• $ 5,7837
  • € 6,4416
  • 274.308
  • 109229
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Çankaya’da bir devrimci

Yıl 1999… Tayyip Erdoğan’ı ziyaret için Pınarhisar Cezaevi’ndeyim. Türkiye’nin her yanından, farklı görüş ve düşünce dünyasına mensup binlerce insandan gelmiş çuvallar dolusu mektuplar, fakslar, telgraflar var. Ziyaret dönüşü Yeni Şafak’taki köşemde o gün, “Tayyip Erdoğan artık Türkiye’nin bütün renklerini kuşatan bir parti kurmak zorundadır” diye yazmıştım.

Çünkü o mektupların, telgrafların hemen hepsinde, “Türkiye’ye sahip çık ve bu ülkenin başına geç” mealinde çağrılar ve beklentiler vardı.
Çünkü insanlar ülkenin iyi yönetilmediğini görüyor ve halkın iradesini Türkiye’ye hakim kılacak liderini arıyordu. İşte Erdoğan efsanesi o gün Pınarhisar Cezaevi’ne gelen mektuplarla başlamıştı…
Sonrasını biliyoruz, 2002’de başlayan AK Parti iktidarıyla birlikte Türkiye yeni bir siyaset ve icraat anlayışıyla yeni bir rotaya girdi, büyük hedeflere yürüdü. Kuşkusuz Tayyip Erdoğan liderliğindeki bu yürüyüş o kadar kolay olmadı. Daha işin başında Erdoğan 2003, 2004, 2005 yıllarında irili ufaklı darbe planlarıyla tanıştı.
Erdoğan’a karşı geliştirilen bu kontrolsüz darbe öfkesi 2006’da Danıştay cinayetiyle noktalandı. Ve elbette sokakta darbe hevesiyle icat edilen cumhuriyet mitingleri…
2007’ye geldiğimizde Abdullah Gül’ün Çankaya’ya çıkışını engellemek için 367 hukuk rezaletiyle karşı karşıya kaldık. Erdoğan iktidarına karşı yazılan 27 Nisan bildirisinin de bu yıl gerçekleştiğini unutmayalım.
Ve sonrasında daha 6 yıl bile dolmadan Türkiye’nin en büyük ve iktidar partisi olan AK Parti’ye açılan kapatma davası…
12 Eylül 2010 referandumuyla askeri ve yargısal vesayetin ipi kesildiğinde artık Türkiye yeni bir demokrasi baharıyla tanıştı. Ama tam vesayet bitti derken bu kez de 2012’de MİT üzerinden paralel vesayetin ilk başkaldırısıyla karşılaştık, hedef doğrudan yine Tayyip Erdoğan’dı. Sonrasında Gezi kalkışması ve 17-25 Aralık paralel darbe teşebbüsü…
12 yıllık iktidarında Tayyip Erdoğan irili ufaklı darbe planları, cinayetler, vesayet odaklı şakilerin yol kesme eylemleriyle inanılmaz bir mücadele örneği sergileyerek bugünlere geldi. Neredeyse iktidarının her yılında farklı bir saldırıya maruz kaldı ama her seferinde arkasındaki milli iradenin gücüyle hepsini yenmeyi başardı. Yürüdüğü yolun her aşamasında yükselen Erdoğan efsanesiyle birlikte demokrasinin standartları da yükseldi.
Bu öylesine bir devrimci liderin hikayesi ki, Pınarhisar Cezaevi’ne gönderilen mektuplardaki demokrasi çığlığı, Tayyip Erdoğan’ın mücadelesinin her adımında aynı zamanda demokrasi mücadelesinin hikayesini yazdı.
Vesayetin son kalesinin 28 Ağustos’ta demokrasiye teslimiyle birlikte millet iradesine hükmeden bütün kurumlar dahil eski Türkiye kaybetmiş, yeni Türkiye kazanmıştır. Artık bundan böyle milletin iradesinin içinde olmadığı hiçbir yapı ve kurumun demokratik meşruiyeti yoktur.
İşte 28 Ağustos’ta Çankaya’ya oturan bu devrimci lider zorlu bir mücadele vermiştir, her satırını milletle şekillendiren bir demokrasi hikayesi yazmıştır ama sonunda Çankaya’yı demokrasiyle taçlandırmıştır.

<p>Engelli simitçi Süleyman Berk: ´Bir ay önce simit arabam 3 kişi tarafından çalındı. O günden beri

Engelli Simitçi ´Ekmek Teknesi´ Çalınınca İşsiz Kaldı

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

Sivas'ta görüldü duyan oraya koştu

İnsanlığın sonunu getireceği düşünülen felaketler