Yaradan dışında kimseye atfedilmemiş olmasıdır. Dünya üzerinde hakimiyetin mutlaklaşması yok oluş demektir. Çürümenin mükemmel düzeye ulaşmasıdır.

Son dünya düzeni de “Aydınlanma” süreciyle her yöne doğru küreselleşen Osmanlı’ya karşı Batı uygarlığının yaptığı hamle üzerine gerekleşti. Tabii burada önderliği kendi içinde sırasıyla Hollanda, İspanya, Portekiz, Fransa, Britanya ve ABD aldı. Britanya liderliğinde Osmanlı çökertildi. ABD döneminde ise SSCB yıkıldı.

Ben buna insan uygarlığının ergenlik dönemi diyorum.

İçinde bulunduğumuz süreçte klasik anlamdaki küreselleşme küresel sınırlarına eriştiği için, farklı bir mücadelenin içinde olacağız.

Bu süreçte, hedefte “ulus devletler ve büyük dinler” olacak gibi görülüyor.

Nedeni basit, artık dünyanın bir ABD, Rusya veya Çin gibi ulus/uluslarbirliği devletler tarafından yönetilmesi dahi “piyasa”nın ihtiyaçlarını gideremeyecektir. Karmaşık ve ağır işleyen, bazen de Piyasa’nın aleyhine kararlar alabilen çok yapılı kurumlar yerine, devletler üstü, temsili demokrasiyi, parlamentoları atlayacak küresel, daha basit ama güç yoğunlaşmasını sağlamış tam hakim bir düzeneğe ihtiyaç vardır.

Ulus devletler ve büyük dinler, bu son “tek tipleşme” hamlesine doğal direnç ihtiva ederler. Bu nedenle ulus devletlerin artık işe yaramadığını, büyük dinlerin de tehdit olduğunu göstermek gerekir. Demokrasi, insan hakları, özgürlük söylemleri üzerinden haklı grup talepleri kışkırtılarak ve hedefinden saptırılarak ulus devletlerin işlevsiz kalması, parçalanması sağlanmaya çalışılır. Bunu, dini marjinalleştirerek ve küçük insanların muvazenesini yitireceği dehşetler eşliğinde yaptığınızda, bir dünya devleti ve tek bir dünya dinine hazır kitleler/iklim yaratabilirsiniz.

Sanırım Suriye üzerinden yapılmak istenen, kanımca Batılı ulus devletlerin de bölge hakimiyeti açgözlülüğüyle düştüğü tuzak da budur.

<p>Astrolog Özlem Recep, 'Kadro bekleyenler alanları ile ilgili olumlu olan süreçlerin içerisindeyiz

11 Mayıs Boğa Burcu Yeniayı'nın burçlara etkisi

Demir yoluyla taşınan bor, seramik ve mermer miktarı arttı

Bakan Karaismailoğlu, Trabzon'da inceleme ve ziyaretlerde bulundu

Osmaniye'de tarlada bulunan yaban kedisi yavruları bakıma alındı