• $13,5787
  • €15,3757
  • 778.43
  • 1950.61
14 Kasım 2021 Pazar

Mukaddime'ce/27 Yalan söyleme mecburiyeti ve becerisi

1

Yalan söylemek, ta bezm-i elestten beri insanoğlu ile beraber yürüyen/var olan bir olgudur.

Hani; şeytan o ikisine (Adem ile Havva) "... Rabbiniz, başka bir sebepten dolayı değil, sırf ikinizde birer melek ya da cennette ebedi kalıcılardan olmayasınız diye sizi şu ağaçtan men etti..." demişti ya.

Sonradan gelişen olaylar gösterdi ki şeytan yalan söylüyordu.

Yalan, bu vasfıyla ve ilk ortaya çıkışıyla şeytana ait bir şey olmasının yanında insana da aittir.

Anlaşılan odur ki; insan var olukça yalan da bir şekilde var olacaktır.

Genel teamül gereği; bir kişinin yalanı deşifre edilip, yüzüne vurulduğunda normal insanın yüzü kızarır, hiç değilse şöyle bir durur, geri çekilir...

Ne var ki bu genel teamüle uymayan, yalan söylemeyi karakter/ahlak haline getirenler de vardır.

2

Daha önce de çeşitli vesilelerle yazdık.

Ancak, hala, Kemal Kılıçdaroğlu'nun yalanları karşısında şaşkınlık yaşayanlar için hatırlatalım istedik...

Malum, daha düne kadar, Türkiye'de alevi vatandaşlar kimliklerini açıkça ifade edemiyorlardı. (Ne yaman çelişkidir ki bunun da kökeni CHP zihniyetine dayanır.)

Aksi takdirde bilhassa devlette bir takım yerlere gelemezlerdi.

Bu nedenle, alevi bir anne baba daha doğumdan itibaren çocuklarına kimliklerini gizlemeyi yani yalan söylemeyi öğretmek durumundaydı... Bu bir.

İkincisi; yine malumdur ki Alevilik Türkmenlere mahsus bir şeydir. Türkmen haricindeki, mesela Kürt aleviler ana kitle tarafından makbul sayılmazlar, hatta Alevilik kimliğinin başka bir kimliği örtmek için kullanıldığını bile düşünürler.

Böyle olunca; alevi Kürt bir aile çocuklarına alevi kimliğini gizlemeyi öğrettiği/öğütlediği kadar Kürt kimliğini de saklamayı öğretmek mecburiyetinde kalmaktadır.

Yani söz konusu çocuklar 'çifte kavrulmuş yalancı' olmak durumundadırlar. Ve ne kadar maharetle yalan söyleyebiliyorlarsa o kadar aferin alarak yetişmişlerdir.

Şimdi tam burada İbn-i Haldun'un "adetler zamanla karaktere dönüşür" deyişini hatırlayabiliriz.

Yani, Kemal Kılıçdaroğlu gibiler bir bakıma toplumda bir yer elde etmek için, bir bakış açısına göre masum ve mecburi yalan söyleye söyleye, zamanla yalan söylemeyi ve yalancılığı karakter ittihaz etmiş oluyorlar.

Şaşılacak bir şey yok.

<p class='MsoNormal'>Peki, bu karar neden önemliydi? Akşam Gazetesi Yazarı  Oğuzhan Bilgin tüm merak

Artık her yerde 'Türkiye'

İsrail hapishanesinden kaçan Filistinli tutuklular mahkemede darbedildi

Bir çiftçi tarafından bulundu! İçinden servet çıktı

Kedilerin en çılgın halleri