• $13,4726
  • €15,2894
  • 793.592
  • 2011.16
12 Ocak 2017 Perşembe

Neden ‘yüzyıl’?

1

Daimi okuyucularım (ne kadar varsa) farkındadırlar ki; uzun süredir Türkiye bağlamında olup bitenler hakkında geçmişten referans alarak bir şeyler söylemeye çalışıyorum.

Bilinmesini isterim ki, bu bilinçli bir tercihtir. Çünkü; katiyetle inanıyorum ki eğer olup bitenler en az yüzyıllık bir perspektiften değerlendirilmeye tabi tutulmaz ise layıkı veçhile anlaşılamayacaktır. Bugün; başta ABD olmak üzere bütün Avrupa’nın ve Rusya’nın Irak’ta ve Suriye’de ne işleri var? Türkiye neden böylesine bir terör sarmalına düştü? sorularının cevabı, yüzyıl önce söz konusu devletlerin Osmanlı’yı parçalayıp yerine bir gecede yeni devletçikler ihdas etme amacının altında yatmaktadır. Yüzyıl önce bütün zafiyetine rağmen Osmanlı Müslüman dünyanın lideri ve hamisiydi. Bu nedenle Müslüman ülkeler ve halklar üzerinde hâkimiyet tesis edebilmek için Osmanlı’nın çökertilmesi, yıkılması gerekiyordu. Bugün de Türkiye; bütün parçalanmışlığına rağmen Müslüman ülkeler için hem bir rol model, hem de lider ve hami pozisyondadır. Belli ki Batı’nın bunu kabullenmesi mümkün değildir. Malumun ilanı; Batı’nın mevcudiyetleri ve çıkarları başka ülkeleri ve halkları sömürmeye bağlıdır. ‘Başka ülkelerin’ büyük bir çoğunluğunu da Müslüman ülkeler oluşturduğuna göre ve büyük enerji kaynakları Müslüman ülke topraklarında bulunduğuna göre, hiçbir Müslüman ülke bağımsız olmamalı, desteksiz ayakta durmamalı… Bu nedenle de belli büyüklüğün üzerinde olan ülkeler parçalara bölünmeli… Hele hele Türkiye hiç boş bırakmaya gelmez. Tarih tanıktır ki, Türkiyeliler, Türkler biraz imkan bulduğunda mutlaka bağımsız devletlerini kurarlar, yetmez, ‘nizam-ı âlem’ gereği dünyaya da çekidüzen vermeye kalkışırlar. Ayrıca, Türkiye toprakları, bahusus İstanbul her zaman olduğu gibi bugün de özellikle Müslümanlar için bir cazibe merkezi olmaya devam ediyor ise…

2

Yılbaşı gecesi Ortaköy katliamını yapan kişinin, henüz resmi açıklama yapılmamış olsa da, Kırgız kökenli olduğuna dair kuvvetli emarelerin ortaya çıkması üzerine (Özbek, Uygur, Kazak Türkü de olabilir, fark etmez) hayatın cilvelerinden birisini sizlerle paylaşmak istedim. Osmanlı’nın son devirlerinde, İstanbul’da çeşitli medreselerde müderrislik, Dar-ül Fünun’da hocalık yapmış, zamanın mecmualarında çalışmaları-makaleleri yayımlanmış, kendisi mecmua çıkarmış bir zat var, (Doğum tarihi: 1883-84, ölüm tarihi: 1946) adı: Halim Sabit. Kazanlı bir ailenin çocuğu olan Halim Sabit 1904 yılına kadar doğduğu topraklarda yaşar ve ilk tahsilini de orada yapar. Tahsilini daha da ilerletmek için ailesince İstanbul’a gönderilir. Memleketten ayrılacak olan Halim Sabit, bir gece, vedalaşmak için gittikleri bir akraba evinden dönüşte, anasıyla sohbet ederken, anasının hüzünlendiğini görür ve bir iki teselli cümlesinden sonra “gönlünü sağlam tut anacığım” der. Anası; “Oğlum, benim gönlüm çok sağlamdır. Bilir misin baban ile ben, doğduğun gün, senin Türkiye’ye hicretini adamıştık. Sen kalanlarımızı da oraya çekeceksin (…) bu benim vasiyetim olsun.” diye cevaplar oğlunu. Gün ve saat gelir; ana-oğul son kez birbirlerine sarıldığında ana oğlunun kulağına; “Oğlum, adağımız oluyor, Ak Anayurda gidiyorsun…” diye fısıldar. Bu son konuşmalarıdır. Hatırlatmakta fayda var.

Olayın yaşandığı tarihlerde Osmanlı ‘beka-yı devlet’ derdindedir.

Ama İstanbul hâlâ hicret edilecek yerdir.

3

Bu nasıl bir coğrafyadır?

Burası nasıl bir vatandır ki, yüzyıllar boyunca, Orta Asya’da, İran’da, Ortadoğu’da, Filistin’de, Balkanlar’da, Kafkaslar’da yaşayanlar, bir ideal olarak hep burayı menzil bellemişler, gidilecek/varılacak yer olarak tahayyül etmişler. Bugün de Suriye’den, Irak’tan, Afganistan’dan, Türk Cumhuriyetleri’nden, hatta Afrika’dan insanlar yine Türkiye’ye, İstanbul’a doğru akmaktadır. Türkiye bugün, Osmanlı’nın son dönemlerine göre çok daha sağlam yere basmakta ve ne yaptığını bilmektedir. Hâlâ dünyanın büyük bir bölümü için varılacak ve huzur içinde yaşanacak bir ülke, bir vatan görevini üstlenmektedir. Tarihin akışı Türkiye’nin daha da genişlemesine ve güçlenmesine işaret etmektedir.

İnşallah…

(Not: Halim Sabit hakkındaki bilgiler Ali Birinci’nin ‘Tarihin Gölgesinde’ isimli eserinden alınmıştır.)

<p class='MsoNormal'>Top ustası bu sevimli köpeği mutlaka 'GÖRMELİSİN'</p>

Top ustası sevimli köpeği GÖRMELİSİN

Piton ve timsahın ölümcül mücadelesi! Görenler dehşete kapıldı

Vücudu koruyup virüsleri öldürüyor! İşte o muhteşem besin ve faydaları

Karın ağrısı ile doktora gitti! Midesinden çıkanlar şoke etti