• $7,5217
  • €9,0085
  • 409.089
  • 1538.04
09 Nisan 2011 Cumartesi

Krizin başında neden daraldık?

Türkiye 2008 krizinin başında 2009 yılında yüzde 4.7 daraldı, 2010 yılında ise yüzde 8.9 büyüdü. Şimdi ise normal büyüme temposuna dönmek için fren çekerek kredi genişlemesini ve sıcak para girişini küçültmeye ve cari açığın büyümesini durdurmaya uğraşıyor. 
Koç Üniversitesi EAF Politika Notu olarak Şubat 2011 tarihinde Dr. Sumru Öz ve Dr. Sumru Altuğ tarafından yapılmış inceleme, IMF tarafından yapılan bir araştırma raporunu 'benchmark' alarak Türkiye'nin küresel kriz gidişatını analiz ediyor. IMF raporu tarafından vurgulanan çeşitli göstergeler arasında, üç adet kriter var. Birincisi ülkenin IMF dış kırılganlık endeksindeki skoru, ikincisi dış ticaret ortaklarında ğı olan, mal sattığı gelişmiş ekonomilerdeki iç talep düşüş miktarı ve 2007 yılında BIS üyesi bankaların incelenen ülkeden toplam konsolide alacaklarının GSYİH'ya oranı, yani dış bankalara borç.
Birinci gösterge yani IMF kırılganlık endeksine dönersek de etkili bulunan birkaç önemli faktör var. Kırılganlıkta etkili bulunanlardan birincisi, ülkenin brüt uluslararası rezervlerinin ülkenin kısa vadeli borç ve cari denge açığı toplamına oranı, ikinci ise dış borç/GSYİH oranı ve üçüncüsü cari işlemler açığı/ GSYİH oranları.
IMF raporunda ilk gösterge olan brüt uluslararası döviz rezervlerinin kısa vadeli borç ve cari işlemler açığının toplamına oranının Türkiye'de 2007 itibarıyla 250 civarında olması nedeniyle bu faktörün ülkemizin kırılganlığında etkili olmadığını hesaplanıyor. İkinci gösterge olan dış borcun GSYİH oranının ülkemizde sadece yüzde 10 civarında. Dolayısıyla bir risk unsuru yok. Ancak üçüncü faktör olan cari denge açığının GSYİH oranı krizde Türkiye için önemli bir risk faktörü olarak bulunuyor.
İkinci faktör 'dış ticarette daralma' ise Türkiye açısından kritik. Dış ticaret ortağı olan gelişmiş ekonomilerde GSYİH'nin iç talepte bir puan düşüş sergilemesi, dış ticaret partneri gelişen ekonomilerde yüzde 1.5 daralmaya neden oluyor. Türkiye'de ihracatın GSYİH oranı olarak yüzde 20 civarında bulunması da aslında fazla etkilenmemeliydi dese de Türkiye çok etkilendi.
IMF raporunda üçüncü önemli faktör olarak da ülkelerin bankalarının BIS üyesi ülkelerin bankalarına borç oranı bulunuyor. Türkiye'nin (yerel 2001 krizinden sonra banka sistemini reforme etmiş bir ülke olarak) daralmayı açıklayacak boyutta banka borcu da olmadığı görülmekte.
Bu gözlemler ışığında sadece cari denge /GSYİH oranı Türkiye açısından krizde daralmanın nedeni olarak önemli bulunabiliyor. Yazarlara göre Türkiye'de iç talebin düşüşünde ek olarak düşünülmesi gereken iki adet daha faktör de ön plana çıkıyor. Bunlardan birincisi ülkedeki canlandırıcı maliye ve para politikası önlemleri. Türkiye Kasım 2008 tarihinden başlayarak para politikasında faizlerini 1000 baz puan düşürdü. Halbuki yükselen piyasalarda faiz indirimi ortalama 300 baz puan olarak gerçekleşmiş. Para politikası daralmayı azaltıcı olarak gerçekleşmiş.
Yükselen piyasalar genelinde, krizde GSYİH olarak yüzde 2.5 boyutunda maliye politikası genişlemesi görülmesine rağmen ve Türkiye 2009 yılında yüzde 6.6 civarında bir bütçe açığı planlamıştı ama bu tedbirleri biraz geç devreye sokmuş olarak değerlendiriliyor ve gerçekleşen bütçe açığı da planlanandan daha az, yüzde 5.5 civarında oluştu. Türkiye'nin 2001 krizinde çok yüksek bütçe açığı ve kamu borcu oranı sorunu yaşamış olması, burada hükümeti tedbirli davranmaya sevk etmiş diye düşünülebilir. Bu da daralmada önemli bir unsur olabilir deniyor.
Araştırmacılar ikinci bir faktörü de önemli ölçüde vurguluyorlar. 2007 seçimlerinden sonra başlayan siyasi çalkantıların yurtiçinde beklentileri bozarak güven erozyonu yaratması ve bu bozulmanın dış ve iç talep daralmasında etkili olduğu, tüketim ve yatırımın kriz başında daralmada önemli rol oynadığı da düşünülmek zorunda. 2001 sonunda bankacılık sektöründe alınan tedbirlerin sonucu güçlenen finans sektörünün krizde yere sağlam basması ise pozitif anlamda, kırılganlık azaltıcı önemli bir faktör olarak analize dahil edilmeli.
Bu analizlerin ışığında bugün cari açıktaki genişlemenin Merkez Bankası tarafından kredi kanalı ve sıcak para kanalı yoluyla frenlenmeye çalışılması ise hem zamanlama hem doz açısında oldukça yerinde diye düşündüğümü de eklemek zorundayım.

<p>Öğrencilerin merakla  beklediği yüz yüze eğitim başladı. Çocuklar eski normale nasıl adapte ol

Yüz yüze eğitim başladı, anne babalar nelere dikkat etmeli?

Kahramanmaraş'ta 3 mahalle karantinaya alındı

Türkiye'deki yaban hayatı fotokapana yakalandı

Güneş patlamalarının kaynağı ilk kez belirledi