• $7,359
  • €8,9552
  • 436.145
  • 1536.11
26 Ekim 2012 Cuma

“Türk” kelimesi anayasa masasını dağıtabilir

“Vatandaşlık” maddesinde ortaya çıkan sıkıntı, yeni anayasa sürecini tek başına zora sokabilir. Pazartesi-salı üst üste çalışan Yazım Komisyonu, bırakın içeriği; başlıkta dahi uzlaşamadı. 
Tutanakların bir kısmını görüp okuma imkanına eriştim. Öylesine ilgi çekici ki. Bugünler  için haber;  yakın geleceğin Türkiye tarihi için ise esaslı bir kaynak…
Bütün mesele  “Türk” kelimesinde başlayıp, Türk kelimesinde bitiyor.
AK Parti ile BDP’nin getirdiği “nötr vatandaşlık” tanımına MHP şiddetle karşı duruyor: “Nötr de ne demek?” 
Türk kelimesinin anayasadan hiçbir koşulda çıkmasını istemeyen MHP, sözcüğün etnik anlam içermediğini izahta başarılı olamıyor. Faruk Bal,  Türk milletinin neden hukuki bir kavram olduğunu uzun uzun anlatıyor. Nafile…İzleyen bakışları imalı bulunca, sinirleniyor: “Arkadaşlar biz bu anayasayı Uganda için mi yapıyoruz?”
İkinci günün sonunda, iki parti de “nötr” den vazgeçip “Türkiye vatandaşlığı”nda karar kılıyor.Ancak uzlaşamama hali değişmiyor.  (Tanımları birbirine yakın; ama “anlaştılar” diye de anılmak istemiyorlar) 
AK Parti, nispeten daha mahcup. Ama BDP, Türk kelimesinin etnisite içerdiğinde ısrarlı. Partinin hukukçu uzmanı Meral Daniş Beştaş, “Biz bu ülkede her şey olduk ama Kürt olamadık. Biz Türk milleti olarak anılmak istemiyoruz. Daha açık bir izahı olabilir mi?” diye soruyor. Bal, “Hayır diyor Türk kavramı, etnik değil hukukidir. Bilimsel ve sosyolojik temeli vardır” diye, yine uzun uzun anlatıyor. 

“FUKARA ÖZAL BİLE TEYZEM KÜRT DİYEBİLDİ”
Fakat BDP’nin som direncinde, milim kıpırdama yok. Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, “Fukara Özal bile” diyor; “O da ölmeden önce sadece, teyzem Kürt diyebildi. E teyzen Kürt’se annen de Kürt!”
Muhtemelen son derece ciddi bu diyaloglar sırasında arada tebessüm de edilmiştir. Ancak tutanaklarda gülücük işareti bulunmuyor. (!)
CHP’ye gelince… Salondaki vekil ve uzmanların çoğu, CHP’nin “vatandaşlık” konusundaki muradını anlayamıyor.  Ama her üç parti de şunu anlıyor: CHP, vatandaşlık tanımının anayasada nasıl yer alacağı konusunda, parti olarak berrak değildir. Bu konuda kendi içinde sancı yaşayan ana muhalefet partisinin, tam da bu nedenle bir “ortayol tanım” olduğu izlenimi bırakan tanım getirmiştir. Üstünde vatandaşlık, altında Türk vatandaşlığı yazan bu tanımın, her üç partide de hayal kırıklığı yarattığını anlamak  zor olmuyor. Diğer partilerin temsilcileri Atilla Kart’ı sıkıştırıyor. “Ne demek istiyorsunuz? Lütfen bir daha anlatır mısınız?”
Netice olarak, Yazım Komisyonu'nda AK Parti ile BDP, “Vatandaşlık", CHP "Vatandaşlık-Türk Vatandaşlığı", MHP ise "Türk Vatandaşlığı" başlığını öneriyor.
Meselenin halli, bayram ertesine ve üst komisyona bırakıldı.
Ortaya çıkan metnin,  “kırmızı” rengiyle anılması bile gelecek konusunda fikir veriyor.

Not:  “Düzeltilmemiş” tutanaklardan seçilmiş bazı alıntılar, AKŞAM’ın internet sayfasında okunabilir.  (Toplantıdaki isimler: AK Parti’den İstanbul Milletvekili Mustafa Şentop, CHP’den Konya Milletvekili Atilla Kart, MHP’den  Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk, Konya Milletvekili Faruk Bal, BDP’den Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, Genel Başkan Yardımcısı Avukat Meral Beştaş Daniş, AK Parti’nin komisyonda görev yapmak üzere görevlendirilen Prof. Dr. Yavuz Atar, BDP’nin önerdiği uzman Özgür Sevgi Göral)

“DÜZELTİLMEMİŞ” TUTANAKLARDAN SEÇİLMİŞ ALINTILAR:
Not
: Okuma kolaylığı açısından ara başlıkları ben ekledim)

-ATİLLA KART – Aslolan, gönüllü birlikteliğimizi inşa etmek. Yoksa “sen şusun şu olmalısın” yaklaşımını kalıcı ve adil bulmuyorum,
-----------
FARUK BAL – Meral Hanım “Eşitliği hep beraber istiyoruz.” dedikten sonra mesele bitiyor.
MERAL DANİŞ BEŞTAŞ – Hayır, eşitliği hep beraber, böyle “Herkes eşittir”le olmaz bu iş.
FARUK BAL – Nasıl olacak?
MERAL DANİŞ BEŞTAŞ – Ben kendi kimliğimle eşit olmak istiyorum. Bu ülkede Kürtler her şey olabildi, bunu çok söylerim. Her şey olabiliriz ama Kürt olamadık. Diyorlar ya “Cumhurbaşkanı oldu, Başbakan oluyor.” Kürt olarak olmuyor, o bir Türk olarak oluyor, artık her şeyini reddediyor, de ki “Lazım değil ben Kürtlüğü de istemiyorum, dili de istemiyorum, kimliği de istemiyorum, yeter ki Cumhurbaşkanı olayım.” Yani budur. Her şey olabiliyoruz ama Kürt olamıyoruz. Biz de bunu söylüyoruz. Ben asıl çağın çelişkisini de söyledim.
FARUK BAL – Yani rahmetli Turgut Özal reddetti mi? 
MERAL DANİŞ BEŞTAŞ – Turgut Özal… Neyse… O da öldürüldü. O ayır bir şey de.
PROF. DR. YAVUZ ATAR – O da reddetti. Yemin ederken Türk olduğunu söyledi.
MERAL DANİŞ BEKTAŞ – O da fethi kabir işte, görüyorsunuz başına neler geleni yani.
ALTAN TAN (– Fukara, korkusundan “Benim teyzem Kürt.” dedi yani “Annem Kürt.” diyemedi “Teyzem Kürt.” dedi. Teyzen Kürt’se annen de Kürt.
MERAL DANİŞ BEŞTAŞ – Evet “Teyzem Kürt.” dedi.

-DAVUTOĞLU İLE ÖRTÜŞÜYORUZ
ALTAN TAN -
Geçenlerde Dışişleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu bir beyanatta bulundu yani ulus devlet anlayışı uzunca bir dönemdir… Yani benim tasvip edebileceğim tek konuşması. Bu dönem kapanmıştır yani nasıl başladı, nasıl oldu, ittihatçılar ne yaptı…
FARUK BAL- Ahmet Bey mi kapatmış?
ALTAN TAN  – Hayır, bana göre diyorum, benim görüşüme göre. Ahmet Bey’le de orada örtüşüyoruz yani.
-ALTAN TAN- ---- “Biz bu yapıya dokundurtmayız, dokunmayız...” O zaman 12 Eylül Anayasası kalsın, devam edelim. Eğer biz yeni bir paradigma arayışında değilsek, dünyanın bugün geldiği siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel, tarihî şartlara uygun bu cumhuriyeti, bu yönetimimizi eğer yeniden formatlamayacaksak bu anayasayı niye yapıyoruz? …

 -------
-CHP’Yİ ANLAMADIK
MERAL DANİŞ BEŞTAŞ- Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi, yani bir tanım getirmemiş, tanım yok ortada. Yani Türk vatandaşlığı mı, vatandaşlık mı? Anlamadık. ….Tanım yok ki, neyi tartışalım? Tanımı olmayan bir maddeyi tartışamayız. Yani, bu da olur, bu da olur… E, zaten bizim beklediğimiz CHP’nin tanım getirmesiydi. “Türklük” mü diyor, “vatandaşlık” mı diyor, “Türkiye vatandaşlığı” mı diyor, “cumhuriyet vatandaşlığı” mı diyor, bunu getirmesi gerekiyordu. Şimdi, bu nedenle, getirdiği tezlerle, AK PARTİ gibi, yorum anlamında… Yani bir yorum yapmış: “’Türk vatandaşlığı’; din, dil, ırk, cinsiyet, etnik köken ve benzeri sebeplerle bağlı olmaksızın herkesin ‘eşitlik’ temelinde Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşı olması anlamına gelir.” ,,,,,,,Yani, burada gerçekten biz BDP olarak hayal kırıklığına uğradığımızı, sosyal demokrat bir partinin vatandaşlık tanımı gibi bütün dünyanın aştığı bir meselede daha net, kesin, açık bir tanımla ve iradeyle gelmesini arzu ederdik diyeyim, yani hani burada bunu tartışmak isterdik.
OKTAY ÖZTÜRK-  -Türk Milleti’nin etnisite olarak değerlendirilmesini kabul etmemiz mümkün değildir. 1876 Anayasası, 1921 Anayasası, 1924 Anayasası, 1961, 1982 Anayasası, hangisine bakarsanız bakın, kurucu unsurun Türk unsuru olduğu açıkça ortada görülmektedir.
ATİLLA KART  - Şimdi, şu: Burada “Vatandaşlık” kavramında iki temel unsurun içerik olarak yer alması ve tabii, elbette bunun bir toplumsal bir sürece dönüştürülmesi. Eşitlik ve ayrımcılık yasağı en önemli unsurlardan birisi. Bunun yanında, yani öyle bir vurgu yapmalıyız ki öyle bir tespiti yapmalıyız ki burada kültürel farklılıkların tanınması, yani bu anlamda da hiçbir kültürel anlayışın diğerlerine egemen olmadığı, olamayacağı. Bu anlamda hiçbir kültürel kimliğin bir imtiyaza sahip olmadığı, bu temel vurguların son derece önemli olduğuna inanıyoruz.
Toplum olarak ve birey olarak şu temel yanlışın içindeyiz. Bakıyoruz, daha konuşmaya başlarken -bunu aydınımızda da görüyorum ve yadırgıyorum- “Ben Türkmen’im, ben Türk’üm, ben Kürt’üm, ben Çerkez’im.” Bu vurgu kişisel anlamda da bir zafiyettir aslında. Bu toplumsal anlamda da maalesef bir ayrışma sürecinin hız kazanmasıdır. Tamam, yeri geldiği zaman elbette kimliğini söyleyeceksin. Doğal olanı budur. Yeri geldiği zaman.
MUSTAFA ŞENTOP – Burada benim tereddüt edişimin sebebi: Cumhuriyet Halk Partisi “’Vatandaşlık’ da, ‘Türk vatandaşlığı’ da olabilir.” dediği için burada “3 parti bir şey diyor, 1 parti başka bir şey diyor.” şeyi yok. İsterseniz şöyle soralım o zaman: “’Vatandaşlık’ yazıp ‘Türk vatandaşlığı’nı paranteze almak mı doğrudur, yoksa bu şekilde ‘İkisi de olabilir.’ anlamında, slash’la yapılan ayrımı mı benimseyelim?” diye konuşalım geçelim yani.
ALTAN TAN– İşte “Ona Cumhuriyet Halk Partisi karar versin.” diyoruz çünkü Cumhuriyet Halk Partisi’nin görüşü belirleyici.
ATİLLA KART -– CHP vatandaşlığı, evet, bunun üzerinden polemik yapmanın da anlamı yok, genel söylüyorum. Yani vatandaşlığa gelene kadar, işte, ekonomik, sosyal haklar duruyor; oturup yazalım, çalışmamızı engelleyen yok. Ama nedir? O gün de Meclis Başkanı’nın bulunduğu ortamda ifade ettik, bütün bunların ötesinde bu Komisyon çalışma moralini kaybetti, heyecanını kaybediyor. Niye? Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı Komisyon’un çalışmalarına doğrudan müdahil oluyor, bir, birinci olay bu.
--- Bizim madde başlığı konusunda bir kesin bir tavrımız, kararımız yoktur. Tabii önemli olan burada vatandaşlıkla ilgili maddenin içeriğine yönelik değerlendirmeler, tartışmalar önemlidir. Bu noktada “Vatandaşlık” kavramı da kullanılabilir, “Türk vatandaşlığı” kavramı da kullanılabilir. Bunu tamamen Komisyon’un çalışmalarıyla ilgili olduğuna inanıyoruz. Bu anlamda ortaya çıkacak mutabakata biz açığız. Bu noktada kesin bir tavrımız yoktur. “Vatandaşlık” da olabilir “Türk vatandaşlığı” kavramı da kullanılabilir.
OKTAY ÖZTÜRK– Biz başlıkta ısrar ediyoruz. “Türk vatandaşlığı” başlığının geçmesini istiyoruz. Zaten içeriğine de baktığımız vakit başlık içerikte de uyumlu bir şekilde tanzim edilmiş. Bu noktada biz de ısrar ediyoruz.

-İKİ TOPLUMU AYIRALIM DEMİYORUZ EŞİT OLSUN
MERAL DANİŞ BEŞTAŞ-
Yani bu ülke mecburi iskânları gördü, Şark Islahat Planlarını gördü, benim çocuğum her gün “Türk’üm, doğruyum.” diyor. İnsaf yani, biz bu ülkede yaşıyoruz, Kürt olarak yaşıyoruz ve bunu hissediyoruz, dışarıdan biri gibi konuşmuyorum ben, bir siyasetçi gibi de konuşmuyorum, önce birey olarak konuşuyorum. Bunu böyle en azından, bu masada birbirimize asgari ölçüde yani bir standart olmalı. Bunu tartışırken işte biz tırnak içinde Mustafa Bey’i ikna edemeyeceğiz, niye anlatalım olur mu? Birbirimizle konuşalım, anlatalım en azından bakış açılarımızı öğrenelim ki nasıl birlikte yol alabiliriz? Yani biz “Birliktelik, toplumsal barış, çözüm, eşitlik, adalet.” diyoruz.  “Adalet ve eşitlik” kavramında dil reddi, kimlik reddi yoktur. Burada bir retle karşı karşıyayız yani ayrıca bu şeylere ilişkin görüşlerimizi bildireceğiz.
FARUK BAL  - Değerli arkadaşlar, ben görüşmelere biraz geç başladım ama başladığım andan itibaren kendimi bir Necip Fazıl Kısakürek’in Sakarya’ya ithafen söylediği “Öz vatanında garipsin, öz vatanında parya!” dizesinin duygusal bir hissiyatına kapıldım. Diğeri de, Osmanlı çökerken Osmanlı’nın kurucu asli unsuruna karşı bakışı olan “Etrak-ı biidrak” ruhunu sanki bu Komisyon’un üzerine çökmüş gibi hissettim. Hepimiz biliyoruz ki bir küreselleşme vardır. Bu küreselleşme; ekonomik, siyasi, ticari, askerî yönden güçlü olan ülkelerin çıkarları için dünyanın yeniden tanzimi. Onun göbeğinde de Ortadoğu var, o göbeğin ortasında da Türkiye var. Biz bu anayasayı yaparken buna dikkat etmemiz lazım; ----? Bu, ırk meselesinde değil de bu kültür ve medeniyete aidiyet duygusundadır. Dolayısıyla, bugün, bizim değil Batılıların yaptığı bir araştırmaya göre 3 Kürt ailesinden 2’si bir Türk’le akraba.
MERAL DANİŞ BEŞTAŞ – 3 Kürt’ten mi, 3 Türk’ten mi?
FARUK BAL – 3 Kürt’ten 2’si bir Türk’le akraba, 3 Türk’ten de 1’isi bir Kürt’le akraba. Dolayısıyla, bu kadar iç içe girmiş, bu kadar etle tırnak gibi olmuş iki toplumu anayasa hukukunda nasıl ayıracaksınız?
MERAL DANİŞ BEŞTAŞ – Benim ailemde bir sürü Türk gelin var. “Ayıralım” demiyoruz biz. Biz “Eşit olalım” diyoruz.
FARUK BAL- – Ben ifade ediyorum, eşitliği biz sizden çok savunuyoruz Meral Hanım.
MERAL DANİŞ BEŞTAŞ – Biz başka bir şey söylüyoruz. “Gelinleri boşayalım” demiyoruz.
FARUK BAL – Şimdi, neyse… Dinleyin beni. Dolayısıyla, bu muhteşem terkibin adı “Türk Milleti”dir. Bu “Türk Milleti”nin içerisinde Türk’ü de vardır, Çerkez’i de vardır, Çeçen’i de vardır, vesairesi vardır. Bunu, size, imalı baş salladığınız için örnek vermek istiyorum: 93 Harbi oluyor, Osmanlı-Rus Savaşı. Belli besbelli Rusya galip, belli besbelli Osmanlı mağlup olacak.  ..
Son zamanlarda -kısa, atlayarak gidiyorum- Saddam Halepçe’de katliam yaptı Kürt kardeşlerimize, niye Ürdün’e gitmedi Türk kardeşlerimiz?
MERAL DANİŞ BEŞTAŞ – Çünkü Kürtler oradaydı, bölünmüştü.
FARUK BAL – Canım, sen onları izah etmeye kalkma, ben sonucu görüyorum. Sen kendine göre izah edeceksin Meral Hanım. 500 binin üzerinde insan bu kültür ve medeniyet bağını bildiği için buraya geldi. ..

-ŞARK RAPORU TARTIŞMASI
MUSTAFA ŞENTOP -
Konuşuruz tabii ki. Ben sadece kendi başlıklarımı söyleyeyim, bir şeyi söyleyeyim: İsmet İnönü’nün hazırlamış olduğu Şark Raporu’nda -daha çok bu Doğu Anadolu’da- şöyle bir ifade var: “Burada yaşayan Kürtler Türk olmaya çok hevesliler” diyor.
ALTAN TAN - O, Bitlis için söylüyor, bir de Mardin ve Midyat için.
MUSTAFA ŞENTOP  – Ağrı, Kars bölgesinde yaptığı şeyde de var.
ALTAN TAN  - Mardin, Midyat ve Bitlis.
MUSTAFA ŞENTOP - Bunu diyor. Şimdi, burada, şöyle yani İsmet İnönü açısından düşünelim konuyu, bakalım…
ALTAN TAN – “Türklüğe hevesli” diyor.
MUSTAFA ŞENTOP  – Hevesli, evet. Şimdi, şöyle…
ALTAN TAN  – Hâlen de öyleler bunlar, hâlen de Türklüğe heveslidirler, kişilik problemleri var çünkü.
MUSTAFA ŞENTOP – Hayır, öyle değil. Şimdi, burada şunu demek istiyorum: Eğer İsmet İnönü bu raporu yazan kişi olarak Kürtlükle Türklüğü aynı anlamda, yani farklı etnisiteleri ifade eden kavramları olarak düşünüyor olsaydı böyle bir ifade kullanmazdı. Çünkü etnik olarak Kürt olan bir kişinin Türklüğe heves etmesinin bir anlamı yok; bu olmayacak bir şey.
ALTAN TAN  – Bunlar Arap işte sorun orada. Söyledikleri, hepsi Arap. Aynen cümle bu: “Türklüğe hevesli Arap şehirleri.” Aynen, raporun orijinali, “Türklüğe hevesli Arap şehirleri.”
MUSTAFA ŞENTOP - Benim dediğim, Ağrı civarında seyahati var.
ALTAN TAN -– İbare bu, orijinali bu.
MUSTAFA ŞENTOP – O bölge değil, Ağrı civarında, burada kullandığı ifade bu. Şimdi, şunu demek istiyorum: Yani herhâlde İsmet İnönü de etnik olarak Kürt olan, anası babası Kürt olan bir kişinin Türklüğe heves etmek suretiyle Türk olabileceğini düşünmüyordur. Şunun için bunu söylüyorum…
MERAL DANİŞ BEŞTAŞ – Tam da öyle düşünüyor.
MUSTAFA ŞENTOP - Bir dakika, lütfen… Burada, Türk olmaktan veya Türk olmaya heves etmekten, Türklüğe heves etmekten kastettiği şey, kültürel bir şey orada onun aslında. Yani ben bu tabirin daha 1930’lu yıllara kadar “Türk” ifadesinin bir etnisiteyi ifade etmek için, ona karşılık olarak kullanılmadığı kanaatindeyim. Ancak tabii ki kelimelerin, kavramların da bir hayatı vardır, bunlar da değişirler elbette. Bunlar zaten kendi başlarına bir mana, birçok şey ifade etmez; bir anlam yüklenir bunlara. Yüklenen anlamda değişiklikler olabilir, bunları kabul edersiniz, etmezsiniz; ayrı mesele ama bugün itibarıyla Türkiye’de bu kelimenin bir etnisiteyi ifade etmek için kullanıldığına dair bir eğilim, bir kanaat var. Bunun yüzde 100 böyle olduğunu da düşünmüyorum ben yalnız, yani herkesin böyle benimsediğini de düşünmüyorum.
MERAL DANİŞ BEŞTAŞ – Yüzde kaç düşünüyorsunuz, gerçekten?
----

<p>İstanbul'da kaçak yollarla ülkeye sokulan oyuncakların bulunduğu depoya baskın düzenlendi. Bağcıl

Kaçak oyuncak deposuna baskın anı görüntülendi

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Ahır yapımı sırasında bulduğu taşların gizeminin çözülmesini istiyor

Mutfakta işinizi yarayacak pratik bilgiler! Yumurtayı pişirirken içine buz atarsanız...