• $ 5,8758
  • € 6,6049
  • 253.256
  • 92.249
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

İçi boşaltılan kavramlar ve fırsatlar

Trump Yönetimi’nin çeşitli mülahazalarla araçsallaştırdığı Brunson davası ve hayata soktukları finansal manipülasyon çok daha geniş bir trendin sadece bir parçası. ABD bir süredir ekonomik tehdit üzerinden hegemonya pekiştirmeyi dış politikanın birincil aracı olarak kullanmakta. ABD Yönetimi, diyalogdan çok yaptırım, ittifaktan çok maliyet, eşitlikten çok asimetri, demokrasiden çok cebir, müzakereden çok tek taraflılık kavramlarını kullanmayı tercih ediyor. Hal böyle olunca diyalog, eşitlik, demokrasi, müzakere en önemlisi ittifak kavramının içi boşalıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın New York Times makalesi tam da bu içi boşaltılan kavramların önemini hatırlatır cinstendi. Özetle eşit iki ülke olarak, demokratik kurumlara saygı çerçevesinde, müttefiklik hukukuna riayet ederek, iki tarafın da kazanacağı bir müzakere zemininde sürdürebilir diyalog kurmalıyız demekteydi. Aksi durum, bırakın Türkiye gibi bağımsızlık karakteri üzerine kurulmuş bir devleti, doğrudan ABD vesayeti altında yaşayan devletlerin dahi kolayca kabul edemeyeceği bir ilişki şekline işaret ediyor.

FETÖ, PKK gibi Türkiye için varoluşsal tehditler karşısında neredeyse hiçbir adım atmayan ABD’nin, Brunson davasını araçsallaştırdığı ve yapay bir önem atfettiğini görüyoruz. Dahası haklı ve meşru beklentilerini karşılamaya hazır olmadığı Türkiye’yi bir nevi oyalama için de Brunson kartını kullandığı anlaşılıyor. ABD’nin FETÖ ve PKK konusundaki kabul edilemeyecek pozisyonuna rağmen Türkiye’nin her platformda ortaya koyduğu yapıcı tavra karşı bu denli yıkıcı bir yola gidilmesinin başka izahatı yok.

ABD vermeden almayı, maliyet ödemeden ödetmeyi, konuşmadan dayatmayı bir dış politika aracı olarak kullanmaya devam ettiği müddetçe çıkardığı krizlerin toplamı ABD için onulmayacak kriz çığları üretecek. Zira aynı anda Türkiye, başta Almanya olmak üzere AB ülkeleri, NATO, Rusya, İran, Venezuela, Çin, Kuzey Kore, Kanada, Avustralya kısacası neredeyse her aktörle kavgaya girmenin orta ve uzun vadede maliyeti olacaktır.

Meselenin Türkiye’ye bakan tarafında ise yaşanan finansal manipülasyonu artık neredeyse kimsenin toptan inkar edemediğini görüyoruz. Pergelin sivri ucunu Türkiye’ye koyanlar için siyasi şantaja boyun eğmemenin maliyeti ile karşı karşıyayız. Fakat enseyi karartmamak ve bu dönemi fırsata çevirmek lazım. Daha çok tasarruf, daha çok yerlileşme, daha çok katma değeri yüksek yatırım, eğitimde sınıf atlama, liyakata sarılma zamanı. Nihayetinde son günler pek şüphe bırakmadı ki Türkiye kendi potansiyeli ve imkanları üzerinde yükseldikçe, bu tür siyasi şantaj ve manipülasyonlara karşı bağışıklığı ve direnci artacak. Mevcut küresel kaos döneminde, her açıdan güçlü olmaktan başka çaremiz yok.

<p>Evhamlı, kaygılı ve duygusal kişilerde kanser olma riski daha mı yüksek?<br />
Kanser tanısı kon

İnsan Psikolojisi Kanseri Etkiliyor Mu? | Doç. Dr. Nedim Turan

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

WhatsApp'tan yanlış fotoğraf göndermeyi bitirecek özellik

Çernobil Nükleer Santrali’nin eski müdürü İgor Gramotkin: Dizi gerçekleri saptırıyor