• $8,5492
  • €10,0853
  • 495.469
  • 1351.59
28 Eylül 2017 Perşembe

Üniversite sorunu nasıl çözülemez!

YÖK Başkanı Prof. Dr. Saraç’ın önemli bir adım atarak ‘araştırma üniversitesi’ hamlesini yapmasını çok önemli buluyorum. Eğitim sorununun temelinde ‘bilimsel eğitim’ ve ‘araştırma’ meselesi vardır. Bunu yapacak kurum ise üniversitelerdir. Bakmayın bizim gündemimizi sadece ‘sınav sistemi’ etrafındaki tartışmalara yoğunlaştırmamıza; sorunun çözümü, üniversite yapılacak köklü reformda yani sistemin işlevsel hale gelmesinden, bilimsel eğitim verecek niteliğe ve bilimsel araştırma yapacak düzeye ulaşmasından geçmektedir.

Türkiye’de üniversite sorunu, birincisi, üniversite sayısının artmasına; ikincisi, üniversitelerin önünde yığılan yoğun öğrenci baskısına; üçüncüsü ise akademik kadro yetiştirilmesine bağlı olarak büyüyen bir sorundur. “Daha temelde ise, bilimsel zihniyetin gelişmesi, bilimsel kültürün kendi topluluğunu üretmesi, bir ‘epistemik cemaat ’in varlığı olduğu açıktır. Sorunun büyümesinin meydana getireceği daha büyük problemeler vardır ki bunlar giderek ülkenin geleceğini tehdit eder boyutlara ulaşabilirler. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘başarısız olduğumuz’ bir alan diye öz eleştiri yapması boşuna değildir, söz konusu olan ülkenin geleceğidir.”

NASIL BİR GELECEK

Nüfusu genç bir toplumda üniversitelerin üstünde öğrenci yoğunlaşmasından kaynaklanan bir baskının olmasının şaşılacak bir tarafı yoktur fakat bunun yol açacağı temel sorunun ne olduğunu görmek gerekir. “Bu sorun üniversitelerin hızla bir çeşit yüksekokula dönüştürme riskiyle karşılaşması demektir. Bu durumda üniversitenin akademik kadroları sürekli ders veren ‘öğretmene’ dönüşürler. Bilimsel zihniyetin kurumsal gelişmesinin temelini oluşturan ‘araştırma’ devre dışı kalıp hocalar bir dersten diğerine koşunca, üniversitenin temel işlevi olan ‘bilimsel çalışma yapmak’ akademik kadrolar için tali bir konu haline gelir ki bu üniversite için çöküş demektir. Bu sebeple ‘araştırma üniversiteleri’nin tespit edilmesi, bu yönde ciddi bir çözüm projesi için temel bir başlangıç sayılmalıdır.”

Türkiye’de üniversite sayısındaki hızlı artış, bilhassa özel üniversitelerin adeta patlama yapacak bir şekilde nicelik olarak çoğalması ciddi bir nitelik sorunu yaşanmasına kapı aralamaktadır. Neredeyse her biri bir apartman bulup ‘üniversite tabelası’ asan bu kuruluşların, ciddi bir sorun oluşturduğunu şimdilerde görmeyenlerin çok uzağa gitmeden bunun nasıl büyük bir probleme dönüşeceğini anlaması fazla zaman almayacaktır.

Üniversite meselesi bina araç gereç ya da maddi alt yapı sorunlarından ibaret olsaydı çözümü çok kolay olurdu. Boğazı tüp geçitlerle geçen, havaalanları, kara yolları, hızlı trenler inşa eden adeta şehirleri alt yapısıyla, mimarisiyle yenden inşa edip değiştiren mühendislik ve inşaat endüstrisiyle dünya sıralamasında önemli bir yeri olan Türkiye’nin, üniversitelerin alt yapılarını da nasıl hızla geliştirdiğini görmek için Anadolu’da kurulan yeni üniversitelere bakmak yeterlidir.

BİLİM OLMADAN OLMAZ

Sorun her şeyden önce akademik kadronun yetiştirilmesi ve bilim zihniyetinin geliştirilmesiyle ilgili olduğunu söylerken mevcut yapının bunu engelleyen hususlarının mutlaka ele alınması gerektiğini vurgulamaya çalışıyorum. “Üniversitede temel mesele, akademik kadro yetiştirilmesi ise bunun temelinde de doktora eğitimi bulunmaktadır. Yeni kurulmuş üniversitelerde ve özellikle özel üniversitelerdeki ‘doktora eğitimi programların’ birçoğu sadece evrak üzerinde şartların temin edilmesiyle şeklen yapılan ‘doktora eğitimleridir ki’(!) bunlar bilim hayatını nasıl tehdit ettiğinin izaha ihtiyacı yoktur sanırım; FETÖ yapılanmasının bunu nasıl sömürdüğü ise ayrıca ele alınması gereken bir olaydır.”

YÖK’ün araştırma üniversitelerinin lisans ders yüklerini sınırlayarak, ülkenin akademik kadro yetiştirilmesi programlarını bu üniversiteler üzerinden yeniden planlaması bu konuda ihtiyaç duyulan, yapılması gereken acil bir düzenleme olacaktır. Elbette mesele sadece bu değil, geleceğimiz tehdit altındadır, bu yüzden üzerinde durulması gereken başka hususlar vardır.

<p>Canlı yayında giderek hararetlenen tartışma, tokat ve yumruklarla son buldu.</p><p>Tofilat'a masa

Moldova'da canlı yayında eski diplomatlar yumruklaştı

2020 Tokyo Olimpiyatları görkemli törenle açıldı

Bayraktar TB3, TCG Anadolu'da birlikte görev yapacak

Metabolizmayı hızlandıran besinler nelerdir?