• $9,4659
  • €10,9867
  • 548.092
  • 1506.85
18 Mayıs 2015 Pazartesi

Menderes'ten Mursi'ye demokrasi ve ölüm

Mısır'da askeri darbe mahkemesinin Mursi ve arkadaşları hakkında verdiği idam kararına Türkiye haklı tepki gösterirken, demokrasinin beşiği olarak kabul edilen Batı’dan henüz bir tepkinin gelmemiş olmasını Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sert bir şekilde eleştirmesi boşuna değildir. Müslüman toplumlar içinde, demokrasi arayışlarında en fazla mesafe kat etmiş ve bunun bedelini seçilmiş ilk başbakanını kurban vererek ağır bir biçimde ödemiş olan; üstelik şu anda seçilmiş ilk cumhurbaşkanına karşı da siyaset meydanına girdiği günden bu tarafa sayısız defa darbe ve müdahale tertiplerinde bulunulmuş bir ülkenin demokrasi hassasiyetini göstermesi anlaşılabilir bir durumdur. Anlaşılmaz olan ise 'demokrasiyi icat etmiş' olan Batı’nın tavrı ve ikiyüzlülüğüdür.

Bu durumu oryantalizmi içselleştirmiş, Batıcıların açıklaması kolay ve basittir: Doğu toplumları demokrasiye uzaktırlar çünkü Batı’nın aydınlanma çağını yaşayıp, onun geçirdiği dönüşümleri yaşamaktan uzaktırlar. "Bu iddiada bulunanların bazılarının dolaylı olarak bazılarının ise utanmazca açık açık söylediği bir mesele Müslüman toplumların demokrasiye geçemeyeceğiyle ilgilidir. Onlara göre esas mesele şudur; 'İslam demokrasiye manidir'."

Demokrasinin düşmanı kim?

Burada üzerinde durulması gereken birçok mesele vardır: Birincisi, demokrasi bir yönetim şeklidir ve bunun doğrudan doğruya dinle ilişkisi olduğunu ileri sürmek, toplumların siyasal yapılarının din tarafından belirlendiğini iddia etmek gibi tek faktörlü, sosyal bilimlerin artık kabul etmediği, mekanik açıklama modeline geri gitmek anlamına gelecektir. İkincisi, demokratikleşme sürecini farklı şekillerde yaşayan, Batılı olmadığı gibi, Hıristiyan dahi olmayan Hindistan gibi, Japonya gibi ülkelerin varlığı dikkate alındığında, Batı merkezli bakış açısının pratik olarak da bir değerinin olmadığı kolayca görülebilir. Üçüncüsü; demokratikleşme sürecinin, toplumsal değişme aşamasının çoğul yapılar üretmeye başladığı, toplumsal farklılaşmaların yaşandığı bir ortamda ortaya çıktığı, Batı toplumlarında olduğu gibi, Batı dışı toplumlarda da, toplumsal yapıların tarımsal-köylü örgütlenme biçimlerinin kapalı yapılarından, sanayiye ekonomik gelişmeye yöneldiği, farklılaşmış açık toplumsal yapılara doğru evrilirken yaşandığı görülecektir.
"Demokratikleşme sürecinin denklemini şöyle de kurabiliriz: Bir toplumda sivil alanda yer alan sivil toplumsal unsurlar, sivil toplumsal aktör ve kurumlar 'devletle birlikte örgütlenmiş olanlardan', devlet alanından daha güçlü iseler veya devleti dengeleyecek bir konum kazandıklarında demokrasiye geçişin yolu açılmış olur."

Askeri cuntalar ve Batı

Türkiye'nin demokrasiye yönelmesi, sivil alanda demokratikleşme sürecini üretecek, taşıyacak gelişmeler yaşanmadan, Sovyet yayılması karşısında batı sisteminin Türkiye'ye duyduğu ihtiyacın önemi çerçevesinde ortaya çıktığı için, zayıf bir demokratikleşme dinamiğine dayanmıştır. Bu durumda demokratik güçler ya Batı’nın desteğini alarak süreci devam ettireceklerdir ya da duruma razı olacaklardır. Esas itibarıyla Batı sistemi Türkiye'nin sivil unsurlarıyla değil, devlet içindeki politik unsurlarla ittifak yaptığı ve bu durumu NATO Karargâhı üzerinden yönettiği için sadece demokrasiye karşı yapılan müdahalelere sesiz kalmamış bizzat karar vermiştir.
Dün rahmetli Menderes’i idama götüren şartlar, bugün Mısır'ın ilk demokrasi tecrübesinde ortaya çıkmış görünüyor. Dolayısıyla Batı’nın darbelerle-cuntalarla askeri rejimlerle dansı eski bir hikâyedir. "Batı hâlâ meseleye kendi merkezinden bakıyor ve Batı dışı toplumların demokrasiye geçip geçmemesi değil, kendi kontrollerinde olmasını birinci mesele kabul ediyor. Bu sebeple diktatör Sisi: 'Yaşasın ABD, Mursi'ye ölüm' derken kimsenin sesi çıkmıyor."

<p>Onlar Türkiye'nin Vurcu İHA'sı. Mehmetçiğin  kötü gün dostu. Yerli ve milli İHA sistemi Kargu.</p

Kargu Vurucu İHA'lar Teşkilat dizisinde marifetlerini sergiledi

Mersin Uluslararası Limanı'nda 60 kilo 950 gram kokain ele geçirildi

Hayvancılıktan sağladıkları gelirle 35 ülke gezdiler

Japonya'da Prenses Mako ile Komuro Kei evlendi