• $8,6681
  • €10,1872
  • 491.536
  • 1391.91
14 Haziran 2015 Pazar

Türkiye ekonomisini ayakta tutanlar ne istiyor?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bakü ziyareti, Aliyev, Putin ve Türkmenistan Devlet Başkanı Berdimuhammedov görüşmeleri ile geçti. Türkiye, Rusya, Türkmenistan ve Azerbaycan’ın, bugün temel buluşma noktası ve liderlerin görüşme trafiği enerji ve enerji alanını yapılan yatırımlar olarak gözüküyor ama inanın bu işin yalnız görünen yanı. Esasında, enerji alanı bölge ülkeleri arasında temel bir katalizör görevi de görüyor. Bu alanda atılan adımlar, örneğin ticaret ve ekonominin diğer alanlarında yeni işbirliklerini ve düzenlemeleri kendiğilinden getiriyor. Bu anlamda Önasya ve Kafkasya coğrafyası, Batı dinamikleri-siyasi yolu- dışında belki de ilk defa bu kadar kapsamlı olarak kendi yolunu belirlemeye başladı. Bize göre bunda, Batı’nın içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi krizin payı var ama Türkiye’nin, siyasi ve ekonomik olarak, Batı’dan kısmen bağımsız davranmasının ve Rusya’nın Sovyet sonrası yeniden bölgeyi konsolide etmeye başlamasının payı daha çok.

Geçmiş ve şimdi…

Geçmişte Batı, Osmanlı’yı ilk önce etkinsizleştirmek daha sonra da bu coğrafyadan silmek için Rusya’yı kullandı. Kırım Savaşı (1853) bu anlamda çok çarpıcı ve önemli bir örnektir. O zaman İngiltere ve Fransa, Osmanlı İmparatorluğu’nun Kırım Savaşı’nda yanında duruyor gibi yapmıştı; Rusya amacına ulaşamamış ama Osmanlı İmparatorluğu, Kırım Savaşı’nda ağır yaralanmış ve bu büyük yara onun parçalanmasına yol açmıştı.
Bakü’de Erdoğan Putin’le görüşürken, Türkiye’den gelen gazetecileri bu görüşme çok az ilgilendirdi. Daha çok koalisyonu kendi aralarında tartıştılar ve Cumhurbaşkanı’na koalisyon ihtimallerini ve bu ihtimal dışındaki yolu sordular; haklılar belki, sonuçta talep meselesi; okuyucuları ve içerideki kamuoyu bunu merak ediyor.
Ancak bana göre, Türkiye’nin, hemen yarından itibaren Avrupa ve Önasya’daki yolculuğu ve buradaki ihtimaller, koalisyon ya da seçimin tekrarından çok daha fazla ve de bizim için çok daha hayati bir dönemeci içeriyor. Zaten içerideki politik durumu, dışarıdan bağımsız bir politik pazarlık süreci olarak ele alırsanız, göreceğiniz ufuk, en çok, bir iki yılla sınırlıdır.
Geçen bu sayfada “gerici restorasyon olmayacak” başlıklı bir yazı yazmıştık.
Evet olmayacak, Türkiye belki, kısa bir süre, bekleyebilir ama buradan geriye tornistan yapmayacak. Tarihe, iktisadi ve sosyal gelişme diyalektiği olarak baktığınızda da bunu görürsünüz. Yine 1853’de dönersek, o zaman Osmanlı, sanayi devrimini ıskalamış, dolayısıyla coğrafyası üzerindeki enerji ve pazar geçişlerinin denetimini kaybetmeye aday bir devletti ve hem Rusya hem de Fransa ve İngiltere için, kolay lokma olduğu gibi, bir an önce hal yoluna koyulması gereken bir coğrafyaydı da…Akdeniz, İpek Yolu ve Rusya-Avrupa geçişleri için Osmanlı, hem Avrupa hem de Rusya için büyük bir engeldi.
Oysa şimdi, hem Rusya’nın hem de Avrupa’nın kendi batı ve doğularına gidebilmeleri için Türkiye’ye ihtiyacı olduğu gibi, Türkiye’nin de, artık 19. yüzyıldaki şartlarda olmadığını kabul edelim.
Örneğin Rusya’nın Türk Akım ısrarı ve bu konuda Türk tarafının elinin güçlü olması bize bunu anlatır. Ancak, aynı şekilde, Avrupa’nın enerji güvenliği ve yeni pazarlara ulaşarak krizi aşma şansı da Türkiye’nin elindedir.

Nereden devam etmeliyiz?

Sonuçta, Türkiye, elinin altındaki pazar ve enerji alanlarının öneminin farkında ama bundan daha da önemlisi, Batı’nın bunları kullanabilmesi için Türkiye’ye ihtiyacı var.
Tabii yalnız Hazar kaynakları değil, Irak, (Musul-Kerkük ve Basra) hatta İran enerji kaynakları Türkiye üzerinden Batı’ya ulaşacaktır. Son on yılda yapılan yatırımlar, elde edilen siyasi güç ve bu alanda kurumsallaşma, belki de yüz elli yılı aşan gecikmeyi karşılayacak önemdedir. Türkiye, bir yandan bu enerji ve pazar pazarlıklarını yaparken, bir yandan da, dünya ile birlikte 5-G teknolojisinin alt yapısını tartışıyor. Tabii ki yapılamayan, atlanan çok şey vardır, yanlışlar da olmuştur. Ancak eksilerle artıları yanyana koyduğunuzda, artılar fazladır.
Şimdi tam buradan devam etmek gerekiyor.

Kısır koalisyon tartışmaları

Bunun için şu yapılan koalisyon tartışmalarını şaşkınlıkla izliyorum; hele “aman bir hükümet kurulsun da, nasıl olursa olsun, hükümetsiz kalmayalım” anlayışı şaşkınlık tepkisi de aşan bir hayret vesilesidir.
Tam bugün istikrar ve bunun sonucunda da refah ve daha fazla demokrasi istiyorsanız bu, burnunun ucunu göremeyen ve kendisini, insanlık tarihinin en kurnaz ve acımasız gerici sermayesine kullandıranlarla olmaz.
Olursa da, öyle Okyanus ötesine falan gerek yok, şu Kafkasya’da sizi kaparlar…
Bir de şu ortalıkta dolaşıyor; “ekonominin bütün oyuncuları, sanayici “büyük uzlaşmayı” istiyor, istikrar olur, işimize bakarız.” Bence işinize bakamazsınız, böyle bir durumda, var olanı sürdürmek ve günü karşılayacak adımlar atmak bile güçleşecektir. Örneğin şu an Türkiye’nin çok ihtiyacı olan, sanayiyi gözeten, bilgi toplumu geçişini ve küresel rekabeti öne çıkartacak yeni bir büyüme modeline geçmek ertelenecektir. Örneğin bir IMF anlaşması yapmasak bile, bir üst akıl olarak, IMF ve derecelendirme kuruluşları Merkez Bankası’ndan başlayarak ekonomiyi yönetecektir. Türkiye’nin tasarrruflarını hızla yukarıya çekecek İslami Bankacılık rafa kaldırılacak, kamu bankaları elden çıkartılacaktır.
Yukarıda anlattığımız enerji hamleleri silinecek ve Batı’nın direktifleri geçerli olacaktır.
Anadolu’da hızla yukarıya çıkan KOBİ ekonomisi, liman, yol ve alt yapı yatırımları duracağı için yok olacak ve ekonomi yeniden bir avuç tekelin eline geçecektir.
Sonuç olarak, böyle tarihsel geçiş dönemlerinde, “hükümet kurulsun da, nasıl olursa olsun” diyerek hükümet kurulmaz, kurulursa bu bir avuç küresel oligarkın dediğini yapan teknokrat-komprador hükümet olur. Bu belki, “bazı” sermaye çevrelerinin ve onların medyasının isteği olabilir ama Türkiye ekonomisini ayakta tutan binlerce KOBİ’nin, çalışanın, küçük tarım işletmesi sahiplerinin, işçilerin, memurların isteğinin bu olduğunu ben hiç sanmıyorum.

<p>Selçuk Bayraktar, AKŞAM TV'nin sorularını yanıtladı ve özel açıklamalarda bulundu.</p><p>TEKNOFES

Selçuk Bayraktar'dan Akşam TV'ye özel açıklamalar...

Düzce'de üretilen elektrikli motosiklet ve bisikletler dünya yollarında

Sivas'ta, Hititler dönemine ait ''apartmanlar'' keşfedilmeyi bekliyor

1915 Çanakkale Köprüsü'nün tabliye montajları tamamlanma aşamasına geldi