• $12,8235
  • €14,4967
  • 735.098
  • 1808.79
17 Ekim 2021 Pazar

MUKADDİMECE/24 Eğitimde ‘zati' ve ‘harici' güç

1

Bir önceki yazımızda parantez içinde; Eğitim'in başarılı ya da başarısız olması ayrıca tartışmaya değer..." demiştik.

O parantez içi ile kastettiğimi bir anekdot vesilesiyle anlatmaya çalışacağım.

İsmet Yılmaz, Milli Eğitim Bakanı olunca kendisini tebrike gittiğimde, aramızdaki samimiyete/yakınlığa dayanarak olsa gerek, bir taraftan kendisini de şaşırtan atamaya gerekçe bulmak saikiyle de; demişti ki;

"Ak Parti bugüne kadar hep sosyal alandan gelen arkadaşları Milli Eğitim Bakanı yaptı. Sayın Başbakan, Milli Eğitim'de yeterli başarı sağlanamadı diye bu kez de bir mühendisi bakan yapalım demiş olmalı..."

Bunun üzerine ben de; "Sayın Bakanım bir açıdan 'Milli Eğitim iyi ki başarısız olmuş' diyebiliriz." diye mukabelede bulunmuştum.

"Şöyle ki; bütün örgün eğitimlerde yukarıda bir içerik/müfredat hazırlanır ve hiçbir ayrım yapmaksızın bütün öğrencilere sunulur ve öğrenilmesi istenir. Karne dediğimiz enstrüman ile de öğrencilerin sunulanı ne kadar aldığı/öğrendiği ölçülür bir taraftan, öte taraftan karne aynı zamanda 'iyi' öğrenciler için ödül, 'kötü' öğrenciler içinse ceza yerine geçer...

Malum, bunun insani olup olmadığı hep tartışılagelmiştir. Hatta çoğu kez bir ideoloji eleştirilirken onun 'tek tipleştirici' olduğu söylenmektedir..."

2

İbn-i Haldun diyor ki; "İlim ve meslek öğreniminde mürebbilerin denetim ve idaresi altında bulunanların cesaretlerinden çok şey kaybettiklerini ve neredeyse herhangi bir şekilde kendilerini savunamayacak bir hale geldiklerine şahit olmaktayız. Büyük üstatların ve imamların vakar ve heybet dolu meclislerinde eğitim gören ve ilim öğrenen talebelerin durumu da böyledir."

Meseleye buradan baktığımızda yeryüzünde geçmişte ve bugün vuku bulan ve gelecekte de söz konusu olan bütün eğitim ve öğretim faaliyetlerini reddetmeliyiz, bu amaçla kurulan müesseseleri yok saymalıyız.

Oysa bu, insanın varoluşuna ve yaşıyor olmasına aykırı bir husustur... değil mi?

İnsan, akleden, yani bilen, yani öğrenen bir varlık olmasıyla diğer varlıklardan ayrılır ve insan olur.

Bütün yol gösterici metinlerde yerini hiç yitirmeyen, insanın; canını, malını, aklını, neslini ve fikrinin/zikrinin/inancının korunması ancak bilgi sayesinde mümkün olabilir...

Böyleyken, İbn-i Haldun'da büyük üstatların ve imamların yanında yetişenlerin ezikleşeceğini söylerken, Peygamberin yanında eğitim ve öğrenim gören, ilim tahsil edenler için aynı şeyleri söylemez.

Herhalde bu hali peygambere hürmeten böyle davranıyor diye açıklayamayız.

Üstad söylediğinin bir açmaz, bir dilemma oluşturacağını biliyordu ki bu bapta iki kavramdan bahseder.

Harici ve zati güç;

Eğer insanlar 'harici' bir gücün etkisiyle/tesiriyle/baskısıyla eğitime ve öğretime tabi tutulursa doğal hasletlerini kaybeder.

Yok eğer 'zati bir güç' nedeniyle ilim öğrenilirse bu onların kişiliğinde bir zaaf oluşturmaz.

Anlaşılıyor ki; eğitim mevzu öyle çalakalan konuşulacak bir mesele değil.

Derin ameliyeler ve hassas dengeler isteyen bir şey...

<p>Erdoğan, faiz-kur manipülasyonlarıyla mücadeleden Birleşik Arap Emirlikleri ile normalleşen ilişk

Başkan Erdoğan: Göreceksiniz enflasyon düşecek

Uşak'ta dere yatağında patlamamış top mermisi bulundu

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (29 Kasım 2021)

Kuvvetli lodos hayatı olumsuz etkiliyor