• $ 6,0835
  • € 6,8198
  • 251.269
  • 86.072
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Yumuşak hakikatler...

Son iki yazıda zaman ve halleri üzerinde durmuştuk. Açıkçası, bu yazılanlar ne yeni ne de orijinal şeyler. Felsefenin ise, yanlış kullanılması halinde insanın kendisi ile yüzleşmesini önleyecek tuzakları mevcuttur. Yaşamı erteleme adına sahte varlık sorunları uğraşısı oldukça verimsizdir.

İnsan hayata mutlu olmak veya mutluluğu aramak için mi gelmiştir? İki nedenle hayır. Bir, gerçekte insan bu dünyaya kendisini bulmak için gelmiştir ki, bu uğraş insana mutluluk vaat etmez. İkincisi, mutluluk maddeyle ilgili bir şey olmasa gerektir. Genel bir tanımı olmasa da, insanın kendisinden emin olduğu hallerde geçici bir duygu olarak ortaya çıkar.

Yani insanın hayatını mutluluğu aramaya adamasından daha beyhude bir uğraş olamaz. Ama insan sonunda haz olmayan bir işin peşinden de koşmaz. Ama bu koşturmaca maddeye dönük olduğunda açlık giderilmeye çalıştıkça büyür. Dolayısıyla insan hayata neden geldiğini doğru tespit etmek, bu tespite uygun çabayı vermek, bu çabanın acılı olacağını öngörmek, lakin bu çabanın sonunda belirli bir huzur hissedebileceğine dair umutlu olmak durumundadır.

Zamana ve hallerine geri dönelim. Geçmiş adına yazdıklarım son iki yazıda var, tekrar etmeyelim. Şimdiki ve gelecek zamana gelirsek…

Kendisini aramaya adanmamış (Sokrates’in dediği gibi boşa geçen) bir hayatta, insan gelecek zamanda ortaya çıkacak birçok hayalkırıklığını şimdiki zamana ekiyor olacaktır.. Esasen, toplumlar da insanlardan oluştuğu için, maddi şeylerin peşinde koşan toplum/devletler şimdiki zamana birçok mayın ekmiş, gelecekte de bunun zehirli ürünlerini hasat etmiştir. Kural olarak bireyin kaderi toplumdan bağımsız olamaz. Çöken bir toplumdan birey kendisini ne kadar izole etse de kaçamaz. Ondaki sorumluluğunu da, gelişmelerin üzerindeki etkilerini yok sayamaz.

Faydacı, bireyci, maddeci toplumlar şimdiki zamana böyle bir geleceği ekerler ve kendi kaderlerini tayin etmiş olurlar. Oysa iyi varoluşsal, kötülük ise eylemseldir ve burada serbest irade kuralına bağlanırız. Eylemlerimizde ortaya çıkan kötülük maddeye aktarılır ve maddeyi bozarız. Çevre felaketleri ve savaşlar buna örnektir.

Faydacılık özü itibarıyla iyiliği dışladığından, ruhu, vicdanı, değerleri de bozmak, kendisine uydurmak zorundadır.

Batı böyle yaptığında, Doğu da bunun etkilerinden kaçamaz. Kolonyalizm böyle bir tohumdu ve yıkıcılığı tüm dünyayı yuttu. Ruhu, Allah’ı, doğayı temsil eden Doğu, bireyci, faydacı, teknolojik Batı’ya direnemedi. Ama açıkçası, dünya için bir ümit olacaksa, bunun bilgisi, en azından hatırlanabilecek haliyle Doğu’da mevcuttur.

Suriye Doğu’da olabilir. Ama Suriye’de yaşanan utanç, tüm insanlık uygarlığının iflas ettiğinin ispatıdır. İflas çürümüş bir şeyin can çekişmesine yeğdir.

Ben dünyamızda bir dönemin, bu dönemin kapanmaya başladığını düşünüyorum. Çünkü “iktidar” eğer kendi pratiklerini gizlemekte, estetize etmekte başarısız olmaya başlamışsa ve insanlar “sanırım bir sorunumuz var” demeye başlamışsa, bu noktadan geriye dönüş yoktur.

Umarım daha yumuşak hakikatlerin geçerli olduğu pozitif bir döneme gireriz.

*Tüm vatandaşlarımızın Ramazan Bayramı mübarek olsun. Lütfen eve dönüşte trafik kurallarına uyalım ve bayramımızı neşeyle tamamlayalım. Esenlikle kalın.

Ramazanda daha çok soruyoruz bu soruyu: ´Acaba bu akşam ne pişirsem?
<br>
Dr. Ayça Kaya 3 lezzetli

İftarda Ne Pişirsem? | #SağlıklıRamazanlar

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

Ünlü Youtuber Enes Batur düğün fotoğraflarını paylaştı