• $8,1246
  • €9,7086
  • 455.239
  • 1378.37
21 Şubat 2015 Cumartesi

Muhalefette mutsuzluk ve huysuzluk krizleri

Seçimlere üç ay kala muhalefetin gittikçe hırçınlaştığını görüyoruz. Sapık cinayetlerinden sokak kavgalarına kadar her konuda hükümeti sorumlu tutmak, suçlamak, karalamak için akla hayale gelmeyecek demagojilere başvuruyorlar. Sadece kendilerini ve yakın taraftarlarını ikna edebilecek iddiaları sürekli tekrarlamaları seçmenlerinin ruh sağlığını bozacak düzeye varmış durumda.

Neden böyle çaresiz, huysuz ve mutsuzlar? Türkiye’de kutuplaşmanın nedenini üslupta ve politik taktiklerde arayanlar yanılıyor. Ülkemizde 2002’den ve özellikle 2007’den beri büyük değişiklikler yaşanıyor. Her büyük değişiklik toplumda var olan kurulu yapıyı, hiyerarşideki alt-üst değerlerini, değişik grupların çıkarlarını ve edinilmiş konumları etkiler. Sert, şiddetli ve ısrarlı tepkilerin nedeni budur. Onlar yeni Türkiye’nin ortaya çıkmasına sonuna kadar direnecekler, özlemini duydukları eski Türkiye’ye geri dönmek isteyeceklerdir.
Eski Türkiye dışa bağımlı, muhtaç ve sürüklenip giden bir coğrafya parçasıydı ve bundan nemalanan bazıları pek de şikayetçi değillerdi. Bağımsız olmayan bir ülkede demokrasiden söz edilemeyeceği için, ülkede gerçek bir hükümet dahi bulunmuyordu. Eski Türkiye’de elbette başbakanlar, bakanlar geldi geçti, fakat onların son kararı verme hakkı pratikte yoktu. Dış politikası ABD ve NATO’ya, ekonomisi IMF ve Dünya Bankası’na, güvenlik sorunları TSK ve MGK’ya, geri kalan her şey hantal ve soyut bir müktesebata havale edilen bir ülkede siyasetin, Meclis’in, hükümetin ne anlamı olabilirdi?
Eski Türkiye’de kimin söz sahibi olup kimin olmayacağını bugün olduğu gibi halkın oyları belirlemiyordu. Toplumda ve devlette hiyerarşi Batı’ya olan yakınlığa bağlıydı. En üst kademede Batı ile ekonomik ve askeri açıdan yakın ilişkileri olan oligarşik sermaye ve askeri bürokrasi vardı. İktidarın kaynağı oradaydı. Bugün eskinin bu seçkinleri yeni duruma karşı büyük bir tahammülsüzlük gösteriyor, muhalefet içindeki adamları vasıtasıyla her gün yeni bir hükümet yıkma senaryosu geliştiriyorlar. Daha aşağı kesimleri ele aldığımızda, oralarda da güç ve itibarın yine soyut bir Batı kavramıyla ilişkili olduğunu görmekteydik, hiç parası, pulu olmasa bile Batı hayat tarzını ve Batı değerlerini savunup uygulayanlar diğerlerine nazaran daha üst basamaklarda yer almaktaydı. Bugün bu kesimler mutsuzlar, çünkü geleneksel değerlere sahip insanlarla eşit olmayı, onlarla aynı muameleyi görmeyi hazmedemiyorlar.
Kutuplaşmanın taraflarına siyasal partiler düzleminde baktığımızda Eski Türkiye’de sistemin merkez yani düzen partisi CHP idi, nitekim ona karşı asla askeri darbe düzenlenmedi. Bugün bu parti eski Türkiye’nin siyasetteki tüm merkez ve merkez sağ kadrolarından kısacası CHP, DYP ve ANAP’tan yeni Türkiye’ye karşı olan kesimleri toplamıştır. CHP bugün sol veya Kemalist bir parti olmayıp sadece ’eski Türkiye partisi’dir. Soğuk savaş döneminde komünizme karşı mücadelenin bir yan ürünü olarak ortaya çıkan MHP etnik milliyetçilikle varlığını sürdürebilmektedir. HDP, Baasçı milliyetçilik yapan bir etnik gruptur.
Eski Türkiye’de halk desteğinin belirleyici bir sonucu ve demokratik bir yarış olmadığından en sağdan en sola siyasal liderler Batı’dan apartılmış sloganları bilinçsizce ve çarpıtarak tekrarlamaktan başka bir şey yapmıyorlardı. Dolayısıyla sadece siyaset, program ya da liderlik eksikliği değil, aynı zamanda örgüt noksanlığı vardı. Bugün bu liderlerden ve onların örgütlerinden yeni Türkiye’de gerçek bir muhalefet beklemek boşunadır, iktidar alternatifi olmaları mümkün değildir. Bu nedenle hep siyaset dışı yollarda çare ararlar. Paralel örgütün peşine takılmaları, ABD’den, İsrail’den, lobilerden icazet dilenmeleri bundandır. Onların misyonu bitmiştir, varlık nedenleri ve işlevleri eskiye dönüş çabasından ibarettir. Zaten onlar da huysuz ihtiyarlar gibi nostaljilerini dile getirmekten başka bir şey yapmıyorlar. Gericilik diye işte buna denir. Bu kutup eskiye aittir ve eski tasfiye olup yeni Türkiye kök saldıkça eriyip gidecektir.

<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Esen Koronavirüs'ün kalp rahatsızlığı olanlar üzerindeki etkis

Koronavirüs Kalp Krizine Yol Açar Mı?

Güvenliğin dikkati, hayatını kurtardı

Polisin ikna çalışması sonucu teslim olan terörist ailesiyle buluşturuldu

Osmanlı döneminde padişahların iftar sofralarını süsleyen yemekler