• $13,579
  • €15,3691
  • 771.518
  • 1809.65
28 Eylül 2013 Cumartesi

Tarihi tokalaşma olmadı

WASHINGTON
Beklenen olmadı. Başkan Obama ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda el sıkışmadı. ‘Altı-üstü bir tokalaşma’ demeyin. 1977’den beri hiçbir Amerikan başkanı İran liderinin elini sıkmamış. Ümit edildiği gibi Obama ve Ruhani öğle yemeğinde de bir araya gelmedi. Peki haftalardır her iki tarafın birbirlerine verdikleri pozitif mesajlardan sonra BM’de başkanlar arasında bire bir bir buluşmanın, görüşmenin olmayışını nasıl okumak gerek? Obama da Ruhani de ikili ilişkilerde yeni bir sayfa açma taraftarı ve son birkaç haftadır Amerika-İran ilişkilerinde devrim sayılabilecek gelişmeler yaşanıyor. 
Fakat her iki liderin de iç siyasetlerindeki dinamikleri gözetmesi gerekiyor. Obama’nın Kongre’yi İran’la angajmanın gerekli olduğuna ve nükleer programı kontrol altına almada diplomasinin en etkili araç olduğuna inandırması gerekiyor. Ruhani ise Amerika-karşıtı güvenlik bürokrasisini ancak tavizler ve diplomasi yoluyla Batı’nın yaptırımlarının hafifletileceğine ikna etmesi şart. Müzakerelerin daha başlamadan bitmemesi için her iki tarafın da kendi kamuoyuna ülkesinin çıkarlarını sonuna kadar savunduğu, karşı tarafa karşılığı olmayan tavizler vermediği mesajını vermesi gerekiyor. İşte bu yüzden ne Obama ne de Ruhani kameralar önünde, tüm dünyanın gözleri üstündeyken eleştirilerin hedefi olabilecek, muhalif kanatlarca sürecin önünü kapatmak için kullanılabilecek riskli bir adım atmak istedi. 
Fakat bu, kapalı kapılar ardında diplomasi trafiğinin olmadığı anlamına gelmiyor. Aksine, hem Obama’nın hem Ruhani’nin ekibi nükleer meselede iki tarafın da endişelerini giderecek, beklentilerini karşılayacak ve karşılıklı güven tesis edecek adımlar üzerinde çalışmaya başladılar. 

TAHRAN'DAN SURİYE KARTI

İran’dan birkaç haftadır gelen sinyaller Tahran’ın nükleer müzakerelerde, yaptırımlar konusunda Batı’dan taviz koparmak için Suriye kartını oynayabileceğini söylüyor. Kısa bir süredir Tahran Esad’la olan ittifakının sonsuza kadar sürmeyeceğine dair küçük işaretler veriyor. 18 Eylül’de İran parlamentosunun Dış İlişkiler Komisyonu üyesi Kazem Jalili “Esad rejimi hatalar yaptı ve bunları telafi etmek zorunda. Biz İran olarak Esad’ın sonsuza kadar yönetimde kalmayacağını kabul ettik. Suriye halkı isterse 2014 seçimlerinde Esad’ı yönetimden alabilir” dedi. Bu oldukça önemli bir mesaj ve Tahran’da Esad sonrasının konuşulmaya başlandığının işareti. El Arabiya için yazan İranlı bir uzman, çok kısa bir süredir İran medyasında, Suriye’de kimyasal silah saldırısında ölen kadın ve çocukların resimlerinin gösterildiğini ve saldırıyı Esad’ın yaptığına dair yüksek sesle dillendirilmeyen bir inancın oluşmaya başladığını söylüyor. Tüm bu görüntüler İran-Irak savaşında Saddam’ın kimyasal silahlarının hedefi olmuş İran için Esad’a kayıtsız şartsız destek vermeyi güçleştiriyor. Fakat bunlar ahlaki kaygılar, reel politikte ve İran’ın bölgesel stratejisinde hiçbir karşılığı olmayabilir. Dolayısıyla İran’ın Esad’a destekten vazgeçeceğini söylemek için erken. Fakat rahatlıkla Ruhani’nin Esad’ı Batı’nın yaptırımlarını azaltmak için bir koz olarak kullanabileceği söylenebilir. 
Eğer Obama yaptırımlar konusunda İran’ın talep ettiği kadar cömert davranabilirse bir taşla iki kuş vurabilir. Böylece hem İran’la nükleer meseleyi çözmüş hem de Suriye iç savaşının çözümünde kilit bir adım atmış olur. 

<p>Coronavirüsün en çok mutasyona uğramış versiyonu olan ve 30'dan fazla mutasyonun tespit edildiği

Çok mutasyonlu yeni Covid-19 varyantı: Omicron

Yunus polislerinin zorlu eğitiminden kareler

Misafirlerini kendi tasarladığı 'dönen ev'de ağırlıyor

Çöpe gidecek malzemeleri dönüştürüp dünyaya pazarlıyor