• $8,5313
  • €10,094
  • 493.9
  • 1431.78
17 Haziran 2015 Çarşamba

Koalisyon: Milli irade mi, karşı devrim-restorasyon- fırsatı mı?

Öncelikle Mısır’da Mursi’ye verilen idam cezasından başlayalım; bu ceza yalnızca Sisi diktatörlüğünün tasarrufu değildir; tıpkı darbe gibi... Mursi’ye verilen ceza, Mısır’dan başlayarak, Kuzey Afrika, Akdeniz, Ortadoğu alanına yönelik yeni ve çok önemli bir adımdır. Ve bu adım, Türkiye’deki siyasi gelişmelerden, Suriye iç savaşından, Irak coğrafyasından bağımsız değerlendirilemez. Mısır, hem Akdeniz hem de Ortadoğu geçişine sahip hem de Kızıldeniz-Süveyş Kanalı- geçişi ile Avrupa, Arap Yarımadası ve Hint Okyanusu, uzak Asya iktisadi çevrimlerini kontrol edebilecek önemde bir ülke... Böyle bir ülkenin alacağı her stratejik kararın Batı’dan bağımsız olmayacağını önce bir kenara yazalım. Sisi, idam kararı öncesi Almanya’yı resmen ziyaret etti. Bu bile çok şeyi açıklar...

Süveyş Kanalı, 1869 yılında Mısır, Osmanlı egemenliğindeyken açılmıştır. Ama Asya’yı Avrupa’ya bağlayan en önemli ticaret geçişlerinden biri olan bu kanalın tarihi bile, Mısır’ın dahil olduğu büyük pazar kapışmasını anlatmaya yeter. Fransızlar, İngilizler ve Almanlar, Asya ve Avrupa’yı birleştiren, Akdeniz ticaretini denetleyen bütün pazar ve pazar geçişlerini denetlemek, elde tutmak için hem birbirleriyle kapışmış hem de Kuzey Afrika, Anadolu, Ortadoğu coğrafyasında sürekli bir istikrarsızlık hali oluşturarak buradaki ülkeleri denetlemeyi, yönlendirmeyi temel strateji haline getirmişlerdir. Osmanlı, bütün bu pazar kapışmasının ve enerji paylaşımının başladığı 19. yüzyılın sonuna doğru fiziki toprak büyüklüğünü yansıtacak ekonomik-siyasi gücünü çoktan yitirmişti ancak yine de, Batı’nın pazar ve ticari geçişleri kesin denetimi için parçalanması-ortadan kalkması- gerekiyordu. Öyle oldu. 20. yüzyılın, ilk çeyreği sonunda, Anadolu, K. Afrika, Ortadoğu coğrafyasında Batı’nın yönlendireceği ulus-devlet modelleri geliştirildi. Bu modeller, yerel halktan değil de, “dışarıdan” ekonomik ve siyasi gücünü alan, istikrarı iç baskı ile sağlayan, ekonomik olarak Batı’ya bağımlı eğreti “demokrasilerden” ya da diktatörlükler olarak şekillendi.
Ortadoğu Baas rejimleri, Türkiye’deki darbe-parlamenter sistem sarkacı ile devam ettirilen “demokrasicilik” oyunu bu bağlamda kardeştir.

Bozulan savaş denklemi...

İçinde bulunduğumuz yüzyılın ilk çeyreğinde bu denklem hem Türkiye tarafında hem de K. Afrika ve Ortadoğu tarafında bozuldu. Türkiye’deki “sessiz devrim” on yılı aşkın bir süreçti ve darbe-parlamenter sistem sarkacı “demokrasisini” yenilgiye uğrattı. Ortadoğu’da “Arap Baharı” denilen süreç ise, bir çıkış başlangıcı idi ama tepkisel olduğu için de oldukça hızlı ve ayakları üzerine tam oturmamış bir siyasi kalkışma olarak ortaya çıktı ve çıkış hızına bağlı olarak da geriye döndü.
Arap Baharı’nın, ortaya çıktığı yerde, bir karşı devrim darbesiyle yenilgisi, Mısır gibi çok önemli bir ticari ve pazar geçişi ülkesini, yeniden Batı’nın bir önceki yüzyıldan kalma gerici sermayesinin kucağına oturttu. Burada yalnız Türkiye, bu gerici sermaye için, bir “sorun” olarak ortada duruyordu...
Türkiye’de her türlü hainliğe, halk düşmanlığına imza atan FETÖ’nün Mısır darbesi konusundaki görüşleri ortadadır. Destek vermişlerdir. Ama Sisi’ye destek yalnız gerici finans oligarşisinin kucağındaki FETÖ’den gelmedi; şimdi açıktan Erdoğan düşmanlığı yapan Türkiye’deki sermaye kesimleri ve bunların bildik medyası da hem Sisi’yi destekledi hem de Mursi ile Erdoğan benzetmesini her fırsatta yaparak, Mursi’nin başına gelenlerle Erdoğan’ı tehdit etti.
Öte yandan tam şu sıralar, Suriye’de olanlar ve koalisyon güçlerinin, Halep-Lazkiye ticari çevrimini ve Musul-Kerkük enerji alanlarına bağlı bölgelerdeki demografik yapıyı değiştirmeye dönük operasyonları bütün bunlardan ayrı değildir. Lazkiye Limanı ve İskenderun Limanı kardeş limanlardır ve Musul-Kerkük enerjisinin ticarileşmesi, Akdeniz’e ulaşması buralardan-Türkiye- ve Mısır’la-yani Süveyş- Kızıldeniz yoluyla Hint Okyanusu’na ulaşması sağlanabilir.

Hepsi birbirine paralel

Bunun için şu üç “şey” bağlantılıdır: 1) Mısır darbesi ve Mursi’ye verilen idam cezası 2) Suriye iç savaşı ve Türkiye sınırının istikrarsızlaştırılması, bölgenin demografisi ile oynanması... Bunun için DAEŞ gibi çetelerin ortaya çıkarılması ve kullanılması 3) Türkiye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik saldırı ve buna bağlı olarak, Cumhurbaşkanı’nın yalnızca noter olması isteği... Ve bu isteğin bir koalisyon şartı olarak gündeme getirilmesi... Hatta, tam şu sıralar bazı sermaye örgütlerinin sahaya sürülmesi ve bunların koalisyonu, Türkiye’de bir karşı devrim fırsatı olarak anlatmaya başlaması, istemesi...
Bütün bunlar; Mursi’nin idam kararı, Tel Abyad’da olanlar, koalisyonun milli iradenin tecellisi olarak değil de, “bir karşı devrim” fırsatı olarak tartıştırılması ve bunun için Cumhurbaşkanı’nın doğrudan hedef yapılması birbiriyle bağlantılıdır ve tek bir aklın ürünüdür.

Güneydeki tehlikeli oyun...

Öte yandan, şu an Türkiye'nin Suriye sınırlarındaki bölgenin demografisi ile oynayanlar için de bu tehlikeli bir oyundur.
Çünkü, bu bölgeye komşu Kürt Bölgesel Yönetimi denetimindeki enerji alanları, ancak Türkiye üzerinden ticarileşirse arz güvenliği sağlanabilir. Burada Lazkiye limanı stratejik önemdedir. Bölgedeki doğal gaz kaynaklarının Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşan Güney Gaz Koridoru’na bağlanması hayati önemdedir. Ancak Musul-Kerkük petrol kaynaklarının da, Türkiye dışında dünyaya arz edilmesi mümkün değildir. Bunun için Bölgesel Kürt Yönetimi ile Türkiye’nin yaptığı anlaşmalar unutulmamalıdır. Burada enerji arzının PYD gibi, nerede duracağı belli olmayan silahlı yapıların eline geçmesi çok önemli sorunlar doğuracaktır.
Kaldı ki, Türkiye, hem insani olarak hem de sınır güvenliği olarak bu duruma, uzun müddet seyirci kalamaz. Türkiye, bu durum karşısında insani olarak tüm dünyayı göreve çağırmaya devam edecek ve bu dramın bütün insanlığın sorunu olduğunu da anlatacaktır.
İşte Türkiye’de kurulacak yeni hükümeti ve siyasi yolu bu gelişmelerden bağımsız düşünmeyelim...
"Bu anlamda önümüzde bir koalisyon hükümeti seçeneği varsa bu, milli iradenin sonucu olarak oluşmalı, Türkiye karşıtı güçler için bir gerici restorasyon aracı olmamalıdır."

<p>Kadına ve çocuğa yönelik şiddetin arttığı dünyamızda hukuk alanında bilmediğimiz ya da eksik bild

Aile içinde şiddetine maruz kalanlar ne yapmalı?

Iğdır'da yıkılan cezaevinin yerine yapılan sosyal yaşam alanı ilgi görüyor

Milli Güvenlik Kurulu Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplandı

Uludağ'da yangın ihtimaline karşı helikopterli denetimler artırıldı