• $ 5,8051
  • € 6,4399
  • 274.053
  • 108011
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Yarınki Türkiye

Türkiye demokratikleşmesi neden bu kadar zor olan bir ülkedir? Dikkat buyurunuz hangi adımlar atılmamıştır, 1950’lerden bu tarafa ne bedeller ödenmiştir. Seçilmiş ilk başbakanını bu uğurda kaybetmiş olmak nasıl bir dramdır! Dün yapılan halk oylamasını şimdiye kadar yapılan değişim hamlelerinin son aşaması olarak değerlendiriyorum. 2007 halk oylamasıyla ‘bürokratik tahakküm geleneğinin’ en tahkim edilmiş en korunaklı mevzii (militarist ideoloji böyle düzenlediği için terimin askeri olması normaldir) halk tarafından ele geçirilmiştir. 2010 Referandumu’nun devlet yapısı içinde ‘militarist ideolojinin karargahı’ ve sivil idareyi seçilmişleri denetim altına alan, millet iradesini hapseden bir kurum olarak düzenlenmiş MGK yapılanmasını tasfiye ederek sivilleşme yönünde nasıl ileri bir adım olduğunu hatırlamak lazımdır.

“Bunun sebeplerini anlamak analiz etmek elbette ki önemlidir fakat daha mühim olanı demokratikleşme sürecinin artık geriye çevrilemeyecek bir dinamizm kazanmış olmasıdır. Bunda şüphesiz birçok faktörün rolünden bahsedilebilir. Bunlar arasında toplumsal değişme süreçlerinin başat bir konumda olduğunun altının çizilmesi gerekir. Türk toplumunun tarımsal karakterinin değişmesi, köylü bir toplumsal hayat tarzından kentlere, metropolitan hayat tarzına uzanan değişimi yaşaması şunun şurasında otuz-kırk yıllık bir olaydır.”

Toplumsal değişimin gücü

İlk bakışta demografik bir değişimden ibaret gibi görünen bu olayın bir yapı değişimine uzanan toplumun sınıflaşmasından, bireyleşmesine kent kültürüne dayalı yeni bir hayat tarzını, yeni bir zihniyet dünyasını, bir dünya görüşünü oluşturduğunu bunun da kendisine göre bir meslek yapısı, bir eğitim düzeyi, bir üretim ve tüketim kalıplarına yol açtığını göz önünde bulundurmak gerekir. Bu sürecin ortaya çıkardığı en önemli sosyolojik olay şüphesiz orta sınıflaşma bireyleşme ve özgüven sahibi girişimci yeni toplumsal aktörlerdir.

Meselenin bir diğer boyutu ekonomiyle ilgilidir. Türkiye’nin toplumsal yapısına bağlı tarımsal ekonomiden endüstriyel ekonomiye geçişte yeni kentli sınıfların birkaç yönlü etkisi anlaşılmadan yaşanan değişimin ürettiği dinamizm anlaşılamaz. Toplumun kapalı küçük topluluklardan cemaat yapılanmalarından ‘açık toplumsal ilişkilere’ evrilmesi orta sınıflaşma sürecinin önünü açmıştır. Bunun ekonomiye yansıması devlet merkezli üretim yapılanmasından sivil piyasa merkezli rekabetçi, toplumsal ekonomiye açılımdır. Burada üzerinde çok durulmayan bir ekonomik faktör olarak tarımdan tarım dışına kaynak aktarılmasında rol oynaya hareketliliğin emek göçünün, kentsel mekanlarda yoğunlaşmasının ürettiği kentsel rantlar ve talep yoğunlaşmasının basit tüketim endüstrilerinden, giderek talebin niteliğinde yaratılan değişimle birlikte nitelikli mal piyasalarının arzını yükselten etkileridir.

Ekonominin ilk defa dünyaya açılmasında Özallı yılların etkisi inkar edilemez fakat bu piyasalarda var olmak oralarda rekabet edecek bir üretim düzeyine gelmek için piyasa etkisinin küçük ve orta ölçekli üretim yapılarında teknolojik ve yönetimsel yeniliklerin yaşanması gerekmektedir ki, bütün bunların bölgesel açılımla desteklendiği ama aynı zamanda küresel normlarla yönetildiği bir ekonomi siyasetine dayanması gerekmektedir.

Sivilleşme ve sistem

Ekonomide AK Parti dönemi veya daha özel ifadesiyle Erdoğan dönemi sivil güçlere dayanan bir üretim yapısını esas alması, kaçınılmaz bir biçimde rekabetçi piyasa ortamına taşıyarak, Türkiye’nin küresel standartlarda bir ekonomik yapıya yönelmesinde başarılı adımların atılmasına böylesine büyük bir dönüşümün ekonomik boyutunun ortaya çıkmasına sebep olmuştur diyebiliriz.

Şimdi bütün bu ekonomik ve toplumsal değişme süreçlerini tıkamaya çalışan siyasal yapının en önemli dayanağı olan siyasal sistemin değişmesi zaruret haline geldiği için bu son referandum yapılmıştır. Bütün değişimlerle çelişen, millet iradesinde ortaya çıkan demokratikleşme ve sivilleşme taleplerine direnç gösteren bu geri anlayışı ayakta tutmaya çalışmak tarihe karşı olmak, akıntıya karşı kürek çekmektir.

<p>Olay, Şehit Halil İbrahim Caddesi´nde saat 11.20 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre

İstanbul´da İş Adamına Silahlı Saldırı!

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

İşte 2019'da Twitter'a damgası vuran isimler

MSB: Eve tuzaklanan 565 havan mühimmatı etkisiz hale getirildi