• $7,2272
  • €8,8429
  • 413.773
  • 1484.55
31 Aralık 2010 Cuma

Özgürlük-güvenlik dengesi

Son günlerde Ankara'da ve Manisa'da öğrencilerin protestolarına bazı rektörlerin ve siyasetçilerin verdikleri ölçüsüz tepkiler, İstanbul Üniversitesi'nce bir yıllık süre için tüm öğrencilerin aranmasına izin veren yargıç kararı gibi örnekler özgürlüklerle kamu güvenliği arasında denge kurulamadığı kuşkuları doğuruyor. Aynı şekilde yasal olarak hukukumuzda maksimum tutukluluk süresinin ne olduğuna dair belirsizlik veya tartışmalar da bu konuyla yakından ilgili.

Sadece bu döneme özgü bir sorun değil. Ülke olarak çok uzun süredir özgürlük-güvenlik dengesini nedense bir türlü tutturamıyoruz. Oysa Batı tipi hukuk devletlerinde bu ikisi arasındaki hassas denge hukukçuların ve kamuoyunun en çok önem verdiği ve ilgi gösterdiği husus.

Bu noktada özellikle 'ifade özgürlüğü' kavramının Batı hukukunda çok özel bir hassasiyeti var. Misafir öğretim üyesi olarak bir süre bulunduğum ABD'de anayasa hukuku derslerinin en kapsamlı ve önem verilen konusunun ifade özgürlüğünün hangi durumlarda kamu düzenini bozacağı, hangi durumlarda bozmayacağının emsal davalarla incelenmesi olduğunu görünce çok şaşırmıştım. AİHM'in de bu konuya çok özel ilgisi olduğu malum.

Üç ayrı üniversitede uzunca bir süredir çeşitli yöneticilik görevlerinde bulundum ve halen de bulunmaktayım. Özellikle devlet üniversitelerinde kurum içi düzenin korunması gerçekten büyük bir sorun. Buralardaki protestocu öğrencilerin bir kısmı tabii ki gerçekten ifade özgürlüklerini iyi niyetle dışa vurmak isteyenler. Ancak bazıları ise terör örgütlerinin bilinçli veya bilinçsiz taşeronluğunu yapan gayet organize gruplar. Üstelik bunlar birçok devlet üniversitesinde diğer gruplar ve öğrenciler üzerinde zorbalığa ve sindirmeye varan antidemokratik bir tahakküm kurmuş durumda. Örneğin geçenlerdeki ünlü 'yumurta protestosunun' yaşandığı Ankara Üniversitesi'nin Cebeci kampusunda, birkaç yıl öncesine kadar radikal sol öğrenci grup zorbalıkla ülkücü öğrencilerin derslere girmelerine izin vermiyordu. Sadece sınavlara girmelerine müsaade ediyorlardı. Kampusu adeta kurtarılmış bölge yapmışlardı. Aynı durumun tam tersinin ise Gazi Üniversitesi kampusunda mevcut olduğu söylenirdi. Hala aynı durum sürüyor mu bilmiyorum.

Burada korunması gereken hassas denge, şiddete ve zorbalığa varmayan protestoların hoşgörüyle karşılanması. 'Atarım üniversiteden' yaklaşımı hiç şık değil. Maruz kalanlar için hiç de hoş olmasa da, yumurtalı protestolar artık Batı'da 'şiddete ve zorbalığa varan protesto' sınıfında görülmüyor.

İstanbul Üniversitesi'nin mahkemeden aldığı bir yıllık genel arama kararıysa kolluk yetkilerine ve ceza hukukuna ilişkin hiçbir demokratik hukuk standardıyla bağdaşmıyor. Hakimce verilen arama izni doğası gereği belli kimselere ve somut durumlara yönelik olmalı. Her ne kadar bu üniversitede kamu düzeninin bozulmasına veya suç işlenmesine ilişkin makul kuşkular varsa da süresi de makul olmalı.
Amiyane tabirimi bağışlayın. Ama özgürlük ve güvenlik arasındaki hassas dengeyi tutturabilmek aslında hukuk devleti 'zurnasının zırt dediği yer'!

<p><span>Gaziantep'in meşhur lezzeti küşleme kebabı hem görünümü hem de tadıyla görenlerin iştahını

Gaziantep'in meşhur küşleme kebabı tarifi

2 bin 225 rakımdaki çığ tatbikatı nefes kesti

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Macaristan'da

Ekvador'da, hapishanede çıkan isyanda ölen mahkumların sayısı 75'e yükseldi