• $8,2918
  • €10,1075
  • 488.866
  • 1444.87
26 Haziran 2017 Pazartesi

Milliyetçilik, Atatürk ve Kemalizm

“Ülkücüler Kemalistleşiyor mu?” başlıklı son yazımdan bazı çevrelerin rahatsız olması kaçınılmazdı; nitekim bunlardan bir kısmı karanlıktaki yarasalar gibi suratlarına tutulan ışıktan ürktüler. Bu tiplerin malum tepkilerinin üzerinde durmaya değmez, çünkü onlar başta GLADYO olmak üzere çeşitli Batılı merkezlerin devşirip, iç savaş çıkarmak, kardeş kavgası başlatmak için kışkırtıcılıkla görevlendirdiği, askeri darbelere zemin hazırlamak, FETÖ alçaklığı dahil, Türkiye düşmanı her türlü faaliyette yer alan, her yapıyla işbirlikçiliğe koşan, bir çok operasyonda kullanılan ve kullanıma hazır, çoğunlukla da kendilerini ‘Kemalist veya Ülkücü’ gibi göstermek isteyen elemanlardır.

Asıl üzerinde durulması gerekenler yazılarda vurgulanmasına rağmen hâlâ Atatürk’le Kemalizm’i birbirine karıştıran, daha doğrusu Kemalist ideolojiyi Atatürk’e ait bir şey zannedenlerdir. Böyle zannedenlerin de yeknesak olmadığı farklı kategorilerden oluştuğu söylenmelidir. Bir grup düpedüz ‘cahildir’ yani konuyla ilgileri yoktur; kelimelere bakarak ‘olsa olsa’ diyerek buradan netice çıkarmaya kalkanlardır; adı Kemalizm ise bunu kolayca Atatürk’e bağlamayı uygun görenlerdir. Diğerleri, Kemalizm’i ‘sol bir ideoloji’ zannederek veya öyle olması gerektiğini düşünerek sol kavramlarla Atatürk arasında ilişki kurmaya çalışanlardır. “Üçüncü gruptakiler ise düpedüz bilinçli bir şekilde Atatürk’ü kendi zümresel çıkarları için bir iktidar ideolojisi olarak gören bunu bir hayat tarzının korunması olduğu kadar, Batı işbirlikçiliğinin, kültürel ve siyasal mandacılığının savunmasına dönüştürenlerdir.” Bu son iki grup birbirine çok yakındır, sık sık aralarında yakınlaşmalar, sonra tekrar farklılaşmalar görülür.

Kalpaklı milliyetçiler

Kemalizm’in bir ideoloji olarak adından başka Atatürk’le bir bağı yoktur, bu bağ ancak bir söylem üzerinden sonradan kurulmuştur. Bu sebepsiz değildir; Türkiye’de İmparatorluğun son yüzyılında yaşanılan derin krize cevap olarak birisi, yerli kaynaklara dayanarak bir modernleşme projesini öneren yerli aydınlardan gelen bir yaklaşımı, bir de düpedüz Batı vesayetini isteyen, Batılılaşma fikrini bir ideoloji haline getirmiş bir yaklaşımı savunanlar bulunmaktaydı. İkinci gruptakiler, kendi aralarında Batı’ya teslimiyeti muhtelif biçimlerde çeşitli formüller altında ortaya koyarken; diğerleri kendi kaynaklarına dayanarak bir modernleşme hamlesini savunanlar Batı’ya teslimiyet anlamına gelen Batılılaşma ideolojisine karşı tavır alanlardan oluşmaktaydı.

Mustafa Kemal Paşa ve Milli Mücadele’nin kahramanları Batı’ya karşı bir Milli Mücadele kazanarak, İmparatorluk formasyonundan yeni bir devlet biçimi olarak milli/ulus devlet formuna geçerken aslında kendi ideolojik kimliklerini de ortaya koymuşlardır. Dünyanın her yerinde bu işleri yapanlara yani Milli Mücadele’nin kahramanlarına, milli devlet kurucularına verilen sıfat aynıdır: Milliyetçi. Dolayısıyla objektif tarihsel ve siyasal kriterler açısından bakınca Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının kimlikleri tanımlanmıştır, onları bir başka ideolojiye mensup olarak gösterme girişimi gerçeği değiştirmeyecektir.

Hangi zümrenin ideolojisi

Bu bakımdan Atatürk adına, onun için Atatürkçülük veya Kemalizm diye bir ideoloji icat etmek her şeyden önce tarihsel gerçeği tahrif etmeye kalkışmaktır fakat bu sebepsiz değildir.

“Kemalizm ideolojisine fonksiyonları açısından baktığımızda, İmparatorluk döneminde başlayan Batılılaşma süreci etrafında devlet içinde ‘iktidar eliti’ haline gelen aydın/bürokrat kadroların konumunu devam ettiren bir görevi yerine getirdiği bir anlamda Tanzimatçılığın uzantısı olduğu görülecektir.”

Cumhuriyet kurulduktan sonra bu zümrenin varlığını devam ettirmesi, bir anlamda Atatürk’ten sonra da tek parti yönetiminin kurulmasıyla, bütünüyle iktidarı ele geçirmesi için Kemalist ideolojinin varlığına muhtaçtır.

O halde Milli Mücadele’nin lideri Mustafa Kemal Paşa ve diğer kalpaklı milliyetçilerin manevi gücünü zümresel bir iktidar aracı haline getiren Batıcı/mandacı kadroların Kemalist ideoloji içinde kendilerine meşruiyet aramalarını anlamamak ise ‘ayrı bir soruna’ işaret etmektedir.

<p><strong>Ali Babacan, AK Parti üyesi olduğu dönemde Erdoğan'a karşı Gül'ün adaylığı için çalışma y

Ali Babacan'dan ihanet itirafı...

Demir yoluyla taşınan bor, seramik ve mermer miktarı arttı

Bakan Karaismailoğlu, Trabzon'da inceleme ve ziyaretlerde bulundu

Osmaniye'de tarlada bulunan yaban kedisi yavruları bakıma alındı