• $13,6429
  • €15,3274
  • 793.465
  • 1951.17
9 Eylül 2014 Salı

Kültür seferberliği beklemeyen var mı?

12 yıllık AK Parti iktidarı kazanımlarının kültür alanında yapılacak atılımlarla tahkim edileceğine inanan ya da kültür muhitlerinde yıllardır gayret sarf eden kiminle konuşsam herkes bir kültür seferberliği bekliyor. Bu bekleyiş biraz da, 12 yıllık süreçte Türkiye’nin terör, vesayet, ekonomik darboğaz gibi ‘acil’ çözüm bekleyen kritik sorunlarının bir yola girmiş ya da girmekte olduğu algısıyla ilgili. Öte yandan Başbakan Davutoğlu’nun medeniyet merkezli müktesebatının bu alanlarda yeni bir atılım yapmaya vesile teşkil edeceği inancı bu umudu güçlendiriyor.

Edebiyatçılar, yazarlar, kütüphaneciler, müzeciler, arkeologlar, tarihçiler, sinema sanatçıları, sahne sanatları ve klasik sanat camiaları, şehir ve mimari üzerine kafa yoran entelektüeller kültür alanında bir seferberlik ruhunun canlanmasını bekliyor. Öyle ki bu bekleyiş, Kültür Bakanlığı’nın rutin işleyişiyle yetinilemeyecek kültürel ihtiyaçlar yanında, 12 yıldır Kültür Bakanlığı’nın eksik bıraktığı ilgilerden kaynaklanıyor. Söz gelimi toplum, tarihî eserlerin korunması duyarlılığının kalkınma politikalarına yön verecek şekilde yüksek sesle dillendirilmesini bekliyor bakanlıktan. Medeniyet iddiamızın sathı ‘şehir’ler, ‘ekonomik kalkınma’ya kurban edilirken, Kültür Bakanlığı’nın bir ‘Dur’ demesini umuyor. Çünkü halk, genel hükümet programları oluşturulurken, herhangi bir meselenin güvenlik, siyaset, ekonomi ve kültür boyutunun birbirini denetlenmesinin temsilini veriyor siyasetçilere aynı zamanda.
90’lı yıllarda bir ABD Başkanı Ankara’ya geldiğinde Esenboğa’yı şehre bağlayan güzergâhta gecekondulardan utanarak yollara gerdiğimiz brandalar belki geçmişte kaldı. Artık daha düzgün, alt yapı sorunları halledilmiş binalarımız var. Bu elbette önemli bir kazanım. Fakat tüm bu planlamalar yapılırken medeniyet perspektifinin yeterince yansıtılmadığını söylemek durumundayız.
Toplumsal bir seferberlik esnasında, reel şartları göz ardı ederek yapılan eleştirilerin hakkaniyet sınırını hep hesap etmiş biri olarak, Türkiye’nin içinden geçtiği yangınlarda bazı şeylerin istenmeyerek feda edildiğini biliyoruz. Fakat çevre, kültür ve tarih alanındaki kayıpların telafisi maalesef yok. Bu nedenle sorun düşündüğümüzden daha ciddi ve en azından bundan sonrası için çevre, kültür gibi konular artık ‘acil’ kodlu sorunlar arasında yer alıyor. Kültür ve medeniyet odaklı yeni bir ufka yönelmenin vakti geldi, hatta geçiyor.
AK Partili belediyeler, Türkiye’deki kültürel hegemonyayı kırmak adına kültür-sanat faaliyetlerini demokratikleştirerek önemli bir çığır açtılar. Fakat artık bugün yeni bir söz söyleme zamanı... Osmanlı güzellemesini aşan kültürel faaliyetlere, daha rafine sanat etkinliklerine, elde olanın değil, olması gerekenin çabasına düşülmesi gerekiyor. Keza AK Parti belediyeciliğinin devrim niteliğindeki, bir nevi sosyal-rehabilitasyon merkezleri de olan İsmek’lerde bir hedef yükseltmesi yapılmalı. Buralar, Türkiye’nin kültür sanat insanlarının yetiştirilmesi için hizmet veren gerçek birer akademi, enstitü hüviyeti kazanmalı.
Yeni Türkiye’nin restorasyon sürecindeki bilinç inşasında kültür ve medeniyet alanında yapılacak faaliyetler kilit role sahip. Bu nedenle Yeni Türkiye ruhuna inananlar adına bir beklentiyi ifade etmek istiyorum; toplum, Kültür Bakanlığı’nın bu seferberliğe öncülük etmesini, Davutoğlu Hükümeti'nin bu umutları hayata geçirmesini ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın çevre, tarih, kültür gibi alanlarda yüksek himayelerini bekliyor. Sivil toplumun, akademinin, yerel yönetimlerin ve medyanın da destek vereceği bir kültürel hamle, hem toplumsal bilinç sorunlarımızın daha ince, daha rafine bir düzlemde ele alınmasına, hem de kendi çağının ruhunu temsil edecek bir kültürel inşaya imkân verir.

<p> </p>

İlçe belediyelerine tuz yerine kum mu verildi?

Sosyal Medya raporu yayımlandı! Türkiye'de en çok kullanılan uygulama hangisi?

Çay tiryakilerine kötü haber! Öyle bir zararı var ki...

Bizi böyle kandırıyorlarmış! Tüm hileleri ortaya çıktı