• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
28 Ocak 2016 Perşembe

Kaçıncı sanayi devrimi?

Bu yıl Davos toplantılarının teması ‘Dördüncü Sanayi Devrimi’ diye belirlenmiş. Dünya ekonomisi başta olmak üzere karşı karşıya bulunulan sorunların tartışıldığı bu platformda, bu sene de iklim değişiminden, teröre, ekonomik büyümeden kriz sorunlarına kadar birçok konunun konuşuldu.

Ana temanın dördüncü sanayi devrimi olması ise ilginçtir. Bilindiği gibi birinci sanayi devrimi nitelemesi makinelere dayalı üretim teknolojisine geçişi ve bunun kullandığı buhar gücüne dayalı enerjiyi ifade etmekteydi. Ünlü Alman sosyolog Hans Frayer’in nitelemesiyle, insanoğlu organik enerjiye dayalı üretimden bir başka aşamaya geçmiş oluyordu. Arkasından petrol ve diğer fosil kaynaklardan elde edilen elektrik enerjisinin üretimde kullanıldığı bir dönem gelecekti.

Sanayi toplumu aşıldı mı?

İlk sanayi devriminin getirdiği makinalı üretimle Fordist üretim şekli arasındaki fark kullanılan enerjinin buhardan mı, hidroelektrik santrallarından veya nükleer santrallardan elde edildiğine bakılmaksızın kitlesel üretim olduğu dikkate alınırsa bir mahiyet farkı olmadığı görülecektir. Yani birinci ve ikinci sanayi devrimi diye yapılan ayrımlar, sanayi üretiminin gelişmesinin farklı süreçlerine verilen isimlerden ibaret kalmaktadır. 1980’lerden sonra Post-Fordist üretim tarzının ikinci sanayi devriminin göstergesi olduğu iddia edildiği gibi, sanayi-ötesi toplumun emaresi olarak da değerlendirilmiştir.
Kısaca, Jeremy Rıfkın’ın iddia ettiği ‘tarihteki büyük ekonomik devrimlerin, yeni iletişim teknolojilerinin, yeni enerji sistemleriyle birleştiği durumlarda ortaya çıktığı’ tezi gerçekten bu tarihsel dönüşümleri açıklamak konusunda yeterli değildir. Çünkü iletişim teknolojileri önemli olduğu kadar üretim teknolojilerinin bizatihi kendisi kullandığı enerji kaynağı da dâhil olmak üzere birlikte düşünülmelidir. “Ayrıca üretim sürecinin nasıl örgütlendiği kullandığı enerji kaynağının yanı sıra, üretim girdisi olarak emeğin niteliği ve sürecin yönetimi elbette ki daha mühimdir.”
Bu açıdan bilgi teknolojilerine dayanan yönetim sisteminin, endüstriyel üretim sisteminde yapısal bir değişime yol açtığını söyleyebiliriz ki, Alvin Toffler’ın bu süreci sanayi çağından ayırmak için ‘Üçüncü Dalga’ diye nitelemesi daha gerçekçi sayılabilir. Kapitalist toplumların insanın tabiatla kurduğu ilişkiyi gerçekleştiren teknolojiler ve insanların birbirleriyle kurduğu ilişkiyi düzenleyen üretim süreçleriyle yönetim tarzları arasındaki kurumsal düzeni değiştirmeden, bazı sınıflandırmalar yaparak yeni bazı kavramlar etrafında ekonomideki değişimi açıklama çabaları yeni değildir.

Kapitalizmin çıkmazı

Amerikalı iş çevrelerinin akıl hocası olarak bilinen Peter Drucker sadece teknolojideki değişmelere bakarak yeni üretim düzenin ‘kapitalist ötesi’ olduğunu dahi ileri sürmektedir. Kapitalizmin ötesine geçebilmek için kapitalin üretim süreci içerisindeki konumunun yeniden düzenlenmesi gerekmez mi? Nitekim Piketty popüler son kitabında bırakınız kapitalizmin ötesine geçilmeyi, kapitalin belirleyiciliğinin eşitsiz ilişkiler üretme bakımından daha tahripkâr olduğunu analitik olarak ortaya koymuştur.
Davos’ta 4. Sanayi Devrimi arayan ‘kapitalistler forumu’ sanayi ötesi teknolojilere geçiş sürecinin sorunlarını çözmek için henüz üzerinde uzlaşılabilecek ekonomik reformlar paketine sahip olmaktan uzak görünmektedirler. “Bu reformların önünde duran mesele, sanayi toplumunun kapitalist model içerisinde 1929 bunalımından sonra karşılaştığı en büyük kriz olarak görülen küresel krizin aşılması gelmektedir.”
Dördüncü Sanayi Devrimi arayışından ziyade ikinci dalganın sorunlarını aşarak üçüncü dalganın yükselişine katkı yapmak şüphesiz daha faydalı olacaktır. Belki o zaman bu çabalar dünyamızın yaşadığı açlık, yoksulluk, sefalet ve doğal dengenin bozulması gibi sorunların çözüldüğü daha yaşanılır bir dünya için çıkış olabilir.

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor