İstanbul
  °C
İl Seç

HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 4.7073
  • 5.5003
  • 197.15
  • 103.200

Şurdan-burdan

1

2002 Kasım seçimlerinden sonraydı.

Diyanet İşleri Başkanlığı da yapmış, ilahiyatçı hocalarımızdan M. Sait Hatipoğlu da milletvekili olarak parlamentoda idi.

Bir sohbet esnasında anlaşıldı ki, Hoca büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor ve şaşkınlık geçiriyordu: Meclis çalışmaları hiç de tasavvur ettiği gibi değildi.

Dilimin döndüğünce Hoca’ya durumu izah etmeye çalışmıştım.

“Hoca!” demiştim. “Siz, hiç acele etmeden, bir mevzu mu söz konusu; onunla ilgili geçmişte yapılan bütün araştırmaları gözden geçirir, söylenenleri bilinen standartlara göre kritiğe tabi tutup, oradan bir sonuca varmaya çalışırsınız, hatta çoğu kez bir önermenizde olmaz, soru sorar bırakırsınız. Oysa Meclis’te, diyelim ki birisi kürsüde konuşuyor, daha o sözünü bitirmeden sizin cevabınızın hazır olması gerekiyor…”

Nereden bilebilirdim, daha on yıl geçmeden, Meclis konuşmalarını hayli hayli aratacak bir mecraya sürükleneceğimizi.

‘Sosyal medya’ diye bir şey çıktı mertlik bozuldu. Söz bozuldu, cümle bozuldu, dil yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.

Geçenlerde, Türkiye’nin son günlerde yaşadıkları (Beşiktaş-Kayseri-Rus Büyükelçisi’nin öldürülmesi) üzerine konuşan ve bahusus Batı’nın pozisyonlarını tartışan M. Şebnem Oruç diyor ki; “bir rt uğruna insanlar rahatlıkla yalan söyleyebiliyor ya da yalana inanabiliyor…”

‘Hakikat’ öldü dostlar!

Şimdi dünya ‘algılar’ üzere dönüyor.

Bense her zamanki yerimdeyim, nehrin kenarında.

Olur ya, sosyal medya çağlayanına düşmüş birisi, nasıl bir gayya kuyusuna düştüğünün farkına varır da, kurtulmak için elini uzatır ise o eli tutup, sahibini kurtarmak için nehrin kenarında nöbet tutmaya devam edeceğim.

***

Hasan Bülent Kahraman dostumuz bir yazısında; ‘Türkiye: Dar-ül Harb’ başlığını atmış, yani Türkiye’nin dar-ül harb da olduğunu söylüyor.

İyi niyetinden hiç kuşkum yok. Ama bazen kendine güven insana bariz hatalar yaptırabilir.

Yazıdan anlaşıldığı kadar, Kahraman; Türkiye harp halinde demek istiyor. Oysa dar-ül harb başka bir şey.

1400 yıllık İslam tarihinde hep tartışma konusu olan bu mesele keşke bir yazı başlığıyla çözülebilse…

***

Hani Tanpınar demiş ya: “Türkiye ancak bir şey olabilir; Türkiye”

Tanpınar’ın tarzıyla söylersek; ‘Müslüman ancak bir şey olabilir; merhamet ve adalet sahibi.’

Sadece Cumhuriyet Türkiye’sinin değil, tarih boyunca bu topraklarda gerçekleştirilmiş en büyük projelerden birinin (Avrasya Tüneli) açılışı yapılıyor.

Cumhurbaşkanı orada…

Meclis Başkanı orada…

Başbakan orada…

Yani, milletin temsilcileri, devletin ve idarenin temsilcileri orada, millet orada.

Yani Türkiye orada.

Kurdele kesme merasimine geçmeden, Diyanet İşleri Başkanı bir dua yapıyor.

Daha 15 gün önce bombalı bir terör saldırısında 45 kişi hayatını kaybetmiş.

Bir hafta önce Kayseri’de 14 Mehmetçiği şehit vermişiz.

Bir gün önce, canı bize emanet olan bir büyükelçi katledilmiş…

Bütün bunlara rağmen,

Diyanet İşleri Başkanı Görmez duasında diyor ki: “Rabbimiz! Bizi, milletler arasında merhameti ve adaleti yayanlardan eyle..!” Başka söze gerek var mı?

***

Cumhuriyetin 10. yılında kurulan İstanbul Üniversitesi’nin öğretim üyelerinin büyük bir çoğunluğunu Almanya’dan gelen Yahudi hocalar oluşturuyordu. Sadece hatırlatma…

İBB Cumhurbaşkanı Erdoğan´ı ağırlamanın onurunu yaşadı

İBB Cumhurbaşkanı Erdoğan´ı ağırlamanın onurunu yaşadı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

CNBC duyurdu! ABD'yi tutuşturacak gelişme

Kilolarıyla fenomen olan köpekler

En Çok Okunanlar