• $7,5345
  • €8,9837
  • 411.286
  • 1541.98
17 Aralık 2010 Cuma

Sosyal güvenlik ve liberal ekonomik özgürlükler çatışması

Günümüzde sosyal devlet ilkesi tam bir evrim geçirmiş durumda. 60'ların sosyal devlet anlayışı, bireyin her türlü ihtiyacının devletçe hem de bedava karşılanması esasına dayanırdı. Oysa günümüzde sosyal devletten anlaşılan, bireyin tüm ihtiyaçlarının değil, acil ve zorunlu kabul edilen temel ihtiyaçlarının devletçe karşılanması ve bireyin de ekonomik olanakları ölçüsünde temel hizmetlerin finansmanına katkı sağlaması gerektiği.
Sosyal devletin bu yeni yorumuna radikal solcular ve devletçi ekonomiyi savunanlar 'sosyal devlet sadaka veren devlete indirgenerek, içi boşaltıldı' diye karşı çıkıyorlar. Liberaller ise, 60'ların sosyal devlet anlayışı devletten geçinmeye alışan bireyi 'asalaklaştırmıştı' diyerek, yeni  yorumun bu ilkeyi daha realist hale getirdiğini savunuyor.
Sonuçta bu ilke günümüzde ne kadar liberal yorumlanırsa yorumlansın, temel sosyal güvenlik hizmetlerinin ve temel eğitim hizmetlerinin bireylere devletçe ve en azından önemli kısmının bedava sunulması genel kabul görüyor. Bu yaklaşım, dünyadaki liberal ekonomik anlayışın kalesi olarak bilinen ABD'de bile yeni Obama yönetimince benimsenmiş durumda.


Obama yönetimi işbaşına gelir gelmez ABD'de sosyal güvenlik hizmetlerini geliştirmek üzere büyük bir reform hazırladı. Reformun en önemli ayaklarından biri de, 2012 yılından itibaren tüm bireylerin özel sigorta şirketlerinden birine özel sağlık sigortası yaptırmasını zorunlu tutan ve yeni yürürlüğe giren kanun.

ABD'de federal düzeyde bizim SGK benzeri bir sosyal güvenlik kurumu bulunmadığı için, bu iş özel sigortalar yoluyla halledilmeye çalışılmış. Herkesin özel sağlık sigortası yaptırmasının zorunlu tutulması ve böylece normalde sağlık sorunu olmayanların da sisteme girerek prim ödemesi sistemin ekonomik yönden işleyebilmesi için en kilit nokta.
Ne var ki Virginia eyaletinde bir federal yargıç (Henry Hudson) geçtiğimiz günlerde reformun bu en kilit kanununu Amerikan Anayasası'na aykırı bularak iptal etti. Davayı açan da seçimle gelen Virginia Eyalet Başsavcısı.

Bu arada küçük bir not: Amerikan hukuk sisteminde ayrı bir Anayasa Mahkemesi bulunmadığından, Yüksek Mahkeme yanında herhangi bir federal yargıç da bakmakta olduğu bir davada uyguladığı bir federal kanun hükmünün anayasaya uygunluğunu denetleyebiliyor.

Yargıcın temel iptal gerekçesi, bireylerin bir özel şirket ürününü satın almaya zorunlu tutulmasının anayasanın özel teşebbüs ve ticaret hürriyetine aykırı bulunması. Yargıç, Amerikan Anayasası'nın Amerikan Kongresi'ne bu derece geniş bir 'ekonomik kolluk yetkisi' tanımadığı düşüncesinde.

Ayrıca zorunlu taşıt sigortası uygulamasının hukuki durumunun farklı olduğunu söylüyor. Zira hem bu zorunluluğu öngören eyaletler ve onların ekonomik kolluk yetkileri anayasaya göre çok daha geniş. Hem de, 'kişi taşıt sahibi olmamayı seçebilir ama 'yaşamamayı' seçemez!' diyor.

Sonuçta her ne kadar bu davanın Yüksek Mahkeme'ye kadar gidebilecek sürecinin iki yılda sonuçlanması beklense de, karar kamuoyunda çok büyük yankı buldu. Tüm hukuk ve siyaset kamuoyu bu kararı konuşuyor. Bu kararın Obama'ya büyük siyasi darbe vuracağı söyleniyor.

Kararı başsayfaya taşıyan New York Times, bu yargı kararının Demokratlar ile Cumhuriyetçiler arasındaki en önemli siyasi çatışma fitilini ateşleme rolü oynadığı düşüncesinde. Görüldüğü üzere yargı kararları ve yargıçlar/savcılar dünyanın her yerinde 'siyaset sinemasının başaktörleri' olabiliyor. Bence pek de 'hayırlara vesile' olmasa da...

<p>Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Bingöl'den kalkan ve Bitlis'in Tatvan ilçesinde kaza kırıma uğrayan

Şehitlere dualarla veda... Başkan Erdoğan konuştu

Şanlıurfa'da mağaralara operasyon: 29 gözaltı

Arşivlerden çıkan tarihe damga vuran anlar

Güzel oyuncu tanınmaz hale geldi! hayranları gözlerine inanamadı