• $ 6,056
  • € 6,7695
  • 248.744
  • 86.796
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Afrin’e girmezsek Hatay’ı veririz…

Afrin’e yönelik askeri harekatın eli kulağında; operasyon bugün ya da yarın başlayacak. Harekatın hedefi öncelikle sınırlarımızı terörist unsurlardan temizlemek, milli güvenliğimizi tehdit eden PKK/PYD’yi Afrin’den tamamıyla söküp atmak.

Fırat Kalkanı, Türkiye için yapılması zorunlu bir operasyondu; keza Afrin de benzer şekilde Ankara için kaçınılmaz milli bir görev. Afrin, ABD’nin güney sınırlarımızda oluşturmaya çalıştığı terör devletinin en stratejik noktalarından biri. Burası aynı zamanda kurulması öngörülen terör devletinin Akdeniz’e açılacağı umudu taşınılan stratejik bir yer. Hatay ve Kilis’e askeri açıdan hakim olan Afrin, terör örgütüne terk edilirse, Türkiye’nin milli güvenliği tehdit altına girer. Eğer Afrin’e girmezsek yarın Hatay ve İskenderun’u almak için kapımıza dayanırlar ki, artık bu şımarıklığa bir son vermek gerekiyor.

ABD, kuracağını açıkladığı 30 bin kişilik YPG ordusunu Türkiye sınırına yerleştirecek. Bunun ne anlama geldiğini yeterince anladığımızdan emin değilim; ABD, bu kararla terör örgütü PKK/PYD’nin patronu olduğunu itiraf ettiği gibi Türkiye’yi açıktan hedef alacağını da ilan etmiş oluyor. Yani Türkiye’nin bekasını tehdit eden güç ABD’den başkası değil. Bu açıklama Türkiye’ye karşı bir savaş ilanı anlamına da gelir.

ABD öncülüğündeki Batı ittifakı, birleşik halde sınırımızda ülkemizi tehdit eden bir terör ordusu kurmaktadır. Bu ordunun eğitilip donatılması süreci ise aslında çoktan başlamıştır. İşlettikleri model, Türkiye’yi alıştıra alıştıra parçalamayı öngörüyor. Önce PYD/YPG’nin Suriye’nin kuzeyindeki varlığına alıştırdılar, ardından bu örgüte yardımı normalleştirdiler, sonra da bu örgüte silah dolu TIR’lar göndererek ordu kurma aşamasına geldiler. Bir sonraki adımı da zaten hepimiz biliyoruz; bu, terör devletinin ilanı olacaktır.

Türkiye, bu gidişata dur demek zorunda. ABD’nin terör ordusuna geçit verilirse ardından toprak vermeye sıra gelir. Toprak verip kurtulmak da yok, bu planın sonunda; kanlı bir yıkım var. Türkiye’den binlerce yılın intikamını almayı planlıyorlar. Planları bu toprakları kan deryasına dönüştürmektir.

O yüzden içerideki işbirlikçilere kulak asmadan sınırlarımız terörist unsurlardan temizlenmelidir. CHP, FETÖ ve PKK’nın rolü içeriyi karıştırmaktır. Bu gruba şimdi görülüyor ki bazı muhafazakarları da katmışlar. Bu ittifakı, ABD’nin terör ordusunu dağıtmaya kararlı olan Erdoğan’a karşı kışkırtıyorlar. Eğer bu terör ordusunu doğmadan dağıtmayı başaramazsak uzun yıllar Türkiye’yi bu terör ordusuyla savaştıracaklardır. Ta ki Ortadoğu’nun kalbine “ikinci İsrail”i saplayana kadar.

AK Parti ve MHP ittifakı, Türkiye’nin bekası için mücadele eden güçleri birleştirme adına doğru bir adımdır. Türkiye’nin birliğini ve bütünlüğünü hedef alan ABD destekli saldırılara karşı milli güçlerin de birleşmesi şarttır.

ABD bir yandan Türkiye’ye karşı terör ordusu kurarken diğer yandan da içeride Erdoğan’ı devirmeyi amaçlayan CHP, HDP, İyi Parti, FETÖ ve PKK’dan müteşekkil “siyasi ordu” oluşturmaktadır. Beka mücadelesi veren Ankara, ne terör ordusunun ne de içerideki “siyasi ordu”nun gözünün yaşına bakmalı. Milli mücadelenin ruhuna uygun hareket edilmeli, kanunlar da bu gerçeğe göre uygulanmalı. Devlet acırsa acınacak hale gelir, bunu unutmayalım.

İftar saati yaklaşınca yemeğe böyle gidenler

İftara Gidiyorum

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

U¨lke genelinde es¸ zamanlı kumar ve tombala uygulaması

Alzheimer'a neden olan alışkanlıklar