• $13,5299
  • €15,3911
  • 772.677
  • 1809.65
15 Nisan 2014 Salı

Ali Bulaç ve mikro iktidar

Bundan tam yirmi yıl öncesi. Üniversite birinci sınıftayım. Uludağ Üniversitesi’nde sosyoloji okuyorum.
Merak, iştiyak, iştah hepsi birbirine karışmış, ne bulsam okumaya çalışıyorum. Hem “sosyolog” hem “İslamcı” yazarları ise hassaten okuyurum. Ali Bulaç da okuduğum yazarlar arasında.

BU YAZIYI SPİKERDEN DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

Yirmi yıl öncesinden hatıra anlattığıma göre, artık “bizim nesil” diye cümle de kurabilirim. Evet, bizim nesil okudukları yazarların birçoğunun televizyon görüntüsünden, sosyal medya performansından, yahut gündelik hayatından haberdar değildi. Okudukları yazarların simalarını ya hiç bilmezlerdi, ya hayal meyal bilirlerdi. Bu da yazarları ulaşılmaz kılardı.
Bu psikoloji içerisinde birgün Ali Bulaç’ın Bursa’ya bir konferans vermek üzere geleceğini duydum. Koşa koşa konferansa gittim ve kalabalıktan doğru dürüst dinleyemeden, sorularımdan hiçbirini soramadan elim boş geri döndüm.
Konferans dönüşünde benim okuduğum bölümü yeni bitiren, bir keresinde masamda Cemil Meriç ve Nilüfer Göle’nin kitaplarını gördüğünde müşfik bir edayla, “bunların yerine önce Hocaefendi’nin ... kitabı okumalısın” tavsiyesinde bulunan bir “abi”yle karşılaştım.
Bulaç o zamanlar Zaman gazetesinde yazıyordu ama o “abi”nin gözünde yeterince muteber değildi. Bulaç’ın ismini duyduğunda verdiği tepkiyi çok net hatırlıyorum:
“Ne yazık ki o da bir Hocaefendi olmaya çalışıyor. Boşuna uğraş veriyor. Hocaefendi’nin yanına yanaşamaz”
Oysaki yıllar bize Bulaç’ın boşuna uğraş vermediğini gösterdi. Hocaefendi’nin yanına yanaşmayı başardı. Yıllar içinde o abilerin gözünde muteber bir isme dönüştü.

Siyaseti örtme çabası

Bulaç, 17 Aralık’tan bu yana yaşanan kavgada Gülen Hareketi’ne ve onun liderine destek verdi.
Ortada bir siyasi kavga varsa, çeşitli gerekçelerle bu kavgada isteyen istediği yerde durabilir.
Ben mesela bu gerilimde Gülen Hareketi’nin yanında değil, karşısında yer aldım. Zira büyük bir yanlış içerisinde olduğunu, illegal bir vesayet girişiminin aracına dönüştüğünü düşündüm.
Taraf olmayı seçtim.
Bulaç da öyle yaptı ve hükümete karşı Gülen Hareketi’ne destek verdi.
Fakat Bulaç, bunu yaparken hakikatin tekelini elinde bulunduran, hak, vicdan adına konuşan bir yargıç gibi davrandı.
Aynen Gülen gibi, o da “ayet” ve “hadis”leri kullanarak siyasi pozisyonunu meşrulaştırmaya çalıştı.

Ayetlerle politika

Bir siyasal yahut toplumsal pozisyonu haklı göstermek için ayetlerin gelişigüzel kullanılmasına, adeta kalkan yapılmasına hiç sıcak bakmadım.
Hatta bunu bir küstahlık olarak gördüm.
Beslenme kaynaklarımız ve onlarla girdiğimiz ilişki kendi başına değerlidir. Ancak ondan anladığımızı, ona ilişkin yorumumuzu evrensel hakikat olarak dayatmak ideolojik bir tutumdur.
Kuran ayetleri üzerine düşünmek, araştırmak başka bir şeydir, Allah’ın ayetini kullanarak endoktrinasyon yapmak, onun üzerinden siyasi kavga vermek başka.
Ben sizin gibi vicdan çağrısı yapacak pozisyonda değilim Sayın Bulaç.
Ancak sormak isterim:
Ayetleri kullanarak “siyasi iktidar”a karşı meydan okuma çağrısında bulunmak neyin nesidir?
Kendisiyle imtihan olunacak tek iktidar “siyasi iktidar” mıdır?
Peki ya sizin de tabi olduğunuz cinsten “mikro iktidar”lar ne olacak?

<p>Peki, Türk Devletleri Teşkilatı'nın hedefi ne? Erdoğan'ın Türkmenistan ziyareti teşkilat için yen

BAE ile yeni dönem... Mısır ve İsrail ile ilişkiler normalleşir mi?

Yunus polislerinin zorlu eğitiminden kareler

Misafirlerini kendi tasarladığı 'dönen ev'de ağırlıyor

Çöpe gidecek malzemeleri dönüştürüp dünyaya pazarlıyor