• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
31 Mayıs 2015 Pazar

Bu seçim artık zalimlerle, mazlumlar arasındadır!

Cuma günü İstanbul’da Ziraat Katılım Bankası’nın açılışı yapıldı. Ziraat Bankası’nı diğer iki kamu bankası da takip edecek. Bu adımın, Türkiye’de finans sistemi için bir devrim olduğunu herkes kabul etmelidir. Bugün dünyada konvansiyonel bankacılıktan daha hızlı büyüyen ve 2 trilyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşan İslami finansın merkezi Londra’dır. Londra, aynı zamanda, 20 trilyon dolarlık hedge fon dediğimiz yani, İslam İktisadı literatüründe karşılıksız varlıkların mübadelesi (Bey’ü’l-garar) olan spekülatif sermayenin de merkezidir.

Şimdi bu bir sistemdir; ancak şu sıralar batmaya yüz tutmuş ve dökülmekte olan bir sistemdir. Kapitalizm, İslami Finans sistemini, bu yüzyılın başında keşfetmiş ve bunu hem özgün adıyla hem de, buna öykünerek geliştirilen “girişim sermayesi bankacılığı” ile tekeline alıp, kendi merkezine çekmiştir.

Dünyanın Finans Merkezi değişiyor

Böyle olunca, Londra ve kimi Asya ülkeleri merkezli İslami finansın içi boşaltılmış ve hem moral hem de ekonomik uygulama anlamında, neoliberal iktisadın, yani Bey’ü’l-garar’ın-karşılıksız varlıkların mübadelesi- bir parçası olmuştur.
Türkiye’nin bu alana üç kamu bankasıyla birden adım atması, dünyada hakim finans sistemini sarsacak çok önemli bir gelişmedir. Bu, hem Türkiye ekonomisi ve Türkiye’nin geleceği için önemlidir hem de dünya ve bölge için önemlidir. Bakın bugün Türkiye’de, Dünya Altın Konseyi’nin son raporuna göre, 3500 ton yastık altı altın tasarrufu vardır. Bu miktarın Türkiye’de finans sistemi içine girmesi, ancak kamunun İslami ve güvenli bankacılığı gerçek anlamıyla yapması ile olabilecek bir şeydir. Bunun anlamı Türkiye’de sistem içinde-kullanılabilir- tasarruf düzeyinin hızla gelişmiş ülkeler düzeyine gelmesi anlamına gelir.
Yani Türkiye, hiç kullanmadığı ya da o’na kullandırılmayan bir potansiyelini gün yüzüne çıkaracak ve İstanbul gerçekten dünyanın finans ve ekonomi merkezi olacaktır.

Zalimlerin yıkıcı çağı, mazlumların yeni yolu...

Aynı şekilde, enerjide de benzer bir süreç yaşıyoruz. Bölgenin 1. Dünya Savaşı öncesinden beri yerin altında olan doğal kaynaklarını, Irak, Hazar ve Akdeniz olmak üzere, Türkiye gün yüzüne çıkartıyor. Ve bütün Anadolu, hem kendi batısına-Avrupa’ya- hem de kendi doğusuna ve güneye hızlı tren hatları, limanlar, duble yollarla bağlanıyor. Pekin-Londra Türkiye üzerinden birleşiyor.
Şimdi İstanbul’un finans merkezi olması ile Ankara ya da İstanbul’da kurulacak bir enerji piyasaları borsası, aynı stratejinin ve aynı siyasi iradenin sonucudur. Öte yandan Bakü-Tiflis-Kars demiryolu ve Marmaray gibi projelerle Pasifik limanlarını orta ve güney ticari koridorlarıyla bağlayarak Yeni İpek Yolu’nu dört asır sonra yeniden ayağa kaldıran da bu siyasi iradedir.
Şimdi bütün bunlardan sonra New-York Times’in şu meşhur Türkiye düşmanı editorial yazısını hatırlayalım; ne diyordu bu yazının son cümlesi, aynen şöyle:
“ ABD ve Türkiye’nin diğer NATO müttefikleri Erdoğan’ı bu yıkıcı yoldan geri çevirmek için baskı yapmalıdır.”

Bu seçim, “bizimle” “onlar” arasında...

İşte aslında New-York Times’a sipariş edilen bu yazıdaki “yıkıcı yol” bizim yukarıda anlattığımız “yıkıcı yoldur.”
İnsanlığın en büyük katliamların, dramlarının yaşandığı bütün bir soğuk savaş döneminde bile NATO’nun adı geçirilerek böyle bir istek yapılmamıştır. Ortadoğu, Afrika, Latin Amerika ve nihayet doksanlı yıllardaki Balkanlar’da, Bosna-Hersek’te olan bütün insanlık dışı gelişmelerde üç maymunu oynayan bu sermaye şimdi, mazlumların siyasi iradesinin tam da Türkiye’de ayağa kalkmasıyla neredeyse NATO’yu göreve çağırıyor.
İşte bu seçim, yalnız bundan dolayı bile, yalnız Türkiye’nin seçimi değildir; bütün mazlum halkların; gelecekleri, evlatları ellerinden alınmış bütün halkların seçimidir. Mısır’dan Bosna’ya oradan Gazze’ye kadar bütün boynu büküklerin, dünyanın zalim egemenlerine karşı bir cevabı da olacaktır 7 Haziran Türkiye seçimi; bundan dolayı, ne olursa olsun, sandık başına gidelim ve bu bilinçle oyumuzu kullanalım... Türkiye’nin yoluna devamı demek, bütün mazlumların da ayağa kalkması ve Türkiye’yi izlemesi demektir. Bu seçim “bizimle” “onlar” arasında bir seçimdir.

<p>Duygu Gecü Yüzseven'in sunduğu Sağlık Raporu programında Prof. Dr. Gürkan Arıkan sağlıklı doğumda

Kök hücre tedavisi hangi hastalıklara çare oluyor?

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!

Sosyal medyayı sallayan en ilginç illüzyonlar