• $8,2425
  • €10,0466
  • 485.678
  • 1441.33
19 Haziran 2017 Pazartesi

Demokrasi yolunda yürümek!

Türkiye’nin demokratikleşmesi hiçte kolay bir mesele değildir, bu sürecin ilerlemesi için her dönemde, iktidarlardan çok muhalefete iş düşmektedir fakat ‘muhalefet’ bu konuda nerede durmaktadır? Demokrasinin işleyip işlemediği iktidar partilerine bakılarak anlaşılacak bir şey olmaktan ziyade muhalefetin varlığına ve işlevlerine bakılarak anlaşılabilir. Bu bakımdan, Türkiye’de ciddi bir muhalefet sorunu olduğunun üzerinde dururken, burada CHP’yi eleştirmeyi ‘siyasi bir tavır’ olmaktan öteye, bu partinin demokratikleşme sürecinde ‘muhalefet işlevini’ yerine getirmede yetersiz kalmasına bağlamak daha doğru olacaktır.

CHP’nin tutumunun önemli olduğunu söylememin sebebi sadece Ana Muhalefet Partisi olma konumundan kaynaklanmamaktadır, o aynı zamanda Türkiye’deki anti-demokratik unsurların demokratikleşme sürecine karşı kendi konumlarını yeniden üretme konusunda ideolojik, tarihsel ve politik bir müttefik olarak ‘görülen’ bir kurum olduğu için önemlidir. Bir başka ifadeyle CHP bir zümre olarak bürokrasinin, bir ideoloji olarak militarizmin, bir politik yapı olarak otoriter devlet geleneğinin bir parçası durumunda kaldığı müddetçe, demokrasi yolunda yürümekten uzaklaştığı gibi toplumun geniş kesimlerince ‘muhalif bir siyasi hareket’ olarak dahi algılanmamaktadır. Muhalif kimliği, sadece resmi bir sıfat olarak kalmaktadır.

Sokaklarda yürümek

“Muhalefet etmek, muhalif parti olmak iktidar partisine eleştiri getirmekle sınırlı bir konu değildir; muhalif tavır devlet-toplum, devlet-birey ve toplum-birey ilişkilerinde nerede durulduğuna ideolojik olarak nasıl bir toplumsal tahayyül ve siyasi pozisyon alındığına göre belirlenen bir olaydır. Bu sebeple muhalefet partilerinin her birinin muhalefet yapma gücünü belirleyen faktörleri bu çerçevede analiz etmek doğru olduğu kadar onların da kendi konumlarını bu çerçevede yeniden ele almaları, değerlendirmeleri de gerekir.”

İki yıl önce kaybettiğimiz rahmetli Cumhurbaşkanı Demirel 1970’li yılların başında o zamanlar sokaklarda ortaya çıkan gösteri ve yürüyüşlere karşı söylediği o ünlü ‘sokaklar yürümekle aşınmaz’ sözünü ifade ederken kendisine karşı hazırlanmakta olan 12 Mart cuntalarının yürürlüğe koyduğu ‘ordu-gençlik ele ele devrimci ordu-zinde güçler göreve’ palanın farkında görünmüyordu. Oysa o sözünün anlamı açıktı, kendisine karşı yürüyen, sol-sosyalist muhalefet kisvesiyle ortaya çıkan militarist gençlik hareketlerine, o zamanki sosyalist anti-demokrat kapalı toplumları hatırlatıp sokağın ancak demokrasilerde serbest/özgür olduğunu belirtiyordu. “Buna rağmen sokaklar o zaman demokrasiye karşı bir operasyon yapma hazırlığı için kullanılarak, seçimle gelen Adalet Partisi iktidarını devirerek, militarist iktidar yapısının tahkim edilmesi için kullanılacaktı.”

Toplumu, ordu vasıtasıyla kontrol altına alarak militarist ideoloji ile bürokratik tahakküm geleneğini sürdürmeyi amaçlayan, darbeciliği ‘devrim’ diye anlayan bir dünya görüşü, o yılarda devletin gerçek iktidar sahibidir. Bu anti-demokratik anlayışa dayalı kurumsal mekanizmaların dönüştürülmesi, elbette kolay olmamıştır.

Muhalif olmak

27 Mayıs’tan 27 Nisan’a kadar uzanan bütün darbe ve müdahalelerin kurumsal ve zihinsel tortularının aşılmasında seçimle iktidara gelen partilerle, seçimle muhalefette kalan partilerin mücadelesini karşılaştırmak oldukça ilginç bir noktaya işaret etmektedir. CHP’nin bu süreçlerdeki ideolojik, politik konumu ‘muhalif bir partinin’ konumu olmaktan çok o anti-demokratik kurumsal yapıların devamını savunma çizgisinde yer almaktadır ki bunun ‘muhalif bir tavır’ olmadığı açıktır.

Bu yüzden Türkiye’de adeta muhalif tavrı ortaya koyan hep iktidar partileri olmuştur. Dün Menderes, Demirel, Özal ve onların partileri, bugün Erdoğan ve AK Parti’nin seçilmiş iktidar partisi olmasına rağmen ‘toplumsal muhalefeti’ temsil etmesini, muhalif parti gibi davranmasını anlamak gerekir.

Sokaklarda yürürsünüz fakat yürüyüşünüz toplumsal muhalefeti temsil etmiyorsa, neyi
anlatacaktır!

<p>İsrail polisi sabah namazı sonrası Mescid-i Aksa'dan çıkan cemaate müdahale etmesi sonucu 10 kişi

İsrail polisinden Mescid-i Aksa'dan çıkan Filistinlilere müdahale: 10 yaralı

Demirspor, Süper Lig'e çıktı; Adanalılar çıldırdı!

Filistinli gençler, İsrail'in saldırılarını balonlarla protesto etti

Hobi diye başladı! Şimdi tanesini 2 bin liradan satıyor