• $7,5345
  • €8,9837
  • 411.286
  • 1541.98
10 Aralık 2010 Cuma

Tam Gün'de anayasal yargı çıkmazı

Anayasa Mahkemesi (AYM) doktorlar ve tüm üniversite öğretim üyelerini ilgilendiren Tam Gün kanununun iptal gerekçelerini yayınladı. Üzülerek belirteyim ki gerekçe, yüce mahkemenin son yıllarda bende en çok hayal kırıklığı yaratan gerekçesi.

Gerekçenin özü şu: Mahkeme, öğretim üyelerini ve tabipleri diğer kamu görevlilerine göre ayrıcalıklı görüyor. Bunlar adeta yüksek mahkemenin 'özel torpilli' kamu görevlileri konumunda. Bunların yaptıkları işin, diğer kamu görevlilerinin yaptıkları işlere göre çok daha önemli olduğu gibi bir yaklaşım hakim. Oysa kamu görevlileri kategorileri arasında böylesine ayrıcalıklı gruplar yaratmak veya 'önem sırası' belirlemek hem adil değil, hem de hukuksal temelden yoksun. Anayasa boşuna mı 'hiçbir sınıfa, zümreye, gruba ayrıcalık tanınamaz' diyor? Anayasal 'eşitlik' ilkesinin içi bu kadar mı boşaldı?
Buna göre, tabipler ve öğretim üyelerinin mesai saatleri dışında özelde çalışmalarının yasaklanması kamu yararına aykırıymış Nedeni de kabaca şu: Bazı alanlarda hekim açığı varmış. Eğer bunlar mesaiden sonra özelde çalışamazsa halk sağlığı tehlikeye girermiş. Hiçbir bilimsel temele dayanmayan afaki bir iddianın yüksek mahkeme gerekçesinde temel alınması doğrusu çok üzücü. Öğretim üyelerine ilişkin temel gerekçe ise daha traji-komik. Öğretim üyelerinin mesai sonrası özelde çalışması yasaklanırsa bu durum bilim özgürlüğünü ve üniversite özerkliğini ihlal edermiş! Hayatımda duyduğum en temelsiz hukuki argümanlardan biri.

Kendim de öğretim üyesiyim. Öğretim üyesinin mesai sonrası özelde çalışmasının tek bir amacı vardır: Para kazanmak. Kamudaki mesaisi sonrasında özelde salt 'bilim üretmek' kaygısıyla çalışan öğretim üyesi bulunduğuna inanmak 'naiflik'ten de öte, 'saflık' olur. Salt bilim üretmek isteyen öğretim üyeleri mesai sonrasında, hatta bütün gece kendi üniversitesinde bilimle uğraşmak istedi de, birileri onlara, 'sen mesaiden sonra bilim üretemezsin' mi dedi?

Bu yasağın bilim özgürlüğüyle de üniversite özerkliğiyle de en küçük bir bağlantısı yok.
Eğer denilmek istenen, 'hocalar zaten az maaş alıyor, mesai sonrası özelde çalışıp biraz daha para kazanmalarına karışmayın!' ise, bunu değerlendirmek yargıcın değil, siyasetçinin işi. Kaldı ki bu durumda diğer az kazanan kamu görevlilerinin suçu ne? Kamudaki polisin, öğretmenin, mühendisin yaptığı iş de kendine göre farklı ve önemli değil mi?

Teknik hukuk yönünden daha da acı olan, yüksek mahkemenin 'kamu görevlisi' kavramının içini inanılmaz bir kolaycılıkla boşaltması.

Bir meslek grubu ya kamu görevlisi statüsündedir, ya da özel hukuk statüsünde çalışandır. İkisinin ortası olmaz. Bazı çalışan kategorilerini işinize gelen noktalarda kamu görevlisi statüsünün, işinize gelmeyen noktalarda özel hukuk statüsünün özelliklerinden yararlandırmak ancak Dünya 3. Ligi'ndeki bir hukuk sisteminde söz konusu olur.

Siyasi bir tercih olarak bazı kamu görevlilerinin part-time çalışmasına izin verilebilir. Ama tam gün çalışan bir kamu görevlisinin mesai sonrasında özel iş yapabilmesi, kaçınılmaz olarak kamudaki çalışma performansını düşüreceğinden, kamu hizmeti kavramıyla da bağdaşmaz.

Oysa biz kamu hukukçuları AYM'nin geleneksel olarak 'kamu hizmeti', 'kamu yararı', 'kamu görevlisi' gibi kavramlara özel hassasiyet duyduğunu zannederdik. Demek yanılmışız. Akut bir sorun olan, 'kamuyu özele hasta (müşteri) ayartma alanı olarak kullanmak' sorununa çözüm endişesi ise anlaşılan gündeme bile gelmemiş.

<p>Türk dizileri yurt dışında tarih yazıyor. İster Güney Amerika'ya gidin ister Balkanlar'a, Orta As

Türk dizileri tarih yazıyor, şer odakları boş durmuyor!

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Iğdır'da esnaf ziyareti yaptı

Mavi Vatan 2021 Tatbikatı'nın Seçkin Gözlemci Günü başladı

Başkan Erdoğan, Mavi Vatan 2021 Taktik Tatbikatı'na canlı bağlantıyla katıldı