• $8,5279
  • €10,0977
  • 493.626
  • 1431.78
11 Eylül 2017 Pazartesi

Şerif Mardin’i bilir misiniz?

Prof. Dr. Şerif Mardin’in hayatını kaybetmesi Türk sosyal bilimler alanında önemli bir ismin öneminin bir kere daha hatırlanmasına sebep oldu diyebiliriz. Bizim toplumumuzda hayattayken kıymeti fark edilen insanların sayısı çok değildir. Bu bakımdan Şerif Bey şanslı sayılabilir çünkü yaşarken birçok çalışması kitap olarak yayımlandığı, yazı ve makaleleri de derlenip kamuoyuna sunulduğu gibi, düşünceleri, doğrudan sosyal bilim çevrelerinde olduğu kadar, yazıp-çizen, iyi kötü aydın diye bilinenlerce de tartışılıp, konuşulmuştur. Hatta yakın zamanlara kadar bir televizyon programına sürekli tartışmacı olarak katılarak, fikirlerinin nispeten daha geniş kitleler tarafından izlendiği bir düşünce adamı olmuştur.

“Burada soru şudur, oldukça popüler olan Şerif Hoca’nın, fikirleri ne kadar anlaşılabilmiştir? Şerif Mardin’in arkasından söylenenler adet yerini bulsun diye söylenmiş sözler midir?”

Şerif mardin’in yöntemi

Elbette bir kısmı öylesine beylik laflardır fakat daha kötüsü hocanın söylediklerini, yazdıklarını yanlış anlayıp ya da hiç anlamadan edilen laflar, yapılan yorumlardır. Dr. Mardin’in ‘merkez-çevre’ teorisini icat ettiğini söyleyenden tutunuzda, “onun en büyük katkısının ‘mahalle baskısı’ sosyolojik kavramını geliştirmesi” olduğunu iddia edene kadar, birçok ilginç değerlendirme kamuoyuna yansıdı. “Onlara göre Şerif Hoca neredeyse ‘mahalle baskısı teorisyeniydi!’ Televizyon ekranlarına çıkıp hocanın ‘merkez-çevre’ yaklaşımını geliştirdiğini söyleyenler sadece hocanın referanslarına bakmaya zahmet etseler bu teorik analizin kime ait olduğunu görebilirlerdi. ‘Mahalle baskısının’ sosyolojik bir kavram değil, bir ‘halk değimi’ olduğunu, Hoca’nın bu kavramı ‘insanların içine gömülü olduğu sosyalitenin’ davranışlarını, düşüncesini belirlemesi sorunu anlatmak için, ‘içinde bulunulan cemaatin’ toplumsal denetimine, baskısına bağımlı davrandıklarını ifade etmek maksadıyla, bir röportajda söylediklerinin anlaşılabilir olmasını sağlamak üzere kullandığı, nasıl fark edilemez? Yoksa bu da ‘cehaletin mahalle baskısı’ mıdır?’”

Hocanın Türk düşüncesine sosyal bilim hayatına kattıkları nelerdir? Bu sorunun cevabını ortaya koymak için eserlerinin etraflıca incelenmesi önemlidir fakat esas olarak Şerif Mardin’in takip ettiği benimsediği yöntemin kavranması her şeyden daha önemlidir. 1960’ların, 1070’lerin Türkiye’sinde bilimin yerini ‘ideolojik kalıplar’ içinden yazıp-konuşmanın aldığı bir dönemde Hoca’nın ‘İdeoloji’, ‘Din ve İdeoloji’ kitaplarını yayımlaması o zamanın bağnaz ortamında önemli olduğu kadar, cesur bir çıkıştır. Hoca, ‘Tarihsel Materyalizmin’ sosyal bilim anlayışı yerleşmemiş bir ülkede ‘bilim düşüncesini’ tahrip ettiği bir ortamda, Weber çizgisinde bir sosyolojiyi esas alan çalışmalarıyla düşünce hayatına yeni bir soluk katmıştır.

Bilim düşmanı zihniyet

Burada Hoca’nın ortaya koyduğu fikirleri, yöntemi ve Türk sosyal bilimler hayatına kattıklarını inceleme, tartışma imkanımız bulunmadığını dikkate alarak, onunla ilgili iki olaydan bahsetmek isterim. “Bunlardan biri, Hoca’nın 1990’larda kendi üniversitesinden ayrılmak zorunda kalmasıyla ilgilidir. Şerif Mardin Amerika’da bir üniversiteye bir dönemlik, ders vermek üzere gittikten sonra döndüğünde Boğaziçi Üniversitesi’ndeki odasına girdiğinde içeride bir genç asistan oturmaktadır. Hoca’nın kapıdaki adı söküldüğü gibi kitaplarının, eşyalarının da dönemin rektörü tarafından depoya kaldırıldığını öğrenir. Hoca bir dosya kâğıdı alır ve istifasını yazarak üniversiteden ayrılır.” Adını anmaya bile değmeyecek o rektörü şimdi dahi kimsenin hatırlamadığını, oysa Şerif Bey’in adının unutulmayacağını sanırım söylemeye bile gerek yoktur.

Diğer olay ise, 28 Şubat sürecinde hocanın Saidi Nursi ve Nakşibendilik ile ilgili çalışmalarından endişelenen ünlü Batı Çalışma Grubu çetesi tarafından tehdit edilmesidir. Hoca’nın kendi ifadesiyle çete Şerif Bey’in ‘laiklik karşıtı tutumundan rahatsızdır’! Değerli bir âlimdi, Allah rahmet eylesin.

<p>Kadına ve çocuğa yönelik şiddetin arttığı dünyamızda hukuk alanında bilmediğimiz ya da eksik bild

Aile içinde şiddetine maruz kalanlar ne yapmalı?

Iğdır'da yıkılan cezaevinin yerine yapılan sosyal yaşam alanı ilgi görüyor

Milli Güvenlik Kurulu Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplandı

Uludağ'da yangın ihtimaline karşı helikopterli denetimler artırıldı