• $8,5078
  • €10,2844
  • 499.626
  • 1441.33
15 Mayıs 2016 Pazar

‘Ne alaka?’ diyebilirsiniz.

1

Dinin yerine savunmacı ve yarışmacı ‘medeniyet’i yerleştiren bir İslamcı ile dindar arasında ki fark kolay kolay kendisini ele vermez.
Bir olay veya olgu karşısında ki tavır alışlarına bakarak görebiliriz ikisinin arasındaki mesafeyi. Bir hareket, bir yapı içinde; ister muhtevaya, ister yönteme dair bir çatışma çıktığında, bir tıkanma yaşandığında, meydana gelene, ortaya çıkana karşı gösterilen tepkilerde de kendini ele verir ‘dindarca bakış’ ile ‘İslamcı yorumlayış’ farkı.
Şöyle ki; İslamcıya göre her oluşum, her hareket daha güzel bir yarını kurmak için geliştirilmiş bir medeni ‘proje’dir. Bu projeyi akamete uğratacak her fiil ve fail kim olursa olsun, o andan itibaren eldir, ötekidir, hatta haindir. Projenin selameti açısından tez elden bertaraf hatta ifna edilmelidir.
Oysa, aynı olay karşısında bir dindarın tavrı farklı olur. Makul bir dindara göre; asıl olarak geleceğin bilgisi ve kurulumu Allah’ın elinde ve indinde bulunduğu için, aslolan anı layıkıyla idrak etmek ve yaşamaktır. Mesela muhayyel bir başarı için dindar ana ait olan namazı ertelemez. Öncelik vakit içindeki ibadeti (siz buna sair işleri de ilave edebilirsiniz) yerine getirmektir. Zaten sünnetullah gereği ‘yarın’ bugün yapılanlara göre şekil alacaktır. Böyle olunca, aynı bağlamda devam edersek; içinde bulunulan yapıda ya da harekette bir nizamsızlık, bir kargaşa, bir yanlış ortaya çıktığında, dindar da bu nakısalara sebep olan fiilleri ve failleri engellemeye çalışır, ‘fitne’yi giderebilmek adına her türlü fedakarlığı ve kararlılığı ortaya koyar. Ama onları hain olarak ilan etmez, yok etmeye çalışmaz. Çünkü onlar da evvelemirde insandır, saniyen dinde kardeştir.
Bahusus, hassas zamanlarda en önde bayrak sallayıp yol gösteren birine rastladığımızda, onun ‘projeci’ bir İslamcı mı, yoksa samimi bir dindar mı olduğuna bakarak/bilerek arkasına takılıp/takılmamakta sayısız hikmetler vardır.
2
Yukarıda anlatılanlarda tabi ki kimi güncel olana değiniler ve birilerine göndermeler vardır. Neye, kime ve niçin sorusuna cevap bulmaya yardımcı olmak babında iflah olmaz bir ‘sosyal medya’ muhalifi olduğumu hatırlatmakla beraber, tarihi de yardıma çağırabiliriz.
Hepimizin bildiği, Osmanlı’nın son dönemlerinde İslamcılığın bayraktarlığını Namık Kemal yapıyordu. Azgınlaşan Batı’ya karşı İslam’ı savunma hususunda Ahmet Cevdet’leri, Said Halim Paşa’ları, İzmirli İsmail Hakkı’ları, Mustafa Sabri Efendi’leri vs. fersah fersah geride bırakmıştı. Ama Namık Kemal’in alnının secdeye değdiğini gören olmadığı gibi, neredeyse yirmi dört saat alkollü dolaştığına herkes şahitti.
Bu kadar.

<p>Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi bu hafta Kestirmeden Tarih  programında Kudüs özel bölümüyle karşını

Medeniyetlerin aynası Kudüs… Kadim şehre kim ne getirdi?

NASA Mars'ın 3 boyutlu görüntülerini yayınladı

Düştüğü dere yatağında 5 gün mahsur kaldı

Mersin sahilinde bulundu! Sahil güvenlik hemen çalışma başlattı