• $ 6,7676
  • € 7,6658
  • 372.64
  • 109537
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Siyasetsiz strateji, stratejisiz taktik olur mu?

Bugünlerde muhalefet yapmak için sıkça sorulan bir soru vardır: ‘Türkiye’nin Ortadoğu stratejisi doğru mudur?’ Bu soruyu Suriye diye anlamak da mümkün. Strateji sözcüğünü daha çok askerler seviyorlar; konuşmalarının içinde fırsat buldukça ‘stratejik bir değerlendirme yapmaktan’ ya da uygun buldukları bir yerde ‘stratejiden’ bahsetmekten kendilerini alamıyorlar. Elbette strateji önemlidir; uluslararası bir mesele mevzu bahis ise, konunun mutlaka stratejik bir yönden ele alınması gereklidir.

Özellikle de Türkiye coğrafyasında bin yıldır yaşanıyor, Ortadoğu’nun kurtlar sofrasında yeniden paylaşıldığı bir sürecin içerisinden geçiliyorsa, hem stratejik düşünmek hem de böyle karar almak mecburiyeti vardır. Burada önemli olan, stratejinin dayandığı siyaset ve dünya görüşüdür. Dünyayı belli bir açıdan yani içinde yaşadığınız ülkenin, toplumun tarihsel- kültürel-konjonktürel şartlarını esas alan bir analiz yaparak bir anlayışa/görüşe ulaşıp, buna dayalı bir siyaset ortaya koymadan stratejiden bahsetmek fazla anlamlı olmayacaktır.

TÜRKİYE’NİN STRATEJİK ORTAĞI!

Türkiye’nin Ortadoğu stratejisinin dayandığı siyasetin arkasında bu coğrafyada yaşayan insanların barış içinde güvenle yaşaması, bunun içinde ülkelerin bağımsızlığı, toprak bütünlükleri ve dış müdahalelerden uzak kalarak refah içinde yaşamaları, siyasal egemenlikleri vardır. Türkiye’nin bağımsız, egemen, demokratik bir devlet olarak sahip olduğu tarihsel birikim hem kendi içinde istikrarı hem de bu coğrafyanın istikrar ve barışını gözetme sorumluluğunu önüne koymaktadır. Çünkü Türkiye’nin istikrarının şartı bölgesel barıştır.

Uzun yıllar Batı siyaseti ekseninde hareket eden, İkinci Savaş sonrası Batı Sistemi’nin kurumlarının içinde yer alan Türkiye’nin aslında Batı’yla bağımlılık ilişkilerine girdiğini anlamamak mümkün değildi, ama bu durum uzun süre ‘ABD ile stratejik ortaklık’ adı altında sürdürüldüğü bir dönem olarak kabul edilmiştir. Soğuk Savaş bitip de Batı Sistemi tek kutupluluk arayışına girdikten sonra Ortadoğu hâkimiyetini derinleştirmek, sınırları yeniden çizmek için bölgeye müdahaleye girişince artık bu stratejik ortaklığın bir anlamı olmadığı iyice açığa çıkacaktır.

BATI’YLA YOL AYRIMI

Dünya sistemi değişmeye başlayınca, Batı’yla yol ayrımına girilince, Türkiye merkezli bir siyasete ve elbette yeni bir stratejiye yönelmek gerekmiştir. Burada siyasal öncelik bölge ve ülkenin barış içinde istikrarı olarak belirlenince Batı projesini dengeleyecek stratejik işbirlikleri önem kazanacaktır. Türkiye Rusya-İran ittifakı bunlardan biridir ve Suriye’de karşılaşılan ittifak içi sorunlar, stratejik hedefler açısından değerlendirilmek durumundadır.

Bu ittifak ve işbirliklerinin Batı’ya rağmen olması Dünya Sistemi’ndeki değişimin ve Batı’nın bölge siyasetinin yeni sömürgecilik politikasının sonucudur ancak Batı’yı düşman gören bir yaklaşım da değildir olsa olsa Batı’ya bölgede barış siyasetini kabul ettirmeye dönük bir yaklaşımdır.

Neticede stratejik yürüyüşte ortaya çıkan taktik sorunların stratejik hedeflerin önünü kesmemesi esastır…

GAP çiftçisine hayat veriyor... Doluluk oranı %65'i aştı

GAP çiftçisine hayat veriyor... Doluluk oranı %65'i aştı

Pandeminin ardından 'Tükendim' diyorsanız...

Pandeminin ardından ''Tükendim'' diyorsanız...

Pentagon'dan geri adım: Askerleri Washington'dan çekmiyorlar!

Pentagon'dan geri adım: Askerleri Washington'dan çekmiyorlar!

5 Haziran 2020 burç yorumları! Kariyer ve para konularına dikkat!

5 Haziran 2020 burç yorumları! Kariyer ve para konularına dikkat!