• $ 5,8832
  • € 6,5352
  • 281.734
  • 94349.8
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Kaşıkçı bir “hataya” kurban gitmiş diyorlar...

Suudi Başsavcılığı, gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın konsoloslukta öldürüldüğünü ve parçalanarak dışarı çıkarıldığını açıkladı. Buna eşzamanlı olarak tetikçi gruptan beş kişinin de idamını istedi.

Bu kısa cümle dahi olayın artık vahşi bir cinayetin de ötesine geçtiğini ve küresel çapta dehşet verici bir kırılmayla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Kelimler kifayetsiz kalıyor.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, bu açıklamaları yetersiz bulduğunu ifade etti. Suudi mevkidaşı kendisini aramış ve yarım saat sonra bu açıklamayı yapacağını bildirmişti. Bakan Çavuşoğlu şu anda 11 kişinin tutuklu olduğunu, oysa olaya dahil olan 18 kişi bulunduğunu, diğer kişilerin neden serbest bırakıldığını soruyordu. Ve tabii ki ceset veya naaşın parçaları neredeydi?

Bakan Çavuşoğlu çok önemli bir bilgiyi daha paylaşıyordu. Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’a götürülmeye direndiği için öldürüldüğü iddia ediyorlardı. Oysa bu cinayetin planlı olduğu soruşturma kapsamında daha önceden açıklanmıştı.

Bu detay, emri verenlerin buharlaştırılmasına dönük gözüküyor. Yani cinayet aslında planlı değildi. Öngörülmeyen bir direnme yüzünden plansız şekilde, doğaçlama gelişmişti. Dolayısıyla üst bir makamdan emir almış olunamazdı. Suudi Dışişleri Bakanı Cubeyr cinayetin “hata” olduğunu ifade ediyordu.

Suudi Bakan cinayetin “siyasileştirildiği” ithamıyla Fransız Bakan ile aynı dili kullanıyordu. Davanın uluslararası mahkemelere taşınması ve veliaht prensle bağ kurulması asla kabul edilemezdi. Çünkü Suudi Arabistan, İslam âleminin bütünlüğü için çalışmaktadır. Aşırılıkçılarla mücadeleden asla vazgeçilmeyecektir.

Peki bu “siyasi” açıklamaların Kaşıkçı cinayetiyle ne ilgisi var? Siyasileştirmenin alası bu tavır değil mi? Vahşi bir cinayetin aydınlanması mı İslam dünyasını bölecek ve aşırılıkçıların önünü açacak? Tersi olmasın?

Suudi Bakan daha da ileri gidiyor ve Türkiye ile Katar’ın kendilerine karşı sistematik kampanya yürüttüğünü ifade ediyordu.

Aslında bu tablodan cinayetin hangi özgüvenle planlanıp işlendiğini de anlayabiliyoruz. Türkiye’nin kararlı duruşu hesap edilememiş gözüküyor. Ses kaydı tüm planları alt üst etmiş halde... 15+3 kişilik bir infaz timinin kazayla Kaşıkçı’yı öldürdüğü, doğaçlamayla parçalara ayrıldığını kabul ederek işin örtbas edilmesine göz yumulması bekleniyor. Bu olmayınca, Türkiye’nin adalet noktasındaki ısrarı sistematik kampanya olarak itham ediliyor.

Türkiye’nin bu cinayetin uluslararası mahkemede görülmesi ısrarı adalet adına en sağlıklı yoldur. Şu ana kadar sergilenen tavırlar, bu cinayetin daraltılarak ve soğutularak örtbas edileceğine dair ciddi şüpheler doğurmuştur.

Bu dava artık bir gazetecinin katli noktasını aşmıştır. Bundan sonra başka gazetecilerin/sivil toplum çalışanlarının bu şekilde katledilmesini önleyecek en önemli güvence, Kaşıkçı cinayetinin tüm noktalarıyla aydınlatılmasıdır.

Batı dünyası bu örtbas çabasına ortak olursa, bir daha insan hakları, ifade özgürlüğü ve demokrasi kavramlarını asla ağzına almamalıdır.

Başkan Erdoğan´dan SKY News Muhabirine Tokat Gibi Yanıt

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Dünden bugüne 'Asker Selamı' veren futbolcular

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları