• $ 5,328
  • € 6,0604
  • 219.295
  • 97.955
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Geçmişe ayarlı zaman makinesi...

CHP’li Öztürk Yılmaz’ın başlattığı ezan tartışması sıradan bir hadise değil. Toplum olarak geçmişin hayaletlerinden kurtulmaya çalışır ve başarılı olduğumuzu düşünürken, CHP’de genel başkan yardımcısı düzeyinde görev yapmış bir kişi, bu ülkenin geniş bir kesiminde travma olan “Türkçe ezan” meselesini yeniden gündeme getirmekte beis görmedi.

CHP, Yılmaz’ı disipline sevk etse de, bunun toplumdan yükselen tepki ve seçimle ilgili olduğu belli. Kaldı ki, CHP yönetimi Yılmaz’ı “Türkçe ezan” konusunda yaptığı açıklama nedeniyle değil, “izinsiz televizyona çıktığı” gerekçesiyle disipline sevk etti. CHP’ye egemen olan anlayışla Öztürk Yılmaz’ın anlayışı arasında ne kadar uyuşmazlık var, bundan da emin olamıyoruz. Bu sözleri Kılıçdaroğlu söyleseydi, sanırım buna kimse şaşırmazdı.

O zaman akla hemen şu geliyor; Eğer bu CHP zihniyeti iktidara gelirse neler olur? Toplumun hâlâ dini, gelenekleriyle kavgalı olan, bunları tehdit, en azından sıkıntı olarak algılayan bir partinin iktidar olması durumunda neler yapabileceğini kimse kestiremiyor.

Hatırlarsanız, o dönem CHP Genel Sekreteri olan Gürsel Tekin 7 Haziran seçimleri öncesinde bir tehdit savurmuş, “8-9 Haziran’da ilk işimiz bu kirli gazetelerin tamamına el koymak olacaktır.

Sadece el mi koyacağız, buna bulaşmış bütün iş adamlarından hesabını soracağız” demişti.

Buna benzer birçok irkiltici CHP söylemi bulmak mümkün.

Diğer yandan AK Parti Tanıtım-Medya Başkan Yardımcısı Emre Cemil Ayvalı, “Yönünü Şaşıran Ok” adlı kitap yüzünden CHP tarafından 100 bin liralık tazminat istemiyle dava edildi. Kitabın baskısının durdurulması ve toplatılması noktasında da talep var. CHP’nin muhalefetteyken bile ifade özgürlüğünden anladığı bu.

CHP bugüne kadar sürekli (eksik bir tanımlama olmasına rağmen) “Beyaz Türkler” diyebileceğimiz kesimin korkularını deşti, bunun üzerinden negatif siyaset yaptı. Bunun bir nedeni (yine kategorik olduğu için eksik bulduğum) “muhafazakâr” kesimin iktidara gelmesiydi. Biz bunun normalleşme olduğunu hep söyledik.

Çünkü AK Parti demokratik kurallar içinde meşru bir aktör olarak hareket ediyor, üstelik antidemokratik birçok engelle yine siyasi/meşru şekilde mücadele ediyordu.

Farklı çıkar gruplarının, farklı siyasi yaklaşımların demokratik bir düzen içinde mücadele etmelerinden daha doğal ve sağlıklı bir şey yok. Ancak, bizim tanık olduğumuz, hâlâ ontolojik/varoluşsal özelliklerin kırılgan zemininde cedelleşmedir. Ben ülkemizin son günlerdeki tartışmaları hak ettiğini düşünmüyorum.

Siyasi mücadele birbirinin meşrebi, mezhebi, inancı, ırkı, rengi veya yaşam biçimi üzerinden yapılamaz. Bunu kim yapıyorsa, ülkeye zarar veriyordur. Her kritik seçim, her sert virajda geçmişin hayaletlerine teslim olamayız.

Bu vesileyle Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü vefat yıldönümünde saygıyla anıyor, Allah’tan rahmet diliyorum.

Samsun’da, bir otelde kalan şahıs cep telefonuyla görüşme yaparak otelden çıkış yaptığı sırada seyir

Cep telefonuyla görüşen yaya otomobile böyle çarptı

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Acun Ilıcalı duyurdu! Sema Aydemir'in ikizi Seda Ocak Survivor 2019'da

Savunma sanayisinde hedefler büyüyor

En Çok Okunanlar