• $7,4229
  • €9,0075
  • 442.586
  • 1540.21
26 Şubat 2012 Pazar

İki öğretmen: Kheyron ile Sokrates

Üç bin yıl gerilere gitsek, tarihte, Homeros'tan önce, Ege denizi dolaylarında can bulan uygarlığın sözlü ürünlerinde, türkülerinde, ezgilerinde ilginç bir öğretmenle karşılaşırız. Bu, bedenin alt kısmı at olan Kheyron'dur. 'Kheir' Eski Yunancada 'el' demektir. Adı bir hüneri, el yatkınlığını gösteriyor.
***
Batı kültürünün tarih açısından ilk öğretmen tiplerinden biridir Kheyron. Atla insanın birleştiği bir bedeni vardır. Bir at-adamdır! Neden attır? Efsane ne diyor? Sebebini kestirmek olanaksız. Yine de, biraz şakayla, yorumlayabiliriz. Dönemlerin eğitim anlayışı 'yetiştirmeye' dayanır. Şu anlamda: Öğretmen öğrencinin her şeyine karışır. Ona bir kişilik kazandırmaya, onu 'terbiye' etmeye çabalar. Hani 'eti senin, kemiği benim' sözünün belirttiği gibi, öğretmen tümüyle öğrencinin 'biçimlendirilmesinden' sorumludur. İşte Kheyron da yetiştirdiği öğrencilerini (iki ünlü öğrencinin Homeros destanlarında adı geçen Akhilleus ve Odysseus olduğunu söyleyebiliriz.) sırtında, 'terkisinde' taşıdığı, onların yükünü yüklendiği için at olan bir öğretmendir. Sırtına aldığı öğrencisini dörtnala dolaştırabilir bahçesinde. Gerçekliğin 'gizli' köşelerini gezdirebilir, ona. Bilmediği yere götürebilir. Dünyanın kaç bucak olduğunu anlatır. Çabuktur. Çeviktir. Vefakardır. Çilekeştir. Sorumludur. Doğanın içindedir. Öğrencilerine, örneğin Akhilleus'a (Babası Peleus, kucağına alıp, teslim etmiştir oğlunu Kheyron'a, Belki o da 'eti senin kemiği benim' demişti. Tüm sorumluğu vermişti öğretmenine. Unutmayalım, o dönem öğretmeni aileden biridir!) at yetiştirmeyi, ata binmeyi kargı atmayı, saz çalıp ezgi söylemeyi, güzel konuşmayı, güzel eylemeyi (ahlaklı olmayı) erdemli olmayı, acılara dayanmayı, sabırlı olmayı, yalan söylememeyi, ölçülü olmayı, hekimliği öğretmiştir. Akhilleus, bir savaşçıdır. Troya savaşında yiğit Hektor'u öldürmüştür. Öfkeli, huzursuz, mutsuz biridir. Belki savaşçı olarak başarılıdır ama ne Sokrates'in ne de Yunus'un bahçesinde bulunmuştur. Beceriklidir yalnızca. İç dünyası ise tam bir cehennemdir. Bu açıdan, at-öğretmen, onun yüreğine bir bahçe açamamış solmayan sevgi güllerini dikememiştir. Öteki ünlü öğrencisi Odysseus ise 'cin fikirli'dir. Hem çok hünerli, çok bilgili hem de çok sabırlıdır. Ömrü, uzun, tehlikeli serüvenlerle geçmiştir. Bilinmeyenlerle savaşmış, karşısına çıkan zorluklarla, Akhilleus gibi öfkelenmeden baş etmesini bilmiştir. Kheyron'un başarılı bir öğrencisidir bu anlamda. Odysseus, arayan, araştıran, bilinmeyene açılan, bilinmeyenden korkmayan, meraklı, araştırıcı, cesur bilim insanına olumlu bir örnektir. Bir serüvendir çünkü bilimsel araştırma. Elbette bilim adamının 'ihtiyatlı', 'hesaplayan' tavrıyla ilerler; ama yeri geldiğinde, yaratıcı bilim adamlarının tıpkı Odysseus gibi atılgan, tehlikeden korkmayan insanlar olabildiklerini söylüyor bilim tarihi bize. (En yakın, en ünlü örneği Einstein'dır!)
***
Kheyron'u bahçenize alır mısınız, bilmem. Geçmişin, efsanenin derinliğinde yitip gitmiştir belki. Ne dediğini, ne öğrettiğini bulup çıkarmak zordur. Sokrates ise yakınımızdadır. Atina'da, kent meydanına, agoraya indiğinde, sabahın erken vakitlerinde, çevresini gençler sarardı. Gençlerle atardı yüreği. Agorada günlerce kalıp, durmaksızın gençlerle tartıştığı, evine ayda bir elbise değiştirmeye, yıkanmaya gittiği söylenir. Bu yazımda Sokrates'in felsefedeki yerini, görüşlerini tartışmayacağım. Gençlerin bahçesine diktiği çiçekleri, bahçe önerilerini anacağım yalnızca. 'Ruhunuza özen gösterin' derdi gençlere. 'Bahçenize özen gösterin' olarak anlayalım bu sözü. Öğrenen genç, öğrendiklerini kafasına gelişi güzel tıkıştırarak gelişemez. Bahçesini açmalıdır. Kendine, kafasına ve ruhuna, duygularına ve aklına özen göstermelidir.
***
Kheyron'a benzemez Sokrates: Öğrenciyi 'yetiştirme' peşinde değildir. Onlara kendi kendilerini yetiştirmelerini öğütler yalnızca. Örgütlü bir okulu yoktu. Ne odası, ne de bir arazi parçası olarak bahçesi vardı. Her şeyi sorgulardı. Sorgulanmamış, irdelenmemiş inançların, görüşlerin üstüne üstüne gider; değişik yöntemlerle, karşı tarafın bilgisizliğini göstermeye çalışırdı. Onların kafaca bağımsız insanlar olmasına çabalardı. 'At sineği' derdi kendine, at sineği: Uyuyanlara, kendilerine aşırı güvenenlere rahatsızlık veren bir varlık. Eleştirel, sorgulayıcı bir kafa. Belki, bir nedenle, yöneticilerce, gençleri kandırıp, yanlış yola sürüklediği için suçlanmış, ölüme mahkum edilmişti.
Sokrates'in öğretmenliği öğretmenliğin nasıl yapılmaması gerektiği üzerinde örnek olarak gerçekleştirilen bir öğretmenlikti. Öğretmenliği yadsıyan bir öğretmenlik: Öğretmenliği irdeleyen bir öğretmenlik. 'Biliyorum' diye ortaya çıkanla uğraşan, sahte 'bilgici'lerin sözde bilgilerinin dayandığı temellerin ne denli çürük olduğunu göstermekti amacı.
Örnek olan bir öğretmendi. Yaşayışı ile bilgisi arasındaki boşluğun farkında olmayıp da 'ahkam kesenlerin' ipliğini pazara çıkarmaya çalışan, yorulmak bilmeyen bir insandı. Ölüm karşısında gösterdiği cesaret, sahip olduğu değerlere hayatı pahasına sahip çıkışı, bir öğretmenin nasıl bir insan olması gerektiği konusunda önemli ipuçları veriyordu.

<p>Türkiye'nin aşı haritası erişime açıldı. Vatandaşlar bunun  takibini nasıl yapabilir? İ<span>ki d

Aşının koruyuculuğu ne zaman başlar?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Beş asırlık Tarihi Maraş Çarşısı'nın dış cephesi yenileniyor

Başkan Erdoğan, Elazığ'da deprem konutları anahtar teslim törenine katıldı