• $9,5351
  • €11,1423
  • 552.541
  • 1522.04
26 Temmuz 2021 Pazartesi

Amerika, bizim medyayı da eğit-donat programına almış

Bazı medya kuruluşlarının Amerikan vakıflarından fon alınmasını kamu kurumlarından alınan kredilerle bir tutan savunmalar yapıyorlar.

"Ne varmış efendim! Ziraat Bankası da Demirören'e kredi vermedi mi" diye soruyorlar?

Kendi ülkelerine o kadar yabancılaşmışlar ki, Amerikan vakıflarını "kamu kurumu" sanacak kadar da şuurlarını kaybetmişler.

Bir de "Teksaslı emekli bir karı koca birikimlerini mezara götüreceklerine hayır hasenat işlerinde paylaşıyorlar" savunması var ki, gülmemek elde değil.

Söz konusu vakfın Amerikan istihbarat örgütüyle bağlantıları da deşifre olmuş ve bu konudaki bilgiler göz önünde duruyor aslında.

Ayrıca, "medyascope"un isminin öne çıktığı bazı medya kuruluşlarının fonlanmasıyla ilgili haberler Aysberg'in sadece görünen yüzü.

Amerika ve Avrupalı devletler, çok uzun süredir Türkiye'deki bazı medya kuruluşlarını sistematik olarak fonluyorlar. Hatta fonlamakla da yetinmiyor; "gazeteci" yetiştirilmesi için de büyük kaynaklar aktarıyorlar.

Hani sürekli ders verir gibi üst perdeden anlattıkları, daha doğrusu piyasada sattıkları şu "bağımsız", "tarafsız" ve "muhalif" gazetecilik var ya, aslında o, Batılı fonlarla eğit-donat programı sonucunda edindikleri bir tür "gazetecilik" formatı. Eğit-donat kurslarında aldıkları espiyonaj diplomasını millete "bağımsız", "tarafsız", "muhalif" gazetecilik olarak satıyor, arkadaşlar.

Türkiye'de ana akım medya zaten Amerika etkisinde "gazetecilik" faaliyeti yürütüyordu. Bu medya, yıllarca hükümet kurmak ve düşürmekle övünüp durdu. Aslında medyanın kendinden menkul hiçbir gücü yoktu ve olmadı da. Ona bu gücü veren Amerika ve yerli uzantısı işlevi gören vesayet sistemiydi.

Erdoğan sonrası tabii işler değişti. Vesayet sistemi çökerken vesayet bekçiliği yapan medya da etki ve gücünü kaybetti. 2013 sonrası ise Erdoğan'a yönelik darbe ikliminin oluşturulduğu süreçte medya yeniden şekillendirildi. İnternet medyası ve sosyal mecralar daha çok önem kazanmıştı bu süreçte. Amerika ve Avrupalı devletler de Türkiye'deki uzantılarını yeni internet çağına uygun şekilde Erdoğan karşıtı olarak eğit-donat programından geçirdi.

Bu medya mecralarına 'fon' adı altında aktarılan paranın haddi hesabı yok. Evet, bu da gizli saklı değil üstelik. Ama "Bağımsız gazetecilik" savunmasıyla masum göstermeye çalıştıkları bu fonlar, Türkiye ve Erdoğan düşmanlığının finansmanı için Batı sisteminin ayırdığı fonlardır. Bu fonların ve bu fonlarla yapılan gazeteciliğin ne kadar "bağımsız", "tarafsız" ve tabii "masum" olduğunu da artık varın siz takdir edin.

<p>28 Şubat zihniyetinin Türkiye'ye  yaşattıklarını hatırlattı. Ayrımcılığın nefret suçu olduğunu vu

“O günler hala hafızamızda”

Kahramanmaraş'ın cips tarhanası Avrupa ülkelerine ihraç ediliyor

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Şuşa'da Cıdır Ovası'nda şehitler için dua etti

İnkaya kazıları Paleolitik dönem insanlarının göçlerine ışık tutacak