• $9,515
  • €11,1019
  • 546.583
  • 1455.42
20 Eylül 2017 Çarşamba

Doğu- Batı çatışması erken mi başladı?

ABD hiç saklamadan, göstere göstere Ortadoğu’yu parçalamaya çalışıyor. Önce Afganistan ve Irak işgalleriyle başlayan ABD, Libya’da, Tunus’ta Mısır’da ‘Bahar Devrimleriyle’ devletlerin halkın eline geçip bağımsızlaşmasının önüne geçmek için yaptığı müdahalelere devam ediyor. Şu anda işgaller tamamlanmış parçalama sürecine geçilmiştir. Suriye’de PKK/PYD vasıtasıyla belli bir alanda kontrol sağlandıktan sonra, bu işgal bölgesinin genişletilip Kuzey Irak’ uzatılarak hem Irak’ın hem de Suriye’nin parçalanması hazırlık çalışmalarının hızlandığı görülmektedir. Sonra sıra Türkiye ve İran’a gelecektir!

Barzani’nin durumu ilginçtir; daha düne kadar Türkiye ile yaptığı ittifakla hem kendi bölgesel yönetiminin, hem de Irak’ın bütününün istikrarını sağlamayı başaran adamın şimdi durduk yere ‘bağımsızlık’ aşkına tutulması sebepsiz değildir. “ABD başta kontrol ettiği Talabani güçleri, PKK/PYD ve diğer unsurlarla Barzani’yi bu yola sürüklerken, ilk aşamada Türkiye’yi etkisiz hale getirmekle kalmayıp Barzani’yle düşmanlaştırmayı, ikinci adımda da Barzani’yi tasfiye edip PKK/PYD çizgisinde ‘bağımlı bir devlet’ kurmaya girişmiştir. Bunu başarabilecek midir? Emperyalist siyaset hâlâ başarılı olabilir mi?”

ABD nereye?

O zaman ‘Doğu-Batı çatışması erken mi başladı’ sorusuna dönebiliriz. Hayır, çatışmanın başlangıç tarihi daha geriler gidiyor fakat su yüzüne çıkması, bir başka ifadeyle aleniyet kazanması yakın zamanlara ait bir durumdur.

Şöyle hatırlayalım, İkinci Savaştan sonra ABD-Sovyetler Birliği Yalta’da varılan mutabakatla dünya kapitalist sisteminin hükümranlık alanının, belli ölçülerde siyasi sınırlarının nerelere kadar uzanabileceği konusunda da anlayış birliğine varılmıştı. Dünyanın yaklaşık üçte biri Sovyet yayılma ve siyasi hâkimiyet alanı olarak kabul edilirken geri kalan bütün dünya ABD’nin etki sahası olarak görülmekteydi. O zamandan başlayarak ABD’nin yayılması ve gücünü dünya ölçeğinde etkili bir şekilde kullanmasının önünde fazla bir engel kalmadığı düşünülüyordu, fakat üçüncü dünya denilen birçoğu sömürgecilikten çıkmış ülkelerde beklenmeyen tepkilerin oluştuğu görüldü. Uzak Asya’dan başlayarak çeşitli coğrafyalarda ABD emperyalizmine karşı milliyetçi tepkilerin ortaya çıkmasına rağmen ABD’nin gücü kırılamamıştı.

Yaşanılan bu askeri sorunlara rağmen ABD’nin dünya sisteminin patronu olarak nüfuzunun giderek yaygınlaşması, gücünün artmaya devam ettiği görülmüştür. ABD askeri zaferlerle büyüyen bir güç merkezi olmaktan çok, ‘ekonomide emperyalist ilişkiler’ diye bilinen mekanizmanın büyümeyi besleyen süreçler yaratmasıyla, bunu da siyaset stratejisiyle sürdürerek kazandığı için, sistemi yeniden üretecek dinamizmi kaybetmemiştir.

Mücadeleden çatışmaya

ABD’nin askeri müdahaleleri kapsamlı bir ‘savaş’ şeklinde değil de siyasal stratejinin bir uzantısı olan ‘müdahaleler düzeyinde’ kaldığında başarısızlık yaşamadığı veya daha sınırlı sorunlarla karşılaştığı söylenebilir. Bu müdahalelerin o ünlü ‘böl-parçala-yönet’ stratejisine dönük olduğunu açıklamaya gerek yoktur sanırım.

Peki, bu ne zamana kadar sürmüştür? “Sebepleri farklı olmakla beraber üç farklı olaya bağlı olarak sadece ABD’nin değil ikinci savaştan sonra kurulan ‘dünya sisteminin’ de gerilemesine yol açan olayların başlamasına yol açan gelişme 1980’lerde neo-liberalizmle birlikte hissedilen küresel dalganın yükselişidir. İkinci olay şüphesiz 1991’de Sovyetler Birliği’nin çöküşü, üçüncü olay ise Uzak Asya’dan başlayarak Çin, Hindistan, Rusya ve Ortadoğu coğrafyasında başlayan gelişmelerdir. Burada ayrıntısına girmeye imkan yok fakat bu üç olay arasında çelişki gibi görülen hususlar (mesela Sovyetlerin çöküşü) arasında tam bir uyum vardır.”

Şimdi son aşamaya girilmiştir. Dünya sisteminin gerileme süreci, aynı zamanda Doğu’nun yükselişe geçtiği bir dönemde yaşanmaktadır bunun içindir ki bu durum Doğu-Batı mücadelesini beslemekte potansiyel bir çatışmaya dönmesi ihtimalini artırmaktadır. Ortadoğu’da yaşanan gerilime buradan bakmaya devam edeceğiz.

<p>Verdiğiniz nefes aldığınız nefesle  karışmıyor. Akıllı maske telefonla kontrol ediliyor.</p><p>Ak

Akıllı maske nefes aldıracak

Güney Kore ilk yerli roketi 'Nuri'yi uzaya fırlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar'da bir kafede vatandaşlarla sohbet etti

Niğde'de 20 milyon yıllık fosil bulundu