• $8,2487
  • €10,0351
  • 487.014
  • 1455.4
22 Eylül 2016 Perşembe

Gelecek Erdoğan’ın siyasi modelinde...

Önceki gün Cumhurbaşkanı Erdoğan 71. BM Genel Kurulu’nda tarihi bir konuşma yaptı. Kralın çıplak olduğunu bilen lakin bunu ifade etmekten imtina eden üyelere “Dünya beşten büyüktür” diyerek bir kez daha “Kral çıplak” dedi.

Erdoğan, dünyanın bilim, teknoloji, ekonomik gelişme ve sağlık şartları açısından tarihin zirve dönemini yaşadığını ama bu tablonun utanç verici karanlık bir yüzünün bulunduğunu da söyledi.

Gerçekten de öyle... Bir Suriyeli bunu asla hissetmeyecektir ama dünya, tarihinin en pozitif dönemini yaşıyor. Pek çok kritere göre önceki çağlardan daha müspet bir dönemdeyiz.

Demek ki sorun imkan ve şartlarda değil.

Sorun adalet eksikliğinde...

Nitekim Erdoğan aslında bu kriz ve sorunların kolaylıkla çözülebilecek mahiyette olduğunu vurguluyor (yüze çarpıyor) ama siyasi iradenin çözümden yana tercih yapmamasının “insanlık onuru ve vicdanını yaralayan utanç verici bir tablo” yarattığını ifade ediyordu.

Mesele bir tercih sorunudur ve bu sistemi kuran/işleten mantığın yaslandığı değerlerdeki soruna ve sistemin zamanaşımına işaret eder.

Cumhurbaşkanı’nın ifade ettiği gibi BM, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulmuş bir küresel örgüt ama kuruluş kodları küresel değil, ABD/Avrupa’nın kesişen hikâyesine dair.

2. Dünya Savaşı, Avrupa’nın infilakıydı. Böyle bir vahşet dünya tarihinde görülmemiştir. Sadece Avrupa’nın insan kaybı 37 milyondu ve bunun 19 milyonu sivildi. Kızıl Ordu’nun, Alman mezalimi karşısında ele geçirdiği bölgelerde giriştiği intikam/vahşetin boyutu akıl almazdı. Sadece Almanya’da doğan tecavüz (Rus) çocuklarının sayısı 200 bindi. Milyonlarca kişi mübadeleye maruz kaldı. Avrupa çok kültürlü/etnisiteli yapısını kaybetti ve monolitik küçük ülkelere dönüştüler.
Kaldı ki mütarekeden sonra “sadece savaşın sıcağından soğuğuna” geçilmişti. Stalin vahşeti öz topraklarının dışında da, Doğu Avrupa’da sürdürüyordu. Avrupa utanç içindeydi. Yıkılmış ve onuru zedelenmişti. ABD ve SSCB’nin yardımı olmadan savaşı kazanamamışlardı. ABD’yi içişlerine karışması için kıtaya davet ettiler. (Aşağı yukarı aynı günlerde Türkiye de azimle ABD’ye yanaşmaya çalışıyordu.)

BM, Almanya bir daha Fransa’ya saldırmasın diye kurulan, dünyayı ABD/SSCB eksenli ikiye bölen bir konseptin tezahürüydü. Bundan fazlası değil.

Bir yanda SSCB tehdidi, bir yanda ekonomik/siyasi çöküntü, diri olan ABD’ye olan bağımlılığı rasyonel bir tercih haline getirdi. Kuralı ABD koyar oldu. Esasen BM de Beyaz Saray’ın bir uzantısı vasfını taşır.

Özetle, bir büyük ülkenin çıkarını gözeten, onun savaşı kazanması ve imkanları üzerine kurulan bir örgütün çoğulcu/adil olması beklenemez. 2. Dünya Savaşı sonrası şartlarında oluşan bu dünya düzeninin bugünün ihtiyaçlarına cevap vermeyeceği açıktır.

Sayın Erdoğan “Dünya beşten büyüktür” derken sadece ahlaki bir tutum da almıyor oysa. Değişimin kendisini dayattığını ve bunu görmezden gelmenin gelecek nesilleri tehlikeye atacağını ifade ediyor.

Erdoğan bir gerçekliğin küresel sözcülüğünü yapıyor. Etkisi buradan geliyor.

Çünkü Türkiye dâhil birçok ülke için ABD merkezli bir dünya çok dar ve sıkışık. Artık başka bir dünya mümkün. Mesela stratejik ortağınıza Suriye’de kazık atıp, darbeci Gülen’i kolluyorsanız, o ülke için vazgeçilmezliğiniz artık sorgulanır.

Ama 1950’lerde sorgulanamazdı.

Dolayısıyla, Erdoğan bir yandan BM’nin madun üyelerine “korkmayın” derken, ortaya geleceği parlak/rasyonel bir siyasi model sunuyor.

Bu manada Türkiye ekonomik değil, siyasi anlamda tehdittir. Ortaya koyduğu siyasi model, eski düzeni sürdürmek isteyenlerce hoş karşılanmayacaktır.

Tekrarlayalım, bu Erdoğan’ın şahsi bir görüşü değil, olgusal bir gerçekliktir. Bu gidişat Mısır’da Sisi, Suriye’de PKK, Brezilya’da darbe desteklenerek ne kadar ertelenebilir, şüpheli. Bu mümkün olsa bile, Avrupa’nın 2. Dünya Savaşı yıkımına sürükleyen kolonyal hataları tekrarlamak olmaz mı?

Buradan iyi bir şey çıkabilir mi?

Hasılı, Erdoğan tüm dünya için daha yumuşak ve makul bir siyasi model öneriyor, tepkimeyi başlatmaya çalışıyor. Çünkü dünyanın buna ihtiyacı var.

Bu gerçekliği kabullenmek için bir 3. Dünya Savaşı’na neden gerek olsun ki?

<p>Mescid-i Aksa'yı savaş alanına çeviren İşgalci İsrail'in Filistin halkına yaptığı zulüm tüm dünya

Mescid-i Aksa'da 'Erdoğan' sloganları

Onları görebilmek neredeyse imkansız! İşte kamuflaj ustası savaş gemileri

Çamurlarda serinleyen mandaların görüntüsü Serengeti'yi aratmadı

Dereotunun az bilinen şaşırtıcı faydaları