• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
28 Ekim 2012 Pazar

Edebiyat-Felsefe-Deneme

Hangisi ötekine daha açık olmalı;
edebiyat mı felsefeye, yoksa felsefe mi edebiyata?
Bu soruya bir başka bağlamda yazdığım bir dörtlükle yanıt vereyim:
Uyuyorsun uyanığım
Uyuyorum uyanıksın
Buluşmamış hiç uykular
Ben yanığım sen yanıksın
Felsefeyle edebiyatın uykuları buluşursa yatağa girip, sevişerek uyurlar. Buluşmazsa hasret duyarlar birbirlerine, yanarlar. Elbette bu birbirine sevdalı felsefe ve edebiyat için geçerlidir. Birbirinden nefret eden edebiyat kızıyla, felsefe delikanlısı vardır. Örneğin, Viyana Çevresi'nin felsefe anlayışı genel çizgileriyle edebiyattan uzaktır. 'Bilimsel Felsefe' yolcuları edebiyata açılmazlar.
Edebiyatın felsefeye açık olmasında çok dikkat edilmesi gereken ince noktalar vardır. Edebi anlatımına dayatılmaya çalışılan felsefe tavrı ya da felsefe terminolojisi, edebi metnin dokusuna uyum sağlayamazsa ortaya bir ucube çıkar. Felsefe ve edebiyat gibi içinde farklı anlayışların, tavırların, yolların etkinliklerden söz ederken toptan konuşmamak gerek. Hangi felsefe hangi edebiyata açık olmalıdır? Hangi edebiyat hangi felsefeye açık kılınmalıdır?
Bu iki etkinlik de kendi 'doğal' akışları içinde ürünler ortaya koymalıdır. Kendi felsefi yürüyüşümüz, kaynağındaki şiirle buluşmak isteyip, edebiyata yaklaşabilir. Edebi yürüyüşümüz zaman zaman 'efkarlanıp', kendini düşünceye vurabilir. İki sevgili edebsefe denen yatakta sevişiyorlarsa bu sevişmeden bir ucube doğmamalıdır.
Edebiyat geleneğimizin, felsefe geleneğimizin oluşması ve gelişmesi açısından taşıdığı imkan nedir? Böyle bir imkandan söz edebilir miyiz?
Edebiyat geleneğimiz, Batılı anlamda felsefe geleneğimizden daha eski, daha zengindir. Halk şiiri, manilerimiz, destanlarımız, bilmecelerimiz, halk öykülerimiz, divan şiirimiz, on dokuzuncu yüzyıldan Cumhuriyete değin uzanan şiir birikimimiz, Cumhuriyet sonrası şiirimiz, öykü, roman, deneme eleştiri çalışmaları oluşturmaya çalışacağımız felsefe geleneğinin oluşmasına katkıda bulunabilir belki, belli bir tür felsefe çalışanlar, çalışacaklar için.
Bir 'deneme' geleneğimiz var. Felsefecilerimiz bu türe eğilim duyuyorlar. Nermi Uygur'un güçlü bir denemeci yönü var, sizin de öyle. Başka felsefecilerimiz de var bu türde eserler veren. Deneme, bir tür olarak felsefe geleneğimizin oluşumuna katkı sağlayabilir mi? Deneme yazma ile felsefe yapma arasında nasıl bir ilgi kuruyorsunuz?
Nermi Hoca'nın önünde hazır bir deneme geleneği yoktu. Cilalı sözlerle felsefe yapmaya kalkışmalar, iç geçirmeler, lafı gereksiz yere sürdürüp, söylediğinin felsefe olduğunu sanarak deneme yazanlar varsa, bunlarla gelenek oluşturulamaz elbette. Nermi Hoca belki biraz Ataç'tan etkilendi. Macit Gökberk'in duru Türkçesi, o dönem Batı Klasiklerinden yapılan çeviriler, daha önemlisi Nermi Bey'in Batı edebiyatını klasiklerden başlayarak özgün metinleri okuyarak edindiği dil bilinci onun başarılı örnekler vermesini sağladı. Dürüstlükle konuşmak gerekirse Hocanın özellikle son zamanlarda yazdığı metinler edebi gücüne eskisi gibi sahip olamadığını gösteren metinlerdir. Felsefeye yol gösterebilecek bir deneme birikimimiz olduğunu sanmıyorum. Zaman zaman Bilge Karasu'nun, Ferit Edgü'nün, Enis Batur'un dolu yaşantı birikimiyle yazdıkları metinlerdeki deneme tavrı dikkat çekici gelmiştir bana.
Doğru dürüst felsefe yapamadığımızda çoğunlukla deneme yazdığımızı söylüyoruz. Deneme ucuz felsefenin adı olmamalı. Bence felsefe denemeden değil, deneme felsefeden beslenmeli. Montaigne sıcaklığı yer yer Ataç'ta ve Nermi Uygur'da görülür. Ben deneme görüntüsü altında farklı metinler yazdım, yazmaktayım. Bir kısmına 'tüttürmeler' dedim. Bir kısmı eskilerin mensur şiir dediği türdendir. Bir kısmı 'makaledir'. Bir kısmının ise ismi kolay kolay konulamaz, sadece metinlerdir.
Uzun yıllardan beri Uğur Mumcu Vakfı'nda yazma dersleri veriyorum. Bir ara deneme dersleri vermeye çalıştım. Talep olmadı. İnsanımız daha çok öykü anlatmayı seviyor. Biraz salya sümük duygusallıkla yapmaya çalışıyor bunu. Söz söylemedeki düşünce ağırlığına pek tahammül yok. Düşünce ve duyguları nasıl harmanlayabileceğimizi pek bilmiyoruz.
Bu ülkede Batılı anlamıyla felsefeyi köklerinden kavramış yaratıcı gençlerin Türkçe ile ortaya koydukları başarılı ürünler meydana çıkmaya başladığında, bu topraklardaki derin bir yaşanmışlıktan gelen birikimi dillendirecek yaratıcı deneme yazarlarını da görmeye başlayacağız demektir.
(Bu konuda başka sorulara verdiğim yanıtlar için bu köşede 4 Mart 2012 tarihinde yayımlanan yazıma bakılabilir.)
(Sorular: Vefa Taşdelen)

<p>Nijerya açıklarında Türk gemisine yönelik bir saldırı gerçekleşti. Saldırıda bir denizci hayatını

Türk gemisine saldırının arkasında Fransa mı var?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

En kötü yıl gerçekten 2020 mi? Bilim insanları, 536 yılına işaret ediyor

Haftanın yalanları