• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
30 Kasım 2017 Perşembe

Maturidi dersleri 2

Not: İlk derse başlarken kimse katılmasa da ders tekrarı etmiş olacağımızı söylemiştik. Bu bağlamda iki değerli dostum telefonla, bir dostum mesaj ile hak etmediğim derecede güzel şeyler söyleyerek dersimize katıldıklarını beyan ettiler. Sağ olsunlar.

1- İlim ve irfan sahiplerinin genel kabulüdür ki; başkalarının kavram ve kelimeleriyle düşünenler başkaları gibi düşünürler ve hatta başkalarına ajanlık yapmış olurlar.

Buna rağmen bazı kelimeler ve kavramlar için yine bu zevat tarafından gerekli titizlik ve dikkatin gösterilmediğine tanık oluruz sık sık...

Mesela; ilmine ve ferasetine güvendiğimiz birisi/birileri bir gün çıkıp; ‘birey ile fert arasında semantik bir fark görmüyorum’ diyebilir.

2 - Başkaca felsefi ve sosyolojik tahliller ve çıkarsamalar bir tarafa...

Maturidi üzerinden meseleye yaklaştığımızda...

Modernitenin bize dayattığı ‘birey’ ancak Maturidi’nin ‘tek ve yaratıcı bir Tanrı’yı tanımakla mükellef olan akıl’ sahibi tekil insana tekabül edebilir.

Biz biliyoruz ki, aydınlanmanın ‘birey’i ben merkezcidir. Yani kendine ait bir dünyası vardır, bu dünyanın merkezinde kendi oturur ve dışarda kalan her şey onu beslemek ve hazlandırmak için vardır.

Maturidi’nin tekil insanı da böyledir. O kadar ki; Tanrı’sı bile kendincedir, kendi tasavvurları ile belirlenmiştir.

3 - Oysa;

Maturidi’nin evren tasavvurunda tekil insan burada duramaz.

Bir önceki derste de söylediğimiz gibi buradan insanoğlunun yaşamını sürdürecek bir nizam çıkmaz.

Bu aşamada her insan teki, diğer insanların, her birinin dünyası diğer dünyaların karşıtı ve düşmanıdır.

Ne zaman ki bir peygamber gelir tanrıları birler ve tevhit nizamını kurar;

Tek tek akıl sahipleri bu nizamı tanır ve ona inanırsa;

O andan itibaren tekil insan bir topluluğun/cemaatin parçası yani fert olur.

4 -Şu kadarını da söylemeliyiz ki; ‘bireycilik’ üzerine bir ahlak inşa edilip, bir adalet düzeni kurulamaz.

Çünkü bireycilikte birey her zaman birinci sırada ve her zaman haklıdır.

Oysa; ahlaktan ve adaletten bahsedebilmemiz için kategorik birincilerden de sonunculardan da vazgeçmemiz gerekir.

Şartlara ve zamana göre şimdi önde olanın biraz sonra geride kalması mümkündür.

Aksi takdirde uhuvvet, merhamet, sevgi, saygı, yardımlaşma, fedakarlık gibi kelimeler anlamını yitirir.

Fedakarlık demişken; fedakarlığın son kertesi ‘fena bulmak’tır, bilirsiniz, yani bir şeyde yok olmak.

Allah’ta fena bulmak, vatanda fena bulmak, sevgilide fena bulmak gibi.

Siz modernitenin ‘birey’inin bir şeyde ‘fena’ bulabileceğini düşünebilir misiniz?

Mesela Batı’nın bireyi aşağıda yer alan Namık Kemal’in şiirini benimseyip okuyabilir mi?

Sıdk ile terk edelim her emeli her hevesi

Kıralım hail ise azmimize ten kafesi

İnledikçe eleminden vatanın her nefesi

Gelin imdada diyor bak budur Allah sesi..

Memleket bitti yine bitmedi hâlâ sen-ben

Bize bu hal ile bizden büyük olmaz düşmen

Dest-i a’dadayız Allah içün ey ehl-i vatan

Yetişir terk edelim gayri heva vü hevesi

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor