• $12,5779
  • €14,2284
  • 727.662
  • 1782.04
27 Nisan 2014 Pazar

Geçmişle yüzleşmenin zamanı mı?

Evet, tam zamanı.

Eğer yeni bir Türkiye inşa edeceksek, geçmişle yüzleşmek zorundayız.
Geçmişle yüzleşme, Kemalistlerin yaptığı gibi sentetik bir tarih kurgulamak, kendimize olmayan bir geçmiş yaratmak değildir.
Kendimizi içerisinde mutlu ve güçlü hissedeceğimiz yalancı bir şanlı tarih yazmak da değildir.
Peki nedir geçmişle yüzleşme?
Hem bir helalleşme, hem de bir hesaplaşma çabasının adıdır.
Hatırlama gayretidir.
Toplumun bilinçaltına itilen acılarla yüzleşebilmektir.
İnkar girişimlerinin reddidir.
Bir yandan Türkiye’nin yakın tarihinde zulme uğramış, şiddete maruz kalmış toplum kesimlerine iade-i itibarda bulunmak, diğer yandan ülkeyi kaosa sürükleyen öznelerin kamuoyu vicdanında yargılanmasına hizmet etmektir.
Helalleşilmesi gereken aktör ve kesimler arasında bir hiyerarşi kurulmasının da anlamı yoktur.
Devletin, her ne gerekçeyle olursa olsun, sahiplendiği sistematik bir politika yahut zihniyet dolayısıyla zulmettiği kişi, grup ve topluluklar aynı düzeyde helalleşilmesi gereken toplum kesimleridir.
Bu yönüyle Başbakan R. Tayyip Erdoğan’ın “adil hafıza” vurgusuyla 1915 olaylarını anması adalet referansıyla siyaseti dönüştürmeyi hedefleyen bir partinin liderine yakışan bir adımdır.
“20. yüzyılın başındaki koşullarda hayatlarını kaybeden Ermenilerin huzur içinde yatmalarını diliyor, torunlarına taziyelerimizi iletiyoruz” cümleleri ile ortaya koyduğu helalleşme talebi inşa sürecindeki yeni Türkiye'nin gurur nişanelerinden biridir.

Adil hafıza ve Yeni Türkiye

Adil hafıza vurgusu, AK Parti’nin siyasal normalleşme ve toplumsal barış sürecine yaptığı en önemli katkılardan biridir.
Dindarlara, Kürtlere ve gayrı-Müslim toplum kesimlerine yapılan zulümlerle yüzleşme sürecinin en önemli kavramı “adil hafıza"dır.
Yeni Türkiye'yi inşa edebilecek olan zihniyet, "adil hafıza" perspektifini Türkiye'nin yapısal sorunlarının çözümünün temeline koyabilme cesaretini gösteren zihniyettir.
2000 sonrasında Türkiye siyaseti birçok tabuyu yıktı.
Türkiye siyaseti bugün kelimenin tam anlamıyla bir sembolik devrim yaşıyor.
10 sene önce olmasına imkansız gözüyle bakılan pek çok şey oluyor.
Geçmişle yüzleşme cesareti ve adil hafıza perspektifi bu sürecin bana göre ana taşıyıcısıdır.
Ve helalleşme yanında hesaplaşmaya da ihtiyaç vardır.
Özellikle Türkiye siyasi tarihi içerisinde Kemalist hegemonyanın tesisi için uğraşan çıkar grupları ile devlet aygıtını dar zümre çıkarları için kullanmayı hedefleyen anti-demokratik, vesayetçi yapılar hesaplaşılması gereken ana unsurlardır.

Kutsal devlet miti

Türkiye Cumhuriyeti devleti üzerindeki mitin dağılmasını AK Parti sağlamıştır.
Değeri kendinden menkul, şanlı bir geçmiş üzerinde yükselen devlet imajını yıkmıştır.
Yeni Türkiye’nin kurulma sürecinde, devlete hükmetmiş aktörlerin modernleşme tarihimiz boyunca yaptıkları kıyımları hatırlamış ve sürecin failleriyle hesaplaşılması, sürecin mağdurlarıyla helalleşilmesi gerektiğini belirtmiştir.
AK Parti karşısında bürokratik oligarşinin, CHP, MHP ve Gülen Hareketi vb. sağcı ve solcu oluşumların kolaylıkla ittifak kurabilmelerinin altında, söz konusu değeri kendinden menkul devlet mitinin yıkılmasından duyulan rahatsızlık yatmaktadır.
2000’lerin başından itibaren devlet küçülmekte, toplumla arasındaki mesafeyi kısaltmaktadır.
Toplumla arasındaki mesafe kısaldıkça, toplumun geçmişte yaşadığı acıların hatırlanması ve onlarla yüzleşilmesi çabası da hız kazanmaktadır.

<p class='MsoNormal'>Aykut  Enişte 2 filmiyle seyirci tarafından tanınıp benimsenen Mekin Sezer, iki

Gişeci'de Aykut Enişte 2 sohbetleri... Bölüm 3: Mekin Sezer

Kedi ile köpeğin şaşırtan dostluğu

Omicron varyantının semptomları açıklandı

Zor şartlarda mangal kömürü üretip ailelerinin geçimlerini sağlıyorlar