• $12,4032
  • €14,0152
  • 713.114
  • 1776.41
16 Ocak 2016 Cumartesi

ABD gerçekte ne durumda?

ABD 2007-2008 krizini atlatmış gibi gözüküyor veya değerlendiriliyor ama birçok şey de daha evvelki dönemden çok farklı. Aşağıda bir durum değerlendirmesi özeti var. Ruchir Sharma tarafından yapılan analizler önemli, çünkü Sharma Morgan Stanley’in gelişen ülkeler ve makro ekonomi uzmanı.

Ona göre dünya 20 yılda çok değişti.1998 yılında global GSYH değeri payı yüzde 32 olan ABD, şimdi yüzde 24 düzeyine düşmüş bulunuyor. Gelişen ülkeler ise global üretimdeki payını, yüzde 20’den yüzde 40 oranına yükseltti. Bu durum IMF hesaplarında açıkça görülüyor. Çin de global üretimdeki pay istatistiğinde ABD’yi geçti.

ABD’nin “deglobalization” denen olguyla artık dünyadan daha bağımsız hale geldiği de söylenemez. Dünya dış ticaret açısından daha fazla birbirine bağlı ve 1998 yılından bu yana ABD’nin dış ticareti yüzde 18 değerinden yüzde 23 değerine çıkmış bulunuyor.

Son dönemde ABD’nin yere en sağlam basan ekonomi olduğu konuşuluyordu ama gerçekte 2015 yılının ikinci yarısından sonra ABD ekonomisi iyice tekledi. İlk altı ayda yüzde 2.8 ile büyüyen ABD ikinci yarıda yüzde 2 büyüme temposuna geriledi.

2009 yılında toparlanma başladığından beri, ihracat ABD büyümesinin yüzde 15 kadarını sağlamış bulunuyor. Bundan önceki yedi krizdeki toparlanma sürecinde ihracat sadece yüzde 9 kadar katkı yapmıştı.

ABD’de ilk zayıflık mesajı da imalat sanayi sektöründen geldi. İmalat sanayi sektörü küçülüyor, bugün yüzde 12 payı var ama imalat sanayi erken sinyal görevi yapar. Düşünülmek gerekli ki imalat sanayi şirketleri ülkedeki kârların yüzde 60 kadarını sağlamakta ve kârları da büyük çapta dış satışlardan sağlanıyor. 1990’lı yıllarda Amerikan şirketleri karlarının yüzde 17 kadarını dış âlemden sağlarken, bugün kârların yüzde 27 kadarını ülke dışından sağlamakta. Zaten 2015 yılının ikinci yarısından itibaren imalat sanayi daralma sinyali vermeye de başlamıştı.

1998 yılından başlayarak imalat sanayi ve ihracatta görülen zayıflık, düşen petrol fiyatları, düşen faiz düzeyi ve de artan iç talep ile dengelenmiş gibi idi. Ancak insanlar petrol fiyatı düşüşünden gelen yüzde 40 kazancı tasarruf etmekteler.
1998 yılından bu yana da, ABD dünyanın en büyük petrol üreticisi haline geldi. Petrol üretimi 8 milyon varil gün başına değerinden 12 milyon varil gün başı düzeyine çıktı. Amerika hâlâ net petrol ithalatçısı ama petrol ürünlerinde net ihracatçı haline de geldi. Ama 2014 yılından bu yana da ABD firmalarının enerji yatırımları yüzde 22 azalmış bulunuyor.
Aslında ekonomilerde sorunları ve riskleri en iyi gören de kredi sektörüdür. 1997-98 Asya krizinde faizleri aşağıya düşürmek mümkündü. Bugün ise faizler nerede ise sıfıra yakın düzeyde ve faiz indirmek pek mümkün değil. Bu resesyon geliyor demek değil ama ABD vatandaşları borçlarını azalttılar, tasarruflarını ise artırdılar ve iş bulma da arttı. Ama gene de ABD şimdi daha çok, Çin’e değil ,Japonya ve Avrupa’ya ihracata dayanıyor. Bu ülkeler ve dünya geneli ise yavaşlama durumunda ve ABD de bu yavaşlamadan etkileniyor. Resesyon yaşamasa da etkileniyor ve daha da etkilenecek!

<p class='MsoNormal'>Aykut  Enişte 2 filmiyle seyirci tarafından tanınıp benimsenen Mekin Sezer, iki

Gişeci'de Aykut Enişte 2 sohbetleri... Bölüm 3: Mekin Sezer

Fenerbahçe'ye İzmir'de coşku seli

Galatasaray'a Malatya'da coşku seli

Hibe desteğiyle mantar tesisi kurdu! Şimdi siparişlere yetişemiyor