• $9,5659
  • €11,1052
  • 554.439
  • 1517.48
1 Kasım 2013 Cuma

Yazık, 14,5 yıl kaybettik

Takvimler 2 Mayıs 1999’u gösteriyordu. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 21. Dönem 1. Yasama Yılı’nın ilk birleşimi için toplanmıştı. 
Meclis’te yemin töreni yapılırken, Fazilet Partisi İstanbul milletvekilleri Merve Kavakçı ile Nazlı Ilıcak, Genel Kurul Salonu’na girdi. Önce FP sıralarından alkışlar yükseldi. Ardından Meclis Tarihi’nde görülmemiş büyük bir gürültü koptu. Bakanlar dahil DSP’li milletvekilleri sıra kapaklarına vurmaya başladılar. Protestoya dinleyici locasında oturanlar da katıldı. 
Yaşananlar son derece çirkindi... 
Bazı Meclis çalışanları bile kendini kaybetmiş bağırıyordu: 
-Atın bunu dışarıya, atın, atın... 
Konuklar ıslık çalıyor, müdahale eden olmuyordu. 
Protestolar dakikalarca sürdü. Bu sırada DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit kürsüye çıkıp dinamiti ateşledi: 
-Burası devlete meydan okunacak yer değildir. Bu hanıma haddini bildirin. 
Ve Merve Kavakçı yemin edemeden Genel Kurul Salonu’ndan ayrılmak zorunda kaldı. Ardından gelen suçlamaların ise bini bir paraydı: 
Kimi Merve Kavakçı için “Bölücü bu” dedi. 
Kimisi “Ajanlıkla” itham etti. 
Kimi de “Canlı bomba” benzetmesinde bulundu. 
Sıkça da Merve Kavakçı olayıyla ilgili olarak “Meclis’in geleneklerinin çiğnendiği” yorumları yapıldı. 
Oysa TBMM’de o gün Meclis’teki bütün gelenekler çiğnenmişti. Meclis’te çalışan devlet memurları ile izleyiciler bile protestonun içinde yer almış, kurumun saygınlığına gölge düşürecek çirkin bir fotoğraf ortaya çıkmıştı. 
Arşivleri inceledim, AKŞAM’da 4 Mayıs 1999’da yazdığım yazıya ulaştım. Meclis’te yaşananları “işportacı çığırtkanlığına” benzetmişim. Aynen şu ifadeyi kullanmışım: 
“Finale daha çok var!” 
***
Aradan tam 14 yıl 6 ay geçti. Dün, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde final yapıldı. Hem de kavgasız, gürültüsüz, Meclis’e yakışan bir biçimde. 
Merve Kavakçı olayı gibi onu da bizzat takip ettim... 
Başörtülü dört milletvekili geldi, Genel Kurul Salonu’na girdi. Ne bağırıp çağıran, ne ıslık çalan, ne alkışlayan, ne de alkışla protesto eden vardı. Birleşim açıldı, CHP Grup Başkanvekilleri “içtüzük ihlali olduğunu” ileri sürdüler. Meclis Başkanvekili Meral Akşener de konuyu tartışmaya açtı. Gruplara söz verdi. 
Başörtülü milletvekillerini tek eleştiren CHP oldu. Ancak, Grup Başkanvekili Muharrem İnce’yi dinlerken, geçen 14,5 yıla yazık olduğunu düşündüm. Çünkü CHP de durumu kabullenmiş görünüyordu. İnce’nin ilk sözcükleri bile, CHP’nin konuyu mesele etmeyeceğini ortaya koyuyordu. İnce’nin, başörtülü milletvekillerine gösterdiği tepki, büyük ölçüde CHP’nin tribünlerine yönelikti. 
Sonra diğer parti sözcüleri kürsüye geldiler. Hep birlikte başörtülü milletvekillerine destek verdiler. 
Ve bu iş bitti! 
Üstelik tereyağından kıl çeker gibi! Başörtüsü, dün Meclis’te kritik bir kanun tasarısı kadar bile tartışılmadı. Genel Kurul’da olağan, hatta tansiyonu düşük bir oturum yapıldı. 
Dışarı çıktığımda CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak’la karşılaştım. Gelişmelerden memnun görünüyordu. Bunu da açık bir dille ifade etti: 
-Türkiye kazandı! 
***
Meclis’te başörtüsü tartışmaları yaşanırken, Genel Kurul’daki “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir - Atatük” yazısı gözüme takıldı. Mustafa Kemal’in o sözlerinin devamını düşündüm: 
“Kuvvet birdir, o da milletindir.” 
Aynen öyle oldu. Bir defa daha millet kazandı. Türkiye ciddi bir ayıptan kurtuldu; normalleştik. 
Yazık, tam 14 yıl 6 ay kaybettik! 

<p>Almanya'da önemli bir ilk yaşandı. Türk  kökenli bir milletvekili, ilk kez federal mecliste başka

Federal meclise Türk başkanvekili

Trakya'da 65 yaş üzeri ve risk grubundakilere ''grip aşıları'' evlerinde yapılıyor

En güzel, kısa, uzun, anlamlı, resimli 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı mesajları burada!

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Şuşa'da ezan okudu