|
Refah-Yol hükümeti döneminde 'Bedelsiz İthalat Kampanyası' adı altında sürdürülen ve Ziraat Bankası'nı büyük zarara uğratan reklam harcamaları ile ilgili davaların sonuçları, suçlayanlar ve suçlananlar açısından tam bir Türk filmi gibi sonuçlandı.
Şimdi Yolsuzluk Komisyonu'nun gündeminde olan Bedelsiz İthalat skandalı, kamu bankalarında dönen dolapları gösteren örnek bir fotoğraf gibi duruyor.
Hikaye nasıl başladı
Refah-Yol hükümeti döneminde yurt dışındaki işçi dövizlerinin Türkiye'ye kazandırılması amacıyla Bedelsiz İthalat Kampanyası başlatıldı. Dönemin ilgili Bakanı Sabri Tekir, '8 milyar liralık bir reklam harcamasıyla tanıtımı yaparız' diye düşünüyordu. Bu iş için görevlendirilen Ziraat Bankası iki kampanya düzenlendi.
Birinci kampanya için An Ajans'la (Atlas Nehir İletişim A.Ş) sözleşme yapan Ziraat yönetimi 15.11. 1996'da 8 milyar liralık harcama yetkisi aldı. Üç gün sonra da bu 8 milyarı, 180 milyar liraya çıkarma istemiyle Başbakanlığa başvurdu. O dönemde Ziraat Bankası'nın toplam yıllık reklam gideri 340 milyar liraydı.
İkinci kampanya için de biri Adve Trise, diğeri Maya Fuarcılık olmak üzere iki firma ile anlaşma yapıldı. Adve Trise adlı firmaya kampanyanın yurt dışında tanıtımını için 750 bin mark + KDV , Maya Fuarcılık'a da 3 milyon mark + KDV ödendi.
Teftiş Kurulu devrede
Daha sonra Başbakanlık Teftiş Kurulu, hem ilk sözleşmeyi hem de nedenleri açıklanmadan 23 katlık harcama artışını mevzuata aykırı buldu. Adve Trise'ın da önce 'işi alıp' ardından resmi olarak kurulduğunu belgelendi. Ziraat yönetiminin 'limit aşımına dikkat etmedikleri ve haksız ödeme yaptıkları' gerekçesiyle yargılanması istendi. Müfettişler bu paraların Refah-Yol hükümetine yakın yayın kuruluşlarına büyük pay ayrılarak reklam karşılığında verildiğini, bu yolla da Avrupa'daki irtica odaklarına para aktarıldığını saptadı.
Paralar Kaplancılar'a
Adve Trise, Almanya, Fransa ve Hollanda konferans gideri olarak sırayla 202 bin, 29 bin ve 21 bin marklık harcama gösterdi. Müfettişler araştırmalarında bu paraların İslam Toplumu Milli Görüş Teşkilatı, Fransa İslam Birliği, Hollanda İslam Federasyonu gibi kuruluşlara aktarıldığını saptadı. Üstelik düzenlendiği iddia edilen onlarca konferansın adresi de sahte çıktı. Yurt dışında savrulan paralardan TDF adlı televizyon kanalı da pay aldı. TDF, Türkiye aleyhine yayınlar yapan irticai örgüt Kaplancılar'ın televizyonu olarak biliniyor.
Sorumlular beraat etti
Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun raporu doğrultusunda sorumlular hakkında iki dava açıldı. İlki 'Birinci Bedelsiz İthalat Kampanyası' ile ilgiliydi. Davada Ziraat Bankası'nın yönetiminde bulunan Salih Şevki Doruk, Metin Akpınar, Oya Mutlu Olgun, Osman Akkuzu, Cemil Koç ve Cevat Eroğlu yargılandı. Beraat ettiler. Kararı temyiz edildi ama bu kez de 4616 sayılı Af Yasası imdada yetişti. 'Görevi kötüye kulanmak' af kapsamına girdiği için, Teftiş Kurulu'nun ilk raporu rafa kalktı.
İkinci dosya DGM'de
Banka yönetimi, İkinci Kampanya nedeniyle de yargı karşısına çıktı. Bu dosya, önce dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş'a, onun da Savcı Hamza Keleş'e ilettiği Mehmet Yurdunusever imzalı dosya ile birleştirildi. Dosyaya göre Ziraat Bankası'nın paraları Almanya'daki camilerde makbuz karşılığı dağıtılmıştı. Banka yönetimi bu yeni delillerle birlikte, bu kez de görevi kötüye kullanmak, çete ve çeteye yardım ve dolandırıcılıktan yargılanmaya başlandı.
Bu dava da beraatla sonuçlandı. Ancak Yargıtay 8. Dairesi 'oy birliğiyle' verilen beraat kararını bozdu. Yargıtay DGM'nin kararını bozarken, sanıkları çetecilikten çıkardı. Ziraat yönetimi yine görevi kötüye kullanmaktan yargılanması gerekiyordu. Bu da, 4616 sayılı Af Yasası'na girdiği için sanıklar yargılanamadı.
Alacak davası sürüyor
Ziraat Bankası'nın Hazine'ye devrettiği, Adve Trise aleyhine açılan dava ise Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde sürüyor. Davadaki sahte fatura toplamı 317 bin markı buluyor. Şirketin sahibi Süleyman Çelik davaya uğramıyor, avukatlarını gönderiyor. Kaybolan paraların izini sürmekten vazgeçmiş görünen Hazine Müsteşarlığı da bugüne kadar avukat göndermedi.
Şimdi kim ne yapıyor
Bedelsiz davasının yargılanıp beraat eden, sonra yeniden yargılanıp, affa uğrayan sanıklarının hepsi emekli oldu. Eski genel müdür yardımcısı Metin Akpınar ticaretle uğraşıyor, eski Genel Müdür Şevki Doruk ise Şekerbank'a denetçi atandı.
Mahkemede tanıklık yapan banka personeli Halil İbrahim Cebeci Yozgat'a sürüldü. Diğer banka görevlisi Hamit Üçer ise kampanya çerçevesinde paraların irticai odaklara aktarılmasını sağlayan sözleşmeyi imzalamadığı için Ankara - Kayaş'ta bir bankaya tayin edildi. Üçer dava açıp tekrar görevine döndü ama bu kez de Kolej Şubesi'ne sürüldü. Pes etmeyen Üçer, açtığı yeni dava sürerken baskılar karşısında kendi isteğiyle bankadan ayrılıp Orman Genel Müdürlüğüne müfettiş olarak tayin oldu. Olayı yıllarca araştırıp izini süren müfettişler ise bu süreçte türlü baskılarla da mücadele ettiler.
Tuncay MOLLAVEİSOĞLU-İSTANBUL
|