İstanbul
  °C
İl Seç

HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 4.583
  • 5.3983
  • 190.20
  • 102.257

100 yıllık ‘post’ kavgası

1

Mayıs 1916’da Sykes-Picot Antlaşması’nın imzalanması üzerine dönemin İngiltere Askeri İstihbarat Şefi der ki;

“Daha ayıyı öldürmeden postunu paylaşan avcılar konumundayız.”

Yüz yıllık bir perspektiften baktığımızda; halen bölgede savaşlar bütün acımasızlığıyla sürdüğüne göre; Bugünkü kavga; öldürülen ayının postunu paylaşma kavgası mıdır, yoksa ayı halen öldürülememiştir de, onu gerçekleştirme kavgası mıdır?

Bu sorunun cevabını başka hiç kimse değil, Türkiye kendisi verecektir.

Türkiye, Sykes-Picot’un temsil ettiği Batı’ya teslim olmadığı sürece dışardan zorlamayla diz çöktürülemeyecektir.

Bu hususta, Türkiye genelinde olumlu bir bilinçlenmenin yükseliyor olması umudumuzu diri tutmamız için yeterlidir.

Düşmanın hiçbir gücü, bizim dâhili zaaflarımızdan daha tesirli değildir.

İçerideki eksikliklerini gidermiş Türkiye’yi Batı, ne kadar çok istese de ortadan kaldıramayacak, hatta hiçbir kirli pazarlığa bile teşebbüs edemeyecektir.

2

1916 yılının somlarında, büyük savaşın devam ettiği sırada, yeni seçilmiş ABD Başkanı Wilson, biraz da olup bitenleri birinci elden öğrenmek gayesiyle, savaşan taraflara, savaşın sebebini sorar ve ‘emperyal emellerden’ vazgeçme çağrısında bulunur. Bu soruya İngiliz ve Fransızların cevabı;

“Bencilce çıkarlar için değil, hepsinin üstünde halkların bağımsızlığı, haklar ve insanlığı güvence altına almak için savaştıkları”na dair resmi görüşlerini ortaya koymak olur,

Bu kadarla da yetinmeyip devam ederler;

“Türklerin kanlı tiranlığına tabi kitleleri özgür bırakmayı…” taahhüt ettiklerini ilave ederler.

İfade edildiği gibi ‘halkların özgürlüğü’ ‘resmi’ söylemleridir. Asıl amaçları Osmanlı Devleti’ni yıkmak, yani ayıyı öldürmek ve kendi emperyal çıkarlarını sağlamaktır.

O kadar ki; 1916 yılı İngiliz yönetimine göre; “Sykes-Picot Antlaşması bir tartışmayı çözmek için yapılmış bir egzersizdi. Bölgede, gelecekte kurulacak bir devlet(ler) için bir taslak değildi…”

Kaldı ki; Sykes’e göre, “Tam bağımsızlık… fakirlik ve kaos anlamına gelir…”di(!) bölge halkları için.

Bu bağlamda bölgesel aktörlerle yapılan her görüşme/antlaşma Osmanlı’ya zarar verdiği oranda kıymete haizdi. Bu amaca matuf olarak; her an, herkesle pazarlık edilebilir, antlaşmalar yapılabilir, sözler verilebilirdi.

3

Şerif Hüseyin’i, hassaten Osmanlı’nın Hilafet’ten doğan gücünü kırmak için kışkırtmaya çalışan İngilizlerin, Şerif’e Hicaz’da bir devlet sözü vermesi üzerine Şerif’in Arap Yarımadası’yla yetinmeyip Suriye, Irak ve Filistin’i de kapsayan bir teklifle gelmesi üzerine;

Dönemin Mısır’daki İngiliz Valisi Henry McMahon’un Doğu Müsteşarı Ronald Storrs’a ait şöyle bir değerlendirmeyle karşılaşırız, o döneme ait anlatılarda.

“Kahire pazarında sık sık antikalar ve halılar için pazarlık eden Storrs, Hüseyin’i açılış fiyatını pazarlıkla indirebileceği bir satıcı olarak değerlendiriyordu…” Yani; ne halkların özgürlüğü söz konusuydu, ne bağımsız bir devlet, ne de onurlu-insanca bir yaşam…

4

Hani sık sık kullanırız ya;

‘Yüz yıldır kapanmayan parantez’ diye…

Görünen o ki parantezin bir ucu hâlâ açık.

Bugün de kim; pazarlık payını yüksek tutarak söze başlıyor?

Hangi sözler kimin resmi görüşünü ya da başkalarına mesajını taşıyor?

Kim ‘satıcı’, kim ‘alıcı’?

Söylenmeyen asıl amaçlar nerelerde gizli?

Hatta,

Dönemin İngiltere Başbakanı Lloyd George “… Yahudileri hiç umursamıyor(du), ne geçmişlerini ne de geleceklerini…”

Ama; “devletsiz siyonistlerin emellerini desteklemenin hem Fransız emellerini engelleyeceğine, hem de Wilson’u susturmanın iyi bir yolu olacağına…” inanıyordu.

Peki bugünün ‘umursanmadığı’ halde öne sürülen, desteklenen unsurları kim/kimler?

Ne kadar çok soru değil mi?

Keşke hepsine tek kalemde cevap verebilmek mümkün olsa.

Kocaeli’nin Körfez ilçesindeki bir ilkokulun bahçesinde oynayan öğrenciler, rüzgar nedeniyle yere dü

Rüzgardan dolayı yere düşen Türk bayrağını ilkokul öğrencileri böyle kaldırdı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

Kanal D'de o dizi çırpınıyor sonu diğerleri gibi olacak finale gidecek

Rusların günlük hayatından akıl almaz kareler

En Çok Okunanlar