• $9,3267
  • €10,8755
  • 532.771
  • 1417.7
4 Kasım 2013 Pazartesi

Cahil bunlar kara cahil

Milletten uzak, vatandaşa tepeden bakıp bir profesör edasıyla konuşuyorlar. Halkı küçümseyip ders vermeye çalışıyorlar. Küçük bir azınlık olmalarına rağmen, büyük gürültü koparıyorlar. 
Ama söylediklerinin içi bomboş! Cahiller, hem de kara cahil! 
Son olarak Marmaray’ın açılışını dillerine doladılar. “Neden dualarla açıldı?” diye sorgulayıp duruyorlar… 
Üstelik bunu da “Atatürkçülük” adına yapıyorlar. Herhalde Atatürk yaşasaydı bunları sopayla kovalardı. “Neden” diye sorarsanız, anlatalım: 
Atatürk, Büyük Taarruz’u, “Ya Rab, Türklüğün ve Müslümanlığın düşman ayakları altında kalmasına müsaade etme” diyerek dualarla başlattı. Yanındakilerin anlattığına göre, taarruza geçen Mehmetçik’i izlerken, dudaklarından şu kelimeler döküldü: 
-Bundan sonrası anamın dualarına kaldı! 
Başbakan’ın dediği gibi ilk Meclis dualarla açıldı. İstiklal Marşımızın içinde de 
Allah’a yakarış vardır. 
- - -
Belgenin tarihi 6 Eylül 1937. O dönemde Atatürk sağ. 
En tepede “Resmi Tahlif” ifadesi göze çarpıyor. Bugünkü dille “Resmi Yemin Belgesi” denilebilir. 
Bakın Harp Okulu öğrencileri nasıl yemin ediyor: 
“Ben, sulhta ve harpte, karada ve denizde ve havada ve her nerede olursa olsun, milletime ve memleketime daima doğruluk ve sadakatla hizmet ve Hükümet-i Cumhuriyemizin bütün kanun ve nizamlarına ve amirlerimin her türlü emirlerine bütün kalbimle itaat etmekten ayrılmayacağıma ve milletimin namını, mukaddes şerefli sancağımın şanını ve askerliğin namus ve şerefini canımdan aziz bilip, bu uğurda seve seve canımı feda etmekten çekinmeyeceğime ve her zaman vazifesini, namusunu sever, özü ve sözü doğru ve gayretli bir asker olarak çalışmaktan başka bir şey düşünmeyeceğime Cenab-ı Allah’ın kelamı olan Kuran-ı Azimüşşan’a el basarak yemin ediyorum. VALLAH ve BİLLAH.” 
Bu yemin, Atatürk’ün ölümünden sonra değişti. 
- - -
Mektubun tarihi 20 Aralık 1920. Atatürk tarafından Afganistan’daki Fevzi Paşa’ya hitaben yazılıyor. 
Mustafa Kemal, Kabil’e bir subay heyeti gönderilmesini istiyor. Bu heyetin görevlerini sıralarken, nihai hedefle ilgili şu satırları yazıyor: 
“Afganistan idarecileri, harici entrikalar sayesinde İslamiyet ve Türklüğün menfaatlerine aykırı bir surette hareket etmeye hazırlandıkları takdirde, heyetimiz bir surette buna mani olmalı, Türk ve İslam menfaatlerine hizmet eden bir Afgan partisini iktidara getirecek kadar kuvvetli bir yer edinmeli. 
İşte Atatürk bu! 
- - -
Yine dönelim Cumhuriyet dönemine… 
Atatürk, 1926’da Elmalılı Hamdi Hoca’yı yanına davet ediyor. Kendisinden “Hak Dini, Kur’an Dili” isimli bir tefsir yazmasını istiyor. Hamdi Hoca ile Diyanet arasındaki protokolü de bizzat kendisi kaleme alıyor: 
1) Tevhid konusunu ihtiva eden öğüt ve emir nitelikli ayetler açıklanacak; ayetler arasındaki münasebetler gösterilecek; Kuran’ın bütünlüğü düşündürülecek. 
2) Ayetlerin nüzul sebepleri kaydedilecek. 
3) Ayetlerin ima ettiği ve işarette bulunduğu ilmi ve felsefi konularda açıklayıcı bilgiler verilecek. 
4) Batılı araştırmacıların yanlış ve kasıtlı yorumları konusunda okuyucuların dikkati çekilerek, gerekli bilgilendirmeler yapılacak. 
Bu örnekleri çoğaltmak mümkün… 
Bizim sözde “Atatürkçülerin” hiçbirinden haberi yok. Kendilerinin çizdiği bir Atatürk silüetinin arkasından koşturup duruyor, milletin değerleriyle kavgayı marifet görüyorlar. 
Oysa, TBMM Genel Kurul Salonu’nda Atatürk’ün koyduğu kural dev harflerle yazılı: 
“Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir.” 
Bizim kara cahiller anlar mı bilemem ama millet öyle istediği için Marmaray da dualarla açılıyor. Bence eleştirmek yerine şapka çıkarmanız gerekir!

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>İnsanlar her yıl 4,5 trilyon sigara  izmaritini doğaya atıyor. B

Trilyonlarca sigara izmariti nereye gidiyor?

Cerrahpaşa'da yeni yoğun bakım servisleri açıldı

Kargaların şaşırtıcı zekası ve alet kullanabilme becerisi

Dev şirketlerinin logolarındaki gizli anlamlar