• $8,3024
  • €10,1318
  • 489.31
  • 1444.87
22 Haziran 2017 Perşembe

Yol ayrımında milliyetçiler ve diğerleri

Önceki yazımda ‘Ülkücüler Kemalistleşiyor mu!’ diye sorarken, kendisini milliyetçi diye tanımlamasına rağmen tipik Kemalist söylemin dışına çıkamayan bir anlayışın yaygın olmasa da faal olduğundan, görünür olmasından söz etmiştim. Bu durumun ortaya çıkmasının ilk nedenini Kemalist ideolojiyi yani tipik Batılılaşmacı/mandacı anlayış etrafında örgütlenmiş bir stratejiye bağlamıştım. İkinci ve daha önemli neden ise milliyetçilik düşüncesinin kendi tarihsel çizgisini sürdürmede yaşadığı sorunlarla ilgilidir.

Daha önemli olduğunu düşündüğüm bu ikinci hususun üzerinde durmadan, meselenin muhtelif boyutları analiz edilmeden milliyetçilik anlayışının karşılaştığı sorunlar, bazı grupların, Kemalist -ulusalcı söyleme hapsolmuş, onun ikinci sınıf yorumuna, sloganlarına boğulmuş bir anlayışın kendini milliyetçi diye nasıl takdim ettiğini de anlayamayız. Bu mesele sadece milliyetçiler için önemli değildir, bu ülkenin varlığıyla kimliğiyle, geleceğiyle ilgili bir konudur çünkü milliyetçilik düşüncesi millet varlığını, milli kimliği ve milletin geleceğiyle ilgili tahayyülleri kapsadığı gibi tarihten siyasete, kalkınmadan demokratikleşmeye kadar birçok meseleyi de ilgilendiren derin bir fikrin ve toplumsal psikolojinin temelleridir.

Neden milliyetçilik?

Milliyetçilik düşüncesinin oluşumu bizim İmparatorluk geçmişimize uzanır; bir anlamda milletleşme sürecimiz yani klanlardan, kabilelerden, etnik kimliklerden millete dönüşme süreci İmparatorluğun hazırladığı hatta meydana getirdiği bir sentezdir. Prof.Dr. Erol Güngör’ün ‘ümmet içinde milletleşme’ süreci dediği olayın arkasında İmparatorluğun sosyal bünyesi içinde farklı toplulukların ortak kültürel alanının farklılıkları aşan bir etkileşim ağı oluşturması yatmaktadır. Öyle ki burada farklı kabile ve kavimler kendi kimlikleri üzerinden imparatorluğun sosyal kurumları tarafından dönüştürülerek, yeniden inşa edilerek milletleşme sürecine katılmışlardır. Bu kurumlar arasında devletin siyasi bakımdan başat bir işlevi olduğu görülmektedir.

“İmparatorluk sonrası Milli Mücadele’yi yürüten kadrolar, böyle bir tarihsel mirasın önlerine koyduğu sorunla mücadele ederken bu tarih bilinciyle hareket eden milliyetçilerdir. Onların İmparatorluktan milli devlete geçişte oynadıkları tarihsel rol, toplumsal bakımdan milletleşme sürecinin siyasal neticesi olarak değerlendirilebilir.”

Bu mesele bizi tam da Kemal Tahir’in bahsettiği ‘Yol Ayrımı’na getirmektedir. Birincisi; tarihi sürekliliği anlayarak, İmparatorluğun birikimini reddetmeden Batı’nın farklı bir medeniyete sahip olduğunu anlayarak, kendi medeniyet anlayışımızı, hayat yorumumuzu, inancımızı, geleneğimizi tasfiye etmeden moda tabirle bir yenilenme veya Rönesans yaratmaktır. İkincisi ise İmparatorluğumuzu parçalayan Batı’nın etki alanına girip, Batılılaşma politikalarıyla kendi kimliğini oluşturan bütün kurumları ve birikimi tasfiye etmeye koyulup, sonunda Batı kapitalizmine eklemleşmeye yönelmek demektir.

Milliyetçilerin yolu

Bu duruma neden tahribat denildiği açıktır. Bir taraftan yerli kültür tamamen tasfiye edilmekte, bu topraklarda bin yılda inşa edilen bir dünya görüşü bir medeniyet anlayışından kopulmakta, kendi tarihine yabancılaşmış, başka tarih ve kültürlerden kendisine menşei arayan bir köksüzleşmeye gidilmektedir. Bu Türkiye’yi Batı kapitalizmine bağımlı hale getirip geri kalmışlık zincirine hapsetmek demektir.

Türk düşüncesinde milliyetçilik anlayışı her şeyden önce bu toprakların değerlerini, medeniyet birikimini savunan bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Cevdet Paşa’dan Sait Halim Paşa’ya, Ziya Gökalp’ten Mümtaz Turhan, Nurettin Topçu ve Erol Güngör beyler gibi daha nicelerine ve Nevzat Kösoğlu’na uzanan bir düşünce geleneği bütünüyle bu yol ayrımında yerli olanın takipçisidir. Bu düşünce tarzına yabancılaşmanın yarattığı sonuçlar arasında Kemalizm, ulusalcılık gibi anlayışlara kapılmaktan ve zihinsel bir lümpenleşmeden bahsedilebilir.

<p>İsrail polisi Mescid-i Aksa'da Filistinlilere saldırıyor! Bölgedeki son durumu TRT WORLD Kudüs Mu

Kudüs'te son durum ne?

Demir yoluyla taşınan bor, seramik ve mermer miktarı arttı

Bakan Karaismailoğlu, Trabzon'da inceleme ve ziyaretlerde bulundu

Osmaniye'de tarlada bulunan yaban kedisi yavruları bakıma alındı