• $8,2802
  • €10,0357
  • 482.982
  • 1427.73
13 Temmuz 2017 Perşembe

Yolun başı, yolun solu!

CHP çağdaş sosyal demokrat sol bir parti midir? Çağdaş olmak ayrı bir konu olduğu için onu şimdilik bir tarafa koyalım. Bu tür kavramları bir araya getirenler onların anlamları üzerine biraz kafa yorsalardı bu soruya kolayca evet diyemezlerdi.

CHP’nin bir sol parti olma ihtimalinin önünde duran engelin tarihsel bagajıyla ilgili itirazlar olduğunu biliyorsunuz. Hani CHP’nin bürokrasinin ve askerlerin ittifakının partisi olduğu, dolayısıyla ‘sol’ bir parti olma çabalarının bir fayda veremeyeceğini söyleyen benimde katıldığım bir görüş var. Burada askerler ve bürokratlar kime karşı ittifak kurmuşlardır? Resmi cevabın ‘gericilere’ karşı olduğunu, buradaki gerici ibaresinin bütün halkı kapsadığını, bunun için de bu partinin bugüne kadar girdiği hiçbir seçimde tek başına iktidar olacak oyu almadığını söylemeye gerek yok sanırım. Hadi hatırı kalmasın ‘açık oy-gizli tasnifle’ iktidar olduklarını inkâr etmeyelim! Bugün üzerinde durmak istediğim asıl husus bunlar değil, meselenin diğer yönleridir.

Sol yanda durmak

Sol parti olmak, sosyal demokrasiden sosyalizme hatta komünist parti olmaya kadar muhtelif türleri olan bir siyasi kimliğe sahip olmakla ilgilidir. Bir kimliğe sahip olmak ise ‘ben şöyle bir partiyim’ diye ilan edilerek adeta isim seçilerek edinilecek bir etiketleme işlemi elbette değildir. Sol partilerin tamamı sanayileşmenin meydana getirdiği toplumsal yapı değişmelerinin ürünü olan hareketlerden çıkmıştır. Toplumsal değişme süreçlerinin eski toplumsal yapılardan sınıflı yapılara geçiş aşamasında kitlesel olarak ortaya çıkan işçi sınıfları karşılaştıkları sorunlara, kapitalizmin karşısında ya sol hareketleri oluşturarak ya da onlara katılarak var olmuşlardır. “Sol akımlar arasında demokrasi içinde temel hak ve özgürlüklerle birlikte sosyalizme yönelen hareketler, işçi partileri etrafında örgütlenip sosyal demokrasiye doğru evrilirken, radikal sosyalist partilerin ve komünist partilerin bunlardan farklılaşması daha sonraki meselelerdir.”

Dikkat edilirse sanayileşme/sınıflaşma parametreleri ve bunlar içinde işçi sınıfının oluşumu sol hareketlerin karakteristik hususiyetleri olarak ortaya çıkmaktadır. Böylesine kapsamlı bir değişimi yaşamamış, bunlardan farklı bir yönde gelişen toplumların farklı toplumsal zümrelerinin; bu organik sol akımları taklit ederek, onlardan bazı kavramları, ideolojik çerçeveleri, sloganları transfer edip ‘bunda ne var biz de solcuyuz’ demeleri siyaseten anlamlı mıdır?

Siyasetin sosyolojisi denilen şey; bir siyasi hareketin dayandığı toplumsal temelleri, yaslandığı geleneği ve savunduğu ideolojiyi; bütün bunlarla partinin kurumsal yapısı arasındaki ilişkileri kapsar. Buradan bakıldığında CHP’nin solun herhangi bir türüyle toplumsal olarak irtibatından bahsetmek mümkün görünmemektedir. CHP bırakınız işçi sınıfını, sivil hiçbir yapı ve kurumla organik temelli bir ilişkiye, bir toplumsal geleneğe sahip değildir.

Yenilenme mümkün mü?

“Bunun tarihsel sebeplerine yukarıda işaret edildi, asker ve bürokrat kadroların kurduğu bir parti kapitalist yoldan kalkınma politikalarını benimseyerek zaten farklı bir tercihte bulunmuştu. Burada kafaları karıştıran ise kapitalist yolun demokratik olmayan tek parti rejimi altında yürütülmesiydi.” Kapalı, anti-demokratik bir siyasal sürecin ‘devletçi birikim modelini’ sol saymak ise iyice sorunlu bir anlayışın hatta meseleyi anlamaktan ne kadar uzak olunduğunun göstergesidir. Bir anlamda CHP’nin bugün yaşadığı savrulmalar; PKK/PYD çizgisinden başlayarak diğer marjinal gruplara karşı tavır geliştirememesi, FETÖ darbe girişimine ‘kontrollü darbe’ demesi yaşadığı ideolojik kimlik sorunuyla doğrudan ilgilidir. CHP’nin dayandığı toplumsal temellerle, Türkiye’nin bugünkü sorunları karşında siyaset yapmada yaşadığı zorluklar karşısında yöneldiği ideolojik arayışlar, bu kimlik meselesini bir krize dönüştürmektedir.

Peki, bütün bu tarihsel ve toplumsal geleneğe rağmen bu parti kendisini ‘sosyal demokrat’ olarak yeniden inşa edebilir mi, böyle bir tercih yaparsa nelerle karşılaşır? Kısaca bu soru kritiktir, verilecek cevaplar partiyi geleceğe hazırlayabileceği gibi tamamen etkisiz de kılabilir…

<p>Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un  aksam.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Serkan Fıçıcı'nın konuğu o

Milli Eğitim Bakanı Akşam TV'de... Serkan Fıçıcı'nın soruları yanıtladı

Yusufeli Barajı gövde inşaatında sona gelindi

Kahramanmaraş'ta heyelan sonrası oluşan Turkuaz Göl, turizme kazandırılacak

Mudanya Yat Limanı deniz salyasıyla kaplandı