• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
7 Haziran 2015 Pazar

Bugün hatırlayın ve öyle oy kullanın!

Bugün Türkiye, belki de cumhuriyet tarihinin en önemli seçimini yapıyor.

Seçime saatler kala bütün kartlar açıldı; bunun sıradan bir seçim olmadığını “dışarısı” da itiraf etti. Örneğin “objektifliği” ile meşhur BBC bile faşist Sözcü gazetesi kıvamında seçim haberleri (!) yapmaya başladı. Herhalde BBC, İngiltere’de hiçbir seçimde bu kadar politik olmamıştır. Tabii The Economist, Guardian, New York Times ve “geleneksel” Alman medyası falan bunları geçiyoruz.
Şimdi tam şu seçim günü bütün Türkiye bu yayın organlarının ortak paydasını bulmalı ve neden bu seçimde Cumhurbaşkanı Erdoğan üzerinden yoğun bir Türkiye dezenformasyonu yaptığını düşünmelidir. Diyarbakır’da mitinglerine saldırı olan HDP’nin tabanı da bunu sorgulamalıdır. Benim Diyarbakır saldırısının New York Times gibi yayın organlarının devamı olduğundan şüphem yok. Diyarbakır miting saldırısı tabii ki, Sisi’nin Almanya’yı ziyaretinden, enerji kapışmasından, Akdeniz’deki ve Kuzey Irak Kürt Bölgesi enerji kaynaklarından ve Çin’le Avrupa’yı bağlayan ticari koridorlardan bağımsız değildir.
Şundan da hiç şüphem yok; eğer bu seçimde Erdoğan Beştepe’de otursaydı, küresel finans oligarşisinin istediği gibi “tarafsız” bir cumhurbaşkanı rolüne soyunsaydı Türkiye’ye ve Türkiye’nin seçimine, demokrasisine yönelik bu saldırılar olmayacaktı. Türkiye’nin ve Erdoğan’ın hedefinde yeni Anayasa ve Başkanlık Sistemi olmasaydı bu seçimde, biz yine seksen yıldır oynadığmız tiyatroyu oynayacaktık ve Almanya’da, İngiltere’de, ABD’de darbeleri, katliamları destekleyen şu medya organları da bu tiyatroyu Türkiye’de demokrasi diye anlatacaklardı.

1909’dan günümüze

Bugün sandık başına giderken şunu unutmayın, 1909’da Abdülhamit’in düşmesiyle siyasi olarak, ama ondan önce 1881’de Düyun-u Umumiye ile başlayan boyunduruğa Türkiye bu seçimle son verebilir; bu seçimle yalnız Türkiye değil, bölgedeki bütün mazlum halklar kendi kaderlerini belirleme gücüne erişebilir. İşte sorun tam da budur… Bu seçimde Türkiye’de anayasayı değiştirecek ve bütün bölgeyi yeniden, halkların çıkarları doğrultusunda biçimlendirecek başkanlık sistemine geçme ihtimali ortadadır ve bütün dezenformasyonlar, saldırılar da bu ihtimaledir.
Balkanlar, Anadolu, Kuzey Afrika ve Ortadoğu coğrafyasında yüzyılın başında başlayan sömürgeleştirme süreci, ilk önce Lozan’la, içinde bulunduğumuz siyasi ve ekonomik koşulları belirleyen dinamikleri ortaya çıkarmış daha sonra 2. Dünya Savaşı sonrası, ABD ve İngiltere’nin Ortadoğu’nun sınırlarını enerji ve pazar alanlarına bağlı olarak belirlemesiyle devam ettirilmiştir. Bu süreçte, Kafkasya, Akdeniz, Ortadoğu’daki tüm enerji kaynakları Batılı devletlerce paylaştırılmış ve bu kaynakların sahibi olan ülkelerde yeni sömürgeci kukla diktalar tesis edilmiştir. Türkiye’nin de sınırları bu kaynaklar dışında belirlenerek, 1881’de başlayan Düyun-u Umumiye süreci, başka bir biçimde, devam ettirilmiştir. Türkiye, Düyun-u Umumiye sürecinden kaynaklanan son borcunu 1954 yılında Menderes Hükümeti döneminde ödemiş ve tam da o dönemde, Lozan süreci dışında yeni arayışlar da başlamıştır.
İşte bu arayışlara ilk cevap 27 Mayıs darbesiydi. 27 Mayıs 1960’dan sonraki süreç, Türkiye için çok açık bir yeni sömürge sürecidir. Bu Kürt halkı için de böyledir. Doğu ve Güneydoğu’daki baskılar yeni inkarcı politikalarla yürütülmüş ve baskı, bölge halkının makus kaderi olmuştur. Bu süreçte Düyun-u Umumiye'nin yerini IMF alır. IMF reçeteleri Türkiye ekonomisinin yolu olur aynı zamanda. IMF reçeteleri ile ekonomik alt yapısı inşe edilen bu süreç, siyasi olarak da, iç savaşa vardırılan kutuplaşmalar, darbeler ve “dışarıdan” yönetilen zayıf koalisyonlarla devam ettirilmiştir. Zaten koalisyonların tek alternatifi darbe yönetimleriydi.

Senin hikayen 2002’de başladı

İşte Türkiye, bu yeni sömürgeci süreci, 2002 yılında ilk AK Parti iktidarı ile sonlandırma yoluna girdi. 2008’e kadar olan zaman dilimi ya da e-muhtıraya kadar olan süreç, AK Parti’yi, daha doğrusu, Erdoğan’ı ele geçirme mücadelesi idi. 2008 yılında, Erdoğan tarafından IMF sürecine son verilmesi işte şimdinin başlangıcı idi. Bu yüzden bugün 2008’in devamıdır; bugün 2008’de IMF’nin boyunduruğuna son veren iradeye oyumuzla sahip çıkalım.
Şimdi bugün, yalnız bunun için bile, çok önemli bir dönüm noktasındayız; Türkiye’nin yoluna nasıl devam edeceğinin kararını vereceğiz. Geçen gün bu köşede şunları yazmıştık; tekrar edelim:

Hatırlayın ve oyunuzu öyle kullanın…

İşte bu seçim, yalnız bundan dolayı bile, yalnız Türkiye’nin seçimi değildir; bütün mazlum halkların; gelecekleri, evlatları ellerinden alınmış bütün halkların seçimidir. Mısır’dan Bosna’ya oradan Gazze’ye kadar bütün boynu büküklerin, dünyanın zalim egemenlerine karşı bir cevabı da olacaktır 7 Haziran Türkiye seçimi; bundan dolayı, ne olursa olsun, bugün sandık başına gidelim ve bu bilinçle oyumuzu kullanalım... Türkiye’nin yoluna devamı demek, bütün mazlumların da ayağa kalkması ve Türkiye’yi izlemesi demektir. Bu seçim “bizimle” “onlar” arasında bir seçimdir. Bugün bu gerçeği bilelim; Türkiye’nin darbelerle, yoksullukla örülü tarihini hatırlayalım ve oyumuzu öyle kullanalım.

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor