• $7,3639
  • €8,9076
  • 410.726
  • 1528.82
19 Ocak 2012 Perşembe

Türk bilgeliğini ararken

Asya nerededir? Uçsuz bucaksız toprakları, derin kültür zenginliğiyle yeryüzünün bu büyük kıtasının yerini elbette haritada gösterebilirsiniz. 'Orada' mıdır, Asya? Dışımızda bir yerlerde coğraf” bir yapı, kitaplarda, ansiklopedilerde bir malumat parçası mı? Nedir Asya? Nedir anlamı?
Asya Türkiye'dedir. (Türkiye'nin büyük bir bölümünün Asya'da olduğunu bilmeyen mi var?) Asya, eğer onun anlamı üzerine düşünmüş, kendi yaşamımızla ilişkilendirebilmişsek Asya bizdedir, bizim düşüncemizde, kaygılarımızda, umutlarımızdadır. (Yalnız Asya değil, genel olarak yaşadığımız 'dünya' öyle değil midir? Düşüncemizde, duygularımızda, umut ve kaygılarımızda yoğuramadığımız dünya bizde değildir. Biz ondayızdır. O biz yoğurur, savurur. Biz onu anlayamayız ama o biz 'anlar'.) İşte, Türkiye'nin kendi düşünce yaşamı içinde işlediği Asya, Türkiye'deki Asya'dır. Budizm'in, Konfüçyüsçülüğün, Brahman, Hıristiyan; İslam, kültürünün farklı yorumlarla yaşandığı bir coğrafya bizde nasıl yaşamaktadır?
Osmanlı üç kıtada egemenlik sürdü. Peki hangi kıtadandı Osmanlı? Asyalı mı? Avrupalı mı? Yoksa Afrikalı mı? Nedir köklerimiz bizim? Osmanlının kökleri, bizim de köklerimiz mi?
Elbette bu soruların yanıtları, Asya'yı nasıl içselleştirdiğimize bağlıdır. 'Köklerimiz'i hangi açıdan, ne gibi kaygılarla araştırdığımızla ilgilidir.
Türkiye'deki Asya'da, Türk dilinden, Anadolu'dan bakıştan görülen Asya'da, bu topraklara özgü felsefeyi araştırma kaygısıyla bakıldığında, Türk Bilgeliğinin, hikmetinin köklerini görmekteyim. Bu kökler, diğer iki kıtanın kültür mirasına da yabancı değildir. Eğer her kıtanın kendine özgü yaşam biçimi, anlama, düşünme, yorumlama tarzı olduğu düşünülürse, bu üç kıta arasında etkileşim zaman zaman gerçekleşmiştir. Büyük İskender'in seferleri, Roma, Osmanlı İmparatorlukları bu etkileşimlerin sınırlı da olsa yaşandığı ortamları oluşturmamış değiller. Türk Bilgeliğinin felsefece irdelenmesi çabasında bu etkileşimler önemli. Örneğin Türk tasavvufunda İran'ın, Uzakdoğunun, Plotinos'un, İslam öncesi Türk inanç düzenin etkilerinin anlaşılması Bilgelik araştırmasında ufuk açıcı olabilir.
Türk bilgeliği yüzyıllardır içinde yeşerdiği Anadolu bilgeliğinden öğrenmiş, öğrenmeye gönüllü, öğrenen, öğrenecek bir bilgeliktir. Bu topraklardaki binlerce yıllık geçmişten, Eski Yunan'dan, Roma kültüründen, İslam kültüründen, farklı dil ve inançlardan beslenerek kendi farklılığını oluşturacak bir bilgeliktir.
***
Elbette bu alanda, Türk bilgeliğinin, hikmetinin araştırılma sürecine edebiyattan, toplumbilimden, antropolojiden katkılar uzun yıllardan beri yapılmaktadır. Derlenmiş 'malumat', işlenip, yoğrulmayı beklemektedir. Bu bilgilerin oluşturulacak 'yeni' felsef” çerçevelerle yoğrulup, 'yeni' resimlerin oluşturulması çabaları aralıksız sürdürülmelidir.
Ampirik verilerin oluşturulacak metafizik derinliği olan bakış açıları içinde yoğrulması kendi kültürümüzün hikmet tabanını, keşfedip, inşa etmek bakımından can alıcı bir öneme sahiptir.
Bu ülkede felsefenin yerleşmesi, sadece felsefe ithali ile gerçekleşemez. Felsefenin matematik ya da fizik gibi bir etkinlik olduğu, yer aldığı kültürün diliyle, yaşam biçimiyle ilgili olmadığı düşünülüyor! Şimdiye dek felsefe etkinliği olarak yapılıp edilenleri, düşünce ürünlerini tanıtmak, onlar üstüne konuşmak, tartışmak felsefe oluyor! Türkiye'de felsefenin giderek geliştiği söyleniyor. Gelişiyor mu? Gelişiyorsa hangi anlamda gelişiyor? Elbette, felsefe etkinliğinin şimdisini, geçmişimi bilmek gerekiyor. Bu etkinliğe, diğer ülkelerde çizilen gündem doğrultusunda katkıda bulunmak olanağı her zaman vardır; bunu başaran Türkiye'den arkadaşlar da yüzümüz ağartıyor. Eski Yunan'da felsefe o kültür bilgeliği üstüne kuruluydu, elbette bilgelik evrensel özellikler de taşıyordu. Taşıyordu ama o yaşam biçimi içinden gelişip çıkmıştı. O bilgeliğin bir ürünüydü. O yaşam biçimini yansıtıyordu.
Diyebilirsiniz ki, çağımızda artık 'yerel'likler kalmadı. Şu ya da bu dili konuşuyor olmak, şu ya da bu ülkede doğmuş olmak hiç de anlamlı değildir. Bilgelik ülkelere özgü değildir artık, dünya bilgeliğidir aslolan. Böyle diyerek, yerel incelikleri yitirirsiniz. Bir anlamda kültürel bir cinayet işlemiş olursunuz! Yerel bilgeliklerden devşirilmiş evrensel felsefeler, geleceğin felsefe etkinlerine zenginlik getirecektir.
İşte bu anlamda, Türkiye'den Türkçe'den ortaya çıkacak bir felsefenin kaynağı olarak bilgeliği araştırıyoruz. İşte bu anlamda Eski Yunan'ın Sofia'sı, tasavvufun 'hikme'si (ki, 'hüküm'le ilgilidir, yargı ile geleceğimize sahip çıkma yargımız olarak yorumlanabilir!), Türkçe'nin bilgeliği ilgimiz çekiyor. İşte bu anlamda 'Asya nerede?' diye soruyoruz. Bilgeliğimizi keşfe çıktık çünkü. Yıllarca gözümüz Batı'ya çevrilmişti. Asya'yı, içimizdeki Asya'yı aydınlatarak Batı'ya yönelebiliriz. Ne kadar Asyalıyız? Asyalı olmak ne demek? Asya'daki Türkiye, Türkiye'deki Asya ne gibi düşünsel, tinsel özelliklere sahip? Bilgeliğimize sahip çıkmadan bu acımasız çıkar çatışmalarının olduğu dünyada var olabileceğimizi mi sanıyorsunuz?

<p>Türkiye, CHP'li belediyelerdeki çöp rezaletini konuşuyor. Nuh Albayrak, Maltepe'deki çöp toplama

CHP'de 'çöp' krizi ve Bülent Tezcan'ın 'Maltepe' yalanı

Düzce'de altyapı çalışması sırasında şans eseri bulundu!

Her yerde uyuyabilen vurdum duymaz insanlar

Endonezya'nın Sinabung Yanardağı'nda hareketlilik