• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
07 Aralık 2011 Çarşamba

Joe Biden ve beklentiler

Deniz Ülke Arıboğan
Deniz Ülke Arıboğan
YAZARIN SAYFASI

Joe Biden ilk kez 1972 yılında daha 29 yaşında iken seçildiği senatoya girdiğinden bu yana dış politika konusunda son derece aktif bir kimlik. Senatonun dış ilişkiler komitesinde de başkanlık yapmış olan Biden'ın en büyük özelliği, uzun yıllarda edindiği dış politika deneyimini güvenlik, nükleer yayılma, terörizm gibi konularda devlet politikasını şekillendirmede ve uygulamaya dönüştürmekte etkin olarak kullanması. Kısaca başkan kim olursa olsun Biden'ın söyleyecek iki çift lafı oluyor ve bunlar siyasi karar alıcılar tarafından dikkatle dinleniyor.
1990'larda Balkanlar'da ortaya çıkan çatışmaların nihayetlendirilmesinde de aktif rol oynayan Biden'ın ana konsantrasyonu bugünlerde Afganistan-Pakistan (AF-Pak) bölgesi ve Ortadoğu. Dünyada tansiyonun yükselip alçalmasına neden olan ana damar hatları son dönemlerde buradan geçiyor. Damarların tıkanması halinde bu akışı rahatlatacak 'stent' ve 'by pass' uygulamalarının nasıl yapılması gerektiği konusunda ise hala siyasi konsültasyonlar yapılıyor. Biden'ın Türkiye'ye gelmesi de bu tip bir danışma-görüşme trafiğinin devamı.
Türkiye, Af-Pak hattında fazlaca görünmese de önemli bir aktör. Ortadoğu'da ise fazlaca görünürlüğü olanlardan birisi. Yakında Kuzey Irak'taki Amerikan varlığı sona erecek ve ortalığın neye döneceği konusunda kimsenin net bir fikri yok. Biden'ın yıllardır savunduğu politika Irak'ın federatif olarak 3'e bölünerek, Sünni, Şii ve Kürt bölgeleri olarak ayrılması biçiminde. Suriye konusunda ise Esad rejiminin artık bittiğine inananlardan. Muhtemelen tartışılan konulardan bir tanesi de Esad'ın ardından oluşturulacak yapının nasıl şekillendirileceği.
Bu nedenle Biden'ın Türkiye'ye yaklaşımı eskisinden çok daha dikkatli ve uzlaşmacı. Vaktiyle 'densiz senatör' olarak tanımladığımız, Ermeni ve Rum destekçisi olmakla suçladığımız Biden'ın Girişimcilik Konferansı'nda yaptığı alkışlarla karşılanan konuşma metninin temelinde bu var. ABD'nin bölgede daha fazla varlığını sürdüremeyeceğini biliyorlar. ABD'nin ne ekonomisi, ne siyasi ne de askeri gücü artık tüm dünyanın tek merkezden kontrol edilebildiği günlerdeki gibi. Yeni bir dünya kuruluyor ve herkes onun içinde yerini alıyor.
Biden'in verdiği mesajlar (siyasi nitelikli olanları) 'PKK, Suriye ve NATO-Afganistan konusunda Türkiye ile aynı taraftayız, yani biz hala müttefikiz' eksenine oturuyor. Türkiye'den önce gittiği Irak'ta Talabani ile görüşmesinde 'PKK, dostlarımızın ve bizim ortak düşmanımızdır' mesajını vermesi ve Kuzey Irak'taki görüşmelerinde Barzani ve ekibini PKK'ya karşı tavır almaya çağırması, Türkiye ile ılımlı bir ortam arayışının da bir göstergesi.
Buradan hareketle bölgedeki değişime dikkat çekmekte fayda var. Arap Baharı olarak tanımlanan şey bir Akdeniz ve Ortadoğu depremi. Bu şiddette bir siyasi deprem etrafta çökmemiş yapı bırakmıyor. Hala artçılarıyla devam eden bu sallanma yıkılma sürecinin ardından bir inşa sürecinin başlayacağı aşikar.
Kanımca ABD'nin Türkiye'ye duyduğu ihtiyaç yıkma aşaması ile ilgili değil. Zaten istese de Türkiye'nin yıkım süreçlerine dahil olmaya niyeti yok. Ama insani yardım ve yeniden inşa süreçlerinde en büyük rol Türkiye'ye düşecek gibi. Yeni kurulacak düzenin bir lideri, bir öncüsü olsun dendiğinde ise, her hal ve şartta Türkiye'nin profili ön plana çıkıyor. Biden'daki tavır değişikliği de bu liderlik kapasitesini tanımış olmasından kaynaklanıyor.
Kanımca liderliğin prensipleri ise şunlar:
1- Asla yıkım süreçlerinde yer almamak gerekir. İnşa süreçlerinde ise başı çekmek esastır. (Dozer değil, vinç olmak)
2- Rol model değil, ilham kaynağı olmak deneyimleri paylaşmak ön planda olmalıdır. (Öğretmen değil, sınıf arkadaşı olmak)
3- Rejimlerden değil, halktan yana durmak gerekir. Uzun vadede her zaman kar ettirir. (Güçten değil, adaletten yana olmak)
4-
Etnik ya da mezhepsel değil, insani bir duruş sergilemek gerekir. Önümüzdeki dönem Ortadoğu'da en büyük risk budur. (Bölen değil, toplayan kimliklere sahip olmak)
5-
Olduğun gibi görünmek, dışarıda başka içeride başka davranmamak gerekir. Bu güven duygusunu sağlayan en önemli belirleyicidir. (Pragmatik değil, etik olmak)

<p>Nijerya açıklarında Türk gemisine yönelik bir saldırı gerçekleşti. Saldırıda bir denizci hayatını

Türk gemisine saldırının arkasında Fransa mı var?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Jason Statham Antalya'da kurşun geçirmez camlı villada kalıyor

Rusya'da binlerce kişi sokaklara döküldü!