• $9,4968
  • €11,0648
  • 548.359
  • 1519.25
4 Mayıs 2017 Perşembe

Ey Avrupa!

Türkiye’nin AB macerası bitiyor mu? Roma Anlaşması’nın imzalanıp AET’nin kuruluşundan sonra çok geçmeden 1963’te topluluğa girmeye teşebbüs eden ve elli dört yıldır üyelik için bekleyen bir ülkenin geldiği yer, üzerinde durup düşünülmesi gereken bir konu değil midir?

Meseleye sadece AB üzerinden bakmak eksik olacaktır; çünkü Türkiye Avrupa ilişkilerinin tarihi çok eskiye uzanmaktadır ve Avrupa’ya katılma daha özgün ifadesiyle Avrupalılaşma arzusunun somut ilk adımı Tanzimat fermanına kadar uzanmaktadır ki daha sonra Paris Anlaşmasıyla ‘Avrupa sistemine katılmış’ olunduğunu ifade eden resmi söylemi hatırlatalım. Zamanın gazeteleri Tanzimat fermanını yayımlarken ‘artık Avrupalı olduk’ türünden sevinç manşetleri atarken, hükümet de bilmem kaç pare top atışıyla bunu dünyaya duyurmaya çalışmaktaydı. “Onlar, Gümrük Birliği Anlaşması’nı imzalayan Türk Hükümeti’nin 1995’te de aynı şekilde sevinç çığlıklarıyla bu olayı kutlayacağını ve gazetelerinin de ‘şimdi Avrupalıyız’ başlıkları atıp olayı duyuracaklarını elbette düşünmemişlerdi. Daha bitmedi 2000’li yıllarda kaç defa ‘ AB’ye giriyoruz’ diye gazetelerin birinci sayfalarında Türk bayrağının yanına AB bayrakları yerleştirilerek bu yönde haberler yapılırken belediyelerin organizasyonlarıyla Kızılay Meydanı’nda kalabalıklarla kutlamalar yapıldı, renkli balonlar havaya bırakıldı.”

Batılılaşmadan AB’ye

Peki, Avrupa Birliği ile ilişkiler neden bizden çok sonra müracaat ederek üye olan ülkelerden farklı bir şekilde seyretmiştir? Türkiye AET’ye katılmak istediği o günlerde ülke olarak var olmayan, Sosyalist Sistem çöktükten sonra ortaya çıkan devletler AB üyesi olabildikleri halde, Türkiye neden topluluğun dışında kalmıştır? Böyle bir şeyin tesadüfen meydana gelmesi mümkün olmadığına göre Türkiye-AB ilişkilerini ideolojik düzlemden daha gerçekçi bir zeminde ‘uluslararası siyaset’ ekseninde ele almak gereklidir. Bunu şunun için önemsiyorum çünkü Türkiye’nin AB’ye bakışını belirleyen çerçevenin büyük ölçüde eskinin Avrupalılaşma veya Batılılaşma ideolojisi tarafından belirlendiğini hatta zehirlenmiş olduğunu tespit etmek gerekir.

Batılılaşma ideolojisi bir on dokuzuncu yüz yıl ideolojisidir ve birkaç türünden bahsedilebilir. İlki sömürgecilikten sonra girilen ülkede sömürge yönetimlerinin kurdukları sömürü ilişkilerini kurumsallaştırmak için yerli halka Batılıların kendi dilleri başta olmak üzere, kendi hayat tarzlarını öğreterek Batı’nın üstünlüğünü ve bu hayat tarzını benimsedikleri takdirde, onları medenileştireceğini ileri süren fikirler zümresidir.

“Batılılaşma ideolojisinin ikinci şekli, Batı karşısında sorun yaşayan ülkelerin muhtelif elit gruplarının Batı’nın üstünlüğü karşısında zihinsel olarak yaşadıkları mağlubiyet ve duydukları psikolojik ezikliğin sonucudur. Bu tür Batıcılar, Batı’nın muhtelif yönlerinin taklit edilmesi gerektiğini söyleyen bu yolla Batı gibi gelişebileceklerine inanan insanlardır.”

Türkiye AB’ye mecbur mu?

Buradaki sorun onların, bir kültürün transfer edilip edilemeyeceği konusunu, bugün kültürel antropolojinin teorik düzeyde ortaya koyduğu bilimsel teorilerden habersiz bir şekilde, kültürü pozitivist bir biçimde kavramalarıyla ilgilidir. Bu tür Batıcılar, ülkelerinde girdikleri Batılılaşma reformlarıyla toplumsal hayatta bölünmelere kültürel düzeyde travmalara sebep olmaktan öteye geçememişlerdir.

“Bizim AB’cilerimiz Batılılaşma ideolojisinden kurtularak, AB projesini rasyonel bir zeminde tartışmadığı, bu konudaki devlet politikasını belirleyen bürokratik anlayış da uzun yıllar bu zihniyetle meseleye baktığı için, gerçekçi bir strateji geliştirememiştir.”

Bugün gelinen aşamada ilk olarak tespit edilmesi gereken husus, Türkiye’nin artık AB’ye mecburiyetinin kalmadığı hususudur. Küresel dalgalar artık önceki çağın uluslararası örgütlenmelerine duyulan ihtiyacın yerine, çok boyutlu yeni ilişki ağları kurmuştur. Bugün, Türkiye gelişme sürecindeyken, AB ciddi sorunlarla hatta çözülme tehdidiyle karşı karşıya bulunuyorsa şimdi Türkiye’den uzaklaşmasının kolay olmayacağını söyleyebiliriz. Ey Avrupa Türkiye’yi oyalama vakti geçti, farkında mısın?

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Beyaz Saray Sözcüsü Psaki, düzenlediği  basın toplantısında, gün

ABD'den 'müttefiklik' vurgusu

Türkiye'ye has uçak! Motoru dursa bile uçuyor

Çorum'da anne ile kızı aynı üniversitede eğitim görüyor

Kayseri'de Geç Roma-Erken Bizans dönemine ait mozaikli yapı bulundu